… özgürlük, benim istediğim ölçüde ve istediğim noktaya kadardır. Aksi hali düşünülemez bile. Bu duruma ters düşen her aksiyon düzeni ve düzenin kontrol mekanizmasını tehlikeye atar…

Web 2.0 ile hayatımıza adım atan sosyal ağlar; toplumsal yapıları, insan ilişkilerini, iletişim yöntemlerini, fikir beyanatını ve daha nice insan merkezli alanı değişime uğratmıştır. İnsanlık tarihsel süreç içerisinde birçok farklı sosyo-kültürel etkileşim ve iletişim yöntemini ortaya çıkarmış, benimsemiş, kullanmış ve yine tarihsel süreç içerisinde bazılarını diğerlerine tercih ederek varlıklarını devam ettirmesine izin vermiştir. Fakat hiçbir iletişim ve etkileşim aracı her çağda dominant ve popüler kalmamış, çağın ve bilimin getirdiği yenilikler karşısında kaçınılmaz bir yenilgiye boyun eğmek zorunda kalmıştır. Örneğin; mektuplaşmak, telgraflaşmak vs. iletişim yöntemleri bilimin gelişmesi ile gelen yeni yöntemlerin güçlü popülaritesi ve getirdiği çeşitli avantajlara yenilmiş ve sessizce tarih sahnesinde çekilmiştir. Bu noktada, 21. yüzyıl ile insan hayatının vazgeçilmezleri arasında giren internet kavramı, getirdiği yeni iletişim olanakları ile çağın ana iletişim ve etkileşim aracı olma ipini göğüslemiştir. Bu bağlamda, insanlara çift yönlü ve katılımcı bir iletişim olanağı sunan ve her birisi kendi nevi şahsına münhasır yöntemlere sahip olan sosyal ağlar, günümüzün modern toplumlarında yaşayan bireylerin bir nevi dijital dilleri özelliğini taşır. Peki sosyal medya platformları bu denli popüler iken yasaklanabilir mi? Kendi içerisinde farklı denetim mekanizmalarına sahip olan sosyal ağlar, devletler tarafından regüle edilebilir mi? Sosyal ağların devlet denetiminde faaliyet göstermesi ifade özgürlüğü veyahut bilgi edinme hakkı üzerinde ne gibi etkiler yaratır?

Sosyal Medya Nasıl İdare Ediliyor?

Sosyal ağlar, bireylere katılımcı bir iletişim alanı sağlayan web tabanlı etkileşim platformlarıdır. Bu platformlarda birey kendi mesajlarını iletişim süreçlerine entegre edebilmekte veyahut kendilerine gelen mesajı tekrar üreterek farklı formalarda paylaşabilmektedir. İnternetin nerdeyse sınırsız imkânı ile oluşturulmuş olan bu platformların denetlenmesinin ve düzenlenmesinin üçüncül şahıslar tarafından yapılması mümkün değildir. Bu noktada, sosyal ağların devletler tarafından regüle edilmesi yalnızca sosyal medya şirketlerinin sağladığı imkânlar dahilinde olabilir. Dolayısıyla, devlet kurumları sosyal medya içerisinde herhangi bir hesabı veya paylaşımı kendi imkanlarıyla engelleyemez veya medya platformundan temelli kaldıramaz. Fakat devletler, sosyal medya platformlarının ülke genelinde kullanımı yasaklamak gibi her daim kendilerinin tekelinde bulunan bir cezai yaptırıma sahiptirler.  

Türkiye’de Sosyal Medya İle İlgili Karalar Nasıl Alınır?

Türkiye özelinde konuşulacak olursa devlet yetkilileri herhangi bir mahkeme kararı olmadan sosyal medya platformuna ülke içerisinden erişimi tamamıyla kısıtlayabilir. Yine bu bağlamda devletin yetkili makamları mahkeme kararı olmaksızın herhangi bir hesabın veya paylaşımın platformdan kaldırılmasını ağ sağlayıcısı şirketten talep edilebilir. Mahkeme kararı olan paylaşımlar için sosyal medya şirketleri gereken düzenlemeleri platform içerisinde yerine getirir. Bir diğer yandan, sosyal medya platformları kendi denetim mekanizmaları ile herhangi bir resmi başvuru olmadan da uygunsuz paylaşımları kaldırabilir veya herhangi bir hesabı askıya alabilir. Nitekim, sosyal platformların içeresinde olan her değişim şirketlerin tekelinde gerçekleşir. Bazı Avrupa devletleri çıkardıkları kanunlar ile sosyal medya üzerinde yapılacak regülasyonları sınıflandırmıştır. Bu sınıflandırmaya göre sosyal medya içerikleri üzerinde değişiklikleri şirketten isteyebilmekte eğer bu istekler yerine getirilmez ise kanunda yer alan cezai yaptırımlar ile şirketleri cezalandırabilmektedir.

Sözde Değil Özde Özgürlük

Liberal bir sosyolojik mantaliteye sahip olmayan milletler için devlet eliyle gelmiş herhangi bir yasağın etkileri her zaman için kısır tartışmalar çerçevesinde toplumda yankı bulur. Bu tip toplumlar için özgürlük, hak ve adalet kavramları yalnızca retorik mutfağının güzelleme malzemeleridir. İktidar partisi, muhalefet partileri, sivil toplum kuruluşları ve bunlar gibi topluma mal olmuş organizasyonlar dertleri ve çıkarları nazarında bahsi geçen kavramları kullanırlar. Gerek kümülatif algıyı bu kavramlar üzerinden oluşturmak gerekse bireylerin bu kavramlar hakkındaki bilinçsel reaksiyonlarını harekete geçirmek, kanaat önderlerinin bu kavramları kullanmaktaki birincil amacı olarak nitelendirilebilir.

Sosyal Medyaya Ayar Çekelim!

Sosyal medya platformları özellikle özgürlük kavramı üzerine ideale yakın bir kamusal alan yaratır. Bu kamusal alanda her birey belirli bir sınır içerisinde – bu sınırlar kesinlikle rijit olmamakla birlikte tartışmaya açıktır – ifade özgürlüklerini kullanabilmektedir. Kitle medyasının içi boşaltılmış kavramsal retorik bombardımanına karşı sosyal medya platformları bir nevi bahsi geçen kavramların vuku bulduğu bir kamusal alan yaratır. Bu noktada devlet, müdahil olmadığı bir “özgür” kamusal alanı tehdit olarak kabul eder. Yukarıda da bahsedildiği gibi sosyal ağlardaki özgürlük sınırları hem değişken hem de otoriter bir denetimden yoksundur. Nitekim bu sınır belirsizliği bireylerin birbirlerinin özgürlük sınırlarını gasp etme sorununu ortaya çıkarır. Küfür, hakaret ve tehdit içerikli paylaşımlar, bu sorunlu özgürlük sınırının yarattığı olumsuz sonuçlar olarak görülebilir. Bu bağlamda, devletler bu olumsuzlukların ve tabii olarak devlet çıkarlarına aksi düşen paylaşımları engellemek adına yasal düzenleme yapmak ister. Bu noktada, yasal düzenlemenin hangi çerçevede hazırlandığından çok uygulamada devletin nasıl bir tavır alacağı en önemli husustur. Yasal düzenlemeler her türlü içerik hakkında spesifik bilgiyi barındırmaz, genel bir çerçeve çizerek kanun uygulayıcısının bu çerçeve üzerinden karar vermesini bekler. İşte tam bu noktada iktidarın ideolojik yaklaşımı ile bağımsız yargının sağlanamaması durumu, uygulamada muhalif veyahut iktidar düşüncesinde olamayan seslerin susturulması sonucunu doğurabilir. Yasal gücü elinde bulunduran devlet, siyasal hükümetin nüfuz ettiği bir bürokratik yapıya sahipse ifade özgürlüğü bu yasal düzenlemeler ile sekteye uğrar. Sosyal medya platformlarından paylaşılan ve iktidarın ideolojik yaklaşımına uymayan içeriklerin kaldırılması demokrasiye ve özgürlüklere kelepçe vurmak anlamına gelir. Dolayısıyla istismara açık bir yasal düzenleme ile sosyal medyanın özgür ortamını dizginlemek, yalnızca iktidarın ideolojik yaklaşımını sosyal medya atmosferine hakim kılma isteğinin yansıması olarak görülebilir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.