Kutuplar Arktika Rusya'nın Arktika Politikası (Bölüm II)

Rusya’nın Arktika Politikası (Bölüm II)

-

RUSYA’NIN ARKTİKA HALKLARI POLİTİKASI

1.Rusya’nın Bölgedeki Rolü ve Önemi

Küresel Isınmayla beraber buzulların erimesiyle bölgede açılan deniz alanlarının bölgedeki aktörler arasında bir çekişmeye neden olduğu bilinmektedir. Bu aktörler özellikle ABD, Kanada, Rusya, Norveç, Finlandiya ve Danimarka’dır. Bu aktörler arasındaki en önemli çekişme kıta sahanlığı konusudur. Özellikle bölgedeki enerji kaynaklarına hakim olmak için devletler büyük çaba harcamaktadır. Rusya Federasyonu ise bölgedeki anlaşmazlıkların Uluslararası Hukuk çerçevesinde çözülmesi için ilk girişimlere başlayan devlettir.

Mart 2009’da Rusya Federasyonu “2020 ve Sonrasına Kadar Rusya Federasyonu’nun Arktik Bölgesi Devlet Politikasının Temelleri” isimli belgeyi yayınlamış ve Rusya’nın 2020 yılına kadar Arktik bölgesinde izleyeceği siyasi, askeri, ekonomik ve çevresel politikaları bu belgeyle belirlemiştir.[1] Söz konusu belgeye benzer bir belge daha 2001’de yayınlanmış, fakat son yayınlanan belgeyle 2001’deki agresif tutum telafi edilmeye çalışılmıştır[2]. Rusya her ne kadar BM Deniz Hukuku’na uyuyormuş gibi bir izlenim yaratmaya çalışmışsa da bölgedeki diğer ülkeler bu durumun tamamen aldatmacadan ibaret olduğunu beyan etmiştir. Özellikle Rusya’nın 2007 yılında Kuzey Buz Denizinin dibine bir denizaltı aracı ile bayrak dikmesi bölge ülkelerinde unutulmamış ve Rusya’ya güvenilmemesi gerektiği şeklinde bir yargı oluşturmuştur.[3]

2013 yılında Rusya’nın 200 deniz mili olan kıta alanını 150 deniz mili artırdığını duyurması ise Rusya’nın bölgedeki askeri faaliyetlerini kesmek bir yana iyice arttırdığının ve agresif tutumunun da yayınladığı belgedekinin aksine iyice arttırdığının kanıtı niteliğindedir. [4]

Kısacası Rusya, ABD ile birlikte bölgedeki en dikkat çekici aktördür. Özellikle askeri ve ekonomik faaliyetlerini hız kesmeden devam ettirmesi bölgede ne kadar istekli olduğunu ve kolay kolay vazgeçmeyeceğini kanıtlar niteliktedir.

2.Arktika Bölgesindeki Halklar

Kutup bölgesinde soğuk hava şartlarına karşın canlı çeşitliliği bulunmaktadır. Bitki örtüsü bulunmakta, ekolojik sistem sürmektedir. Bu durum da insan yaşamını oldukça kolaylaştırmaktadır.[5]

Bölge Halkından genel olarak Eskimo adıyla bahsedilir. Eskimo; “çiğ et yiyen” anlamına geldiği için yerli halk bunu hakaret olarak kabul etmektedir. Bölgede başlıca üç halk bulunmaktadır. Bunlar; Aleutlar, İnuitler ve Yupiklerdir.[6]

Aleutlar, Eskimolardan ayrı bir ırktır ve kültürleri farklıdır. Fakat yerleşik oldukları coğrafya ve görünüm olarak inuitlere, yani bilinen adıyla Eskimolara benzemektedirler. Bu nedenle aynı ırktanmış gibi bir anlayış yaygın bulunmaktadır. Bu halk geçimini avcılık ve toplayıcılıkla sağlamaktadır. Aleut adaları ve Alaska’nın bir bölümü çoğunlukla yerleşik oldukları alanlardır. Rusların ve Kanadalıların etkisinde kalmışlardır.[7]

İnuit Halkları; Alaska, Grönland ve Kanada bölgelerinde yaşayan Eskimoların ayrıldığı iki ana koldan biridir. Bu halk üç ana kola ayrılmaktadır. Bunlar; Grönland İnuitleri, Kanada İnuitleri ve Alaska İnuitleri ya da İnyupikler olarak isimlendirilmiştir.[8]

Ulaşımda yaygın olarak “kayak” adını verdikleri köpekle çekilen kızaklarla sağlamaktadırlar. Ayrıca bayanların kullandığı “umiak” adlı botlar da yaygın olarak kullanılmaktadır. Yaşadıkları topraklar genellikle tundra örtüsüyle kaplıdır. Yani halkın tarıma elverişli arazisi yoktur ve bu nedenle tarıma yabancı bir halk olduğu söylenebilir. Ana geçim kaynağı avcılıktır. Özellikle balıkçılık gelişmiştir. Dini inançları ise Şamanizm ve Hıristiyanlıktır. Geleneksel inanç Şamanizm olsa da bölgeye artan ilgi ve yerli halkların diğer kültürlerle etkileşimi sonucu Hıristiyanlık da oldukça yaygınlaşmıştır. Kimi iddialara göre İnuit halkı Kızılderililerle aynı kökenden gelmişlerdir.[9]

Yupik Halkı, Rusya Federasyonu’nda ve Alaska’da yaşayan yerli halktır. Eskimo olarak adlandırılan ırkın diğer kolu olarak karşımıza çıkmaktadır. Yupiklerin ilginç özelliklerinden biri de kültürlerine bağlı olmaları ve oldukça korumacı davranmalarıdır. Alaska’da 93 yılındaki bir istatistiğe göre, İngilizce bilmeyen yerli halkın %42’sini Yupikler oluşturmaktadır ve bu kategoride birinci sırada bulunmaktadır. En yaygın yerleşkeleri ise Alaska’dan Sibirya’ya kadar uzanan bölgedir. Bu halkın da birçok alt kolu bulunmaktadır. Bunlar; Supikler, Sibirya Yupikleri, Naukan Yupikleri ve Alaska Yupikleridir. Bütün Eskimo halkları gibi bu halk da geçimini avcılık ve toplayıcılıkla sağlamaktadır. Yine Şamanizm geleneksel inançlarıdır. Fakat Rusya ve ABD etkisiyle Hıristiyanlık da yaygınlaşmış bulunmaktadır. Alaska’da her ne kadar kültürünü koruyan bir halk yapısı olsa da Sibirya bölgesinde yaşayan yerlilerin büyük çoğunluğu Rus alfabesini öğrenmiştir. [10]

Arktik bölgesindeki halkların büyük çoğunluğunu Eskimolar oluşturmaktadır fakat bunların dışında bazı halklar da bulunmaktadır. Bunlardan biri de Çukçilerdir. Sibirya’nın kuzeydoğusunda yoğun olarak yaşamaktadırlar ve Rusya Federasyonu’na bağlı Çukotka Özerk birimine bağlıdırlar. Bu halk özellikle Sibirya Yupiklerini çok etkilemişlerdir. Birçok Sibirya Yupiki kendisini Çukçi sanmaktadır. Hatta dillerini, kültürlerini benimsemişlerdir. Birçok özellikleri zaten ortaktır. Rusya’nın etkisindedirler ve senelerce Rus etkisinde kalmışlardır.[11]

3.Rusya’nın Bölge Halklarına Uyguladığı Politikalar

Rusya Federasyonu konumu gereği birçok Kutup bölgesi halkını topraklarında barındırmaktadır. Konuyu sadece Rusya’nın politikası olarak ele almak doğru olmaz.

Kanada, ABD ve Rusya’nın bölge halkı üzerinde hegemonya ve sempati oluşturma çabaları da en az askeri ve ekonomik politikaları kadar göz önündedir. Öyle ki bu ülkeler, öncelikle dillerini ve dini inançlarını bu insanlara empoze etmeye çalışmışlardır. Bu çabalarıyla tabiri caizse bölgeyi içten fethetmeye çalışmakta ve bölgedeki halkın rızasını almış gözükmeye çalışmaktadır.

Rusya, öncelikle Sibirya’da ve Kamçatka bölgesinde yaşayan yerli halka vatandaşlık şansı tanımış, bu vatandaşları eğitimle adapte etmeye çalışmıştır. Bu etkilerle kendi dilini ve dini anlayışını empoze ederek yerli halkı dönüştürmeye başlamış sayılır. Bu çabalar da sonuçlarını vermiştir. Özellikle Sibirya bölgesindeki Yupikler ve Çukçiler en az kendi dilleri kadar Rus dilini de kullanmakta, Şamanizm olan geleneksel inançlarının yanında Hristiyan nüfus da günden güne artış göstermiştir. Yerli halka izlenen bir diğer politika ise şehirlileştirmedir. Bu insanların genelde kırsal alanda yaşadığı bilinmektedir. Öyle ki bir kısmı hala ilkel şartlarda yaşamaktadır. Rusya öncelikle halkı snowmobile denilen teknolojik kar araçlarıyla tanıştırmış ve aracın kullanımını yaygınlaştırmaya çalışmıştır. Bahsedilen araç ise yavaş yavaş yerli halkın kullandığı “kayak” isimli ulaşım aracının yerini almaya başlayacaktır. İnsanları teknolojiyle tanıştırmak şehirlileştirmenin ilk adımı olarak da görülmektedir.[12]

Öyle ki bu politikalar tam da Rusya’nın planladığı gibi gitmiştir. Yerli halkın bir kısmı şehirlere yerleşmeye başlamıştır. Bu yerleşme gerek eğitim ihtiyacından dolayı, gerekse ekonomik fırsatlardan dolayı gerçekleşmiştir. Şehirlere yerleşen halklar ise zamanla kendi geleneklerini, kültürlerini ve yaşam tarzlarını değiştirmeye başlamıştır. Bu değişim köklü bir değişim olmasa da bir dönüşümün başlangıcı olarak ele alınabilir. Kültürlerin etkileşimi gerçekleşmekte ve özellikle yerli halk etkilenen tarafta bulunmaktadır. Zamanla da belli özelliklerini yitirmeye ve kopmaya başlamışlardır. Öyle ki birçok Sibiryalı Rus şehirlerine yerleşip yeni düzenlerini kurduktan sonra anavatanlarına dönmemiş, dönenler ise orada kalmakta büyük zorluklar çekmiştir.[13]

Benzer politikaları Norveç, ABD ve Kanada da izlemiştir diyebiliriz. Özellikle Norveç ve Kanada yerli halklara olanaklar tanıyarak kendi kültürlerini, topraklarını ve geleneklerini terk etmeleri için büyük fırsatlar sunmuştur.

Yerli halk, vatandaşlık kazandıktan sonra kendilerini ilk önce bağlı oldukları ırktan, daha sonra da Rus, İskandinav ya da Kanadalı olarak tanımlıyorlardı. Fakat bu durum bir yerden sonra tersine dönmeye başladı ve ilk seçenek tamamen yok olmaya başladı. Öyle ki şehirlileşmiş ve vatandaşlık kazanmış birçok Yupik veya İnuit veya diğer tanımıyla “Saami”ler kendilerini Rus, Norveçli veya Kanadalı olarak tanımlıyorlardı.[14]

Rusya’nın bir diğer hamlesi ise bölgedeki isimleri değiştirmek olmuştur. Sibirya’nın özellikle doğu bölgesindeki birçok yerleşim yerinin adı Çince veya benzeri dillerde adlandırılmıştır. Rusya Federasyonu bu duruma da el atarak, bölgedeki yerleşim yerleri, dağlar, nehirler vb. alanların isimlerini değiştirmiş ve çoğunluğunu Rusça isimlerle adlandırmıştır. Bu da yerli halka yapılan bir baskı olarak yorumlanmıştır[15]

Arktik halklarının kültürlerinin yok olmasından endişe duyan bazı devletler ve yerli halklar bu endişelerin giderilmesi için bir takım girişimlerde bulunmuşlardır. Bu girişimlerin sonucunda Rusya, Kanada, Norveç ve ABD’nin üye olduğu Inuit Circumpolar Council (ICC) kuruldu.[16] Bu Sivil Toplum Kuruluşu bölge yerlilerinin hakları, kültürleri ve yaşam tarzlarını korumak adına çalışmayı hedeflemektedir. Her dört yılda bir toplantılar gerçekleşmekte ve kararlar alınmaktadır. Fakat bu kararların çok etkili olduğunu söylemek iyimser bir yaklaşım olur. Burada ilginç olan bir durumdan da bahsetmek gerekir. Sibirya halkları ICC örgütünün 1989’a kadar yaptığı hiçbir toplantıya katılmamıştır. 1989 yılına kadar yapılan toplantılarda Sibirya koltuğu boş kalmıştır ve bu tarihte ilk katılımı gerçekleştiren Sibirya sonunda üyeliğini tamamlamıştır.[17]

Rusya bu dönüşüm politikasını büyük bir titizlikle yürütmüştür. Öyle ki yerli halklara baskı yapıldığı, asimile edildiği gibi iddiaları reddetmiş ve bu halklara yardımcı olduğunu belirtmiştir. Halkların şartlarını iyileştirdiğini, fırsatlar sunduğunu savunmuştur.[18]

Rusya’nın bu politikaları Stalin’den sonraki dönemde hafiflemiş ve halkın yetiştirilmesi, geliştirilmesi politikaları uygulanmış, fakat baskılar azalmıştır. Fakat bu yumuşama kısa bir süre sürebilmiş, daha sonra asimile etme çabası olduğu yerden devam etmiştir.

Mark Nuttal’ın “Encyclopedia of Arctic” isimli kitabının “Aboriginal Identitites” adlı bölümünde bahsedilen bir örnekten de söz etmek gerekmektedir. Kitapta Alice French isimli yazarın anılarından birine yer verilmiştir. Anı şu şekildedir ve Rusya, Kanada gibi devletlerin politikalarının anlaşılabilmesi açısından oldukça önemlidir:

“1937 Kışında; ben yedi yaşımdayken, babam, ben ve kardeşime annemin tüberküloz hastası olduğunu söyledi. Biz de Cambridge Bay’den Aklavik’teki bir hastaneye gitmek zorunda kaldık. Aklavik’e iner inmez annem hastaneye götürüldü. Ben ve abime de burada okula devam edeceğimiz söylendi… Okula gittiğimde bir Eskimo kız beni diğer arkadaşlara Hıristiyan ismim olan Alice adıyla tanıtmıştı. Benim eski adımdan hiç bahsedilmemişti ve bana Alice diye sesleniyorlardı. Ta ki eve dönene kadar Eskimo adımı hiç duymamıştım.”

Örnekten de anlaşıldığı gibi devletlerin politikaları yalnızca yerli halka ilişkin değildir. Aynı zamanda iç politikada da bu insanlar hakkında yargılar oluşturulmakta, dönem dönem sempati yaratılmakta veya tepki toplama çabaları gözden kaçmamaktadır. Şehirli vatandaşlar genelde Arktik halkını “yabani”, “çiğ et yiyen” ve “barbar” gibi sıfatlarla tanımlamaktadır. Fakat vatandaşların hepsinin bu görüşte olduğu söylenemez.

Özellikle Arktik halkının şehirlileşmesi dönemine tanıklık eden insanlara göre bu kültürün kentleşmiş bölgelerde yaşatılması mümkün değildir. Bu insanların ya anavatanlarına dönmeleri gerekmekte, ya da burada kalıp şehir kültürünü benimseyerek kendi kültürlerini uyarlamaları gerekmektedir. Bu durum da şehirlere yerleşen birçok insanın ya kültürünü yumuşatması ve uyarlamasıyla, ya da anavatanlarına dönmeleriyle sonuçlanmıştır. Fakat büyük bir kısmı şehirlerde kalmıştır. Özellikle eğitim amaçlı buralara yerleşen öğrenciler, şehirli isimlerini kullanır olmuş ve birçoğu eski ismini unutmuştur. Bu da zamanla kültürel yozlaşmayı da yanında getirmiş ve bunlardan kopukluk başlamıştır.[19]

Peki, Rusya veya diğer devletler bunları neden yapıyor? Bölgedeki doğal kaynaklar hakkında pek çok iddia vardır fakat ne kadar zengin kaynaklara sahip olduğu da herkes tarafından bilinen bir gerçektir. Zaten devletler arasındaki mücadelenin ana kaynağı budur demek yanlış olmaz. Özellikle Rusya’nın ele geçirdiği ve hakim olduğu topraklar doğal gaz ve petrol açısından oldukça zengindir. Bu kaynakların işletilmesi faaliyetleri ise uzun süredir devam etmektedir. Rusya, bölgede yapılan faaliyetlerde bölge halkından insanları da çalıştırmaktadır. Böylelikle bir iş fırsatı doğurarak insanların bu faaliyetlere tepki göstermesi engellenerek rızası alındığı izlenimini yaratma hedefinde adım adım devam etmektedir. Bölgede çalışan insanlar haftalık ve çok düşük ücretlere, genellikle en alt kademelerde çalışmaktadır. Bir diğer gerçek ise Rusya bölge halkına uyguladığı asimilasyon veya şehirlileştirme politikalarıyla bölgede gösterilebilecek olası bir direnci azaltmaya çalışmaktadır. Zaten savunmasız olan insanların başka devletler tarafından gündeme getirilerek faaliyetlerinin yavaşlatılmasını engellemek Rusya için oldukça önemlidir. Yani Rusya; bölgeyi gerek boşaltarak, gerek halkın kültürünü dönüştürerek, gerek eğiterek ve gerekse himayesine alarak burada otoritesini kurmakta ve faaliyetlerini hızlandırarak sürdürmektedir.[20]

Yerli halkların kültürüne hakim olan olgulardan biri de doğaya saygıdır. İnuit liderlerinden biri, kültürleri her ne kadar dönülmez bir sapmaya girmiş olsa da bu felsefelerini asla yitirmeyeceklerinden bahsetmiş olsa da bölgede stratejik çıkarlar peşinde olan devletler içten içe bu felsefelerini de yok etmeye çalışmışlardır.[21]

Önemli noktalardan biri de din konusudur. Bölge halkları genellikle Şamanizm dinine bağlıdır. Bu din yazılı bir kaynağa dayanmamaktadır ve sözlü olarak nesilden nesile iletilen bir anlayışa sahiptir. Temel olguları doğaya saygı, doğanın kutsallığı, insan yaşamına saygı gibi felsefelerden oluşmaktadır. Özellikle ABD ve Rusya bu alanda da faaliyetlerde bulunmuşlardır. Bu faaliyetler genellikle eğitim ve misyonerlik aracılığıyla oluşmuştur. Ayrıca din konusunun halkları birbirine bağlayan önemli noktalardan birini oluşturduğu şüphesizdir. Halkların birbirine olan bağlılığını kırmak adına yapılabilecek şeylerden biri de ortak inançlarına müdahale etmektir. Tabi ki bu müdahale doğrudan yollarla gerçekleşmemektedir. Daha önce de bahsedildiği gibi eğitim yolu bu noktada büyük önem taşımaktadır. Bu nedenledir ki Rusya, politikalarının temelinde eğitimli, üniversite mezunu Sibiryalıların olacağını da belirtmiştir. [22]

Rusya’nın uyguladığı eğitim politikası ise planlandığı şekilde ilerlemiştir. Bölgede Şamanizm dışında Hıristiyanlık da oldukça yaygınlaşmış durumdadır ve bu da bölge halkının bu devlete bağlılık duymasını sağlayabilecek bir durumdur. [23]

Din konusundaki politikaları geliştiren tek ülkenin Rusya olduğu söylenemez. Kanada ve Norveç de bu konuda oldukça çaba sarf etmiştir. Yine eğitim yolu kullanılarak bu bölgede hakimiyet mücadelesi verilmiştir denilebilir.

Birleşmiş Milletler bu konularda oldukça aciz kalmıştır. Rusya ve diğer ülkelere yaptırım uygulama veya yerli halkın yaşam tarzına müdahaleleri kısıtlayabilecek herhangi kayda değer bir karar alındığı söylenemez. Bir takım halkı koruma anlayışında olan kararlar alınmış olsa da devletlerin bu kararı çok ciddiye aldığı söylenemez. Özellikle Rusya, bu bölgede önce faaliyette bulunarak sonra karar aldırma veya başvuruda bulunma yöntemiyle hareket etmektedir. Yani önce eğitim veya misyonerlik faaliyetlerini gerçekleştirmekte, daha sonra bu faaliyetlerin meşrulaştığını ve kendi bölgesinin uzantısı olduğunu iddia etmektedir.

Yerli halklar ise bu mücadele karşısında oldukça savunmasızdır diyebiliriz. Öyle ki maddi olanakları oldukça kısıtlı olan bu halkın sesini duyurması çok güçtür. Ayrıca halk da kapitalizmle tanışmıştır diyebiliriz.

Geçimini genellikle balıkçılık ve avcılıkla gerçekleştiren bu yerliler ticaretle tanışmış ve onun gücüne karşı koyamayarak bir parçası haline gelmeye başlamışlardır. Daha önce de bahsedildiği gibi Rusya bölge halkının bir kısmını işçi olarak çalıştırmaktadır ve maaşları çok düşüktür. Ayrıca buzulların erimesiyle bölgede deniz yollarının da ortaya çıkması ve deniz ticaretinin de başlaması yaşam koşullarını olumsuz etkilemiş ve parayla tanışan halkta yoksulluk hissedilmeye başlamıştır. Bir de bu halklar daha önce kendi kaderine bırakılmış ve diğer kültürlerle iç içe yaşamamış bir toplumdur. Kültürel etkileşimler başlayınca ister istemez teknolojik ve ekonomik talepler adapte olmalarına neden olmuştur.[24]

Bir diğer önemli husus ise çocuk ve gençlerin etkilenmesidir. Bölge halklarına uygulanan politikalardan en önemlilerinden biri de çocuk ve gençlere uygulananlardır. Kültür, sanat, eğitim, din ve dil gibi faktörlerde bölge ülkeleri her zaman kendi değerlerini empoze etmeye çalışmıştır. Özellikle eğitim imkanlarını elinde bulunduran ülkeler, bölge halkının çocuk ve gençlerini bu yönlerden etkilemenin yollarını zorlamaktadır.

Bu politikanın sonucu olarak da genç yaşta şehirlere giden kimseler, daha sonra iyice adapte olarak anavatanlarında yaşayan insanlara “yabancılaşırlar”. Bu yabancılaşma iki taraflıdır. Bir yerden sonra iki taraf da birbirine son derece yabancılaşmış olurlar ve bu gençlerin bölgeye olan bağlılığı iyice azalır. Tabi ki eğitim alan bütün gençler bu yönde düşünmezler. Tam tersi durumlar da söz konusudur. Son derece eğitim alarak bilimsel çalışmalar yapmaya çalışan birçok arktik yerlisi bulunmaktadır. Bu kişiler anavatanlarıyla olan bağlarını koparmamışlardır ve hatta çalışmalarının temeli bu bölgeden meydana gelmiştir. Bölge üzerine çok sayıda çalışmalar yapmışlar ve tabiri caizse bölgeyi bilim dünyasına yerli perspektifinden tanıtmışlardır. Ayrıca bölge yerlilerinin kültürlerini devam ettirmeleri adına önemli araştırmalar yapmışlar ve büyük katkıda da bulunmuşlardır.[25]

Rusya ve diğer bölgelerin bölge halklarına olumlu yaklaştığını söylemek çok iyimser bir tutum olacaktır. Rusya’nın en büyük silahının eğitim olduğu da ortadadır. Vatandaşlığa kabul etmeyle başlayan sürecin eğiterek asimile etmeye dönüşmesi de oldukça açık bir şekilde görülmektedir. Bölge halkının dostu yoktur. Sadece samimi gözükmeye çalışan devletler bir takım kültürel ve sosyal yardımlarda bulunmaktadır fakat bunlar sembolik düzeylerden öteye geçememektedir. Örneğin Norveç, yerliler için birçok müze açmış, kültürel faaliyetlerinin ve tarihlerinin araştırılması için de bir takım faaliyetlerde bulunmuştur.[26] Ama bu faaliyetler bölge halkının sempatisini kazanmak ve dünya kamuoyuna masum gözükmek çabasından öte bir davranış değildir.

Sedat AĞIN

Akdeniz Üniversitesi/Uluslararası İlişkiler

[1] Krş. Burgess, Philipp.Foundations Of The Russian Federation’s State Policy In The Arctic Until 2020 And Beyond. 23.10.2014. 17:55. http://icr.arcticportal.org/index.php?option=com_content&view=article&id=1791%253afou

[2] Kavas, Alp. Rusya’nın Arktik Politikası ve Türkiye. 2014. BİLGESAM. 23.10.2014. 18:35.

http://www.bilgesam.org/incele/78/-rusya%E2%80%99nin-arktik-politikasi-ve-turkiye/#.VF4ThPmsWSo

[3]Kavas, A.g.e.

[4]Krş. Kavas, A.g.e.

[5]NUTTAL, Mark. The Arctic: Environment, People, Policy. Harwood Academic Publishers. Amsterdam. 2000.

[6]Nuttal, Mark. The Arctic: Environment, People, Policy. Harwood Academic Publishers. Amsterdam. 2000.

[7]Nuttal, Mark. The Arctic: Indigenous Peoples and Cultural Survival. Harwood Academic Publishers. Amsterdam. 1998.

[8]

[9] Krş. Nuttal, A.g.e., 1998.

[10]Krş. Nuttal, Mark. Aboriginal Identities. Encyclopedia of the Arctic Volume 1 A-F. Routledge. NY.2005.

[11] Krş.Nuttal, Mark. The Arctic: Indigenous Peoples and Cultural Survival. Harwood Academic Publishers. Amsterdam. 1998.

[12]Nuttal, Mark. Aboriginal Identities. Encyclopedia of the Arctic Volume 1 A-F. Routledge. NY. 2005.

[13] Krş. Nuttal, A.g.e. 2005.

[14]Nuttal, Mark. Aboriginal Identities. Encyclopedia of the Arctic Volume 1 A-F. Routledge. NY. 2005.

[15] Krş. Slezkine, Yuri. Russia and the Small Peoples of the North: Arctic Mirrors. Cornell University Press. NY. 1994

[16]Nordic Council of Ministers. Arctic Social Indicators. Norden. Copenhagen. 2010.

[17] Krş. Nordic Council of Ministers. A.g.e.

[18] Krş. Slezkine, A.g.e.

[19] Krş.Nuttal, Mark. Aboriginal Identities. Encyclopedia of the Arctic Volume 1 A-F. Routledge. NY. 2005.

[20] Krş. Slezkine, Yuri. Russia and the Small Peoples of the North: Arctic Mirrors. Cornell University Press. NY. 1994.

[21]Nuttal, Mark. Aboriginal Identities. Encyclopedia of the Arctic Volume 1 A-F. Routledge. NY. 2005.

[22] Krş. Nuttal, A.g.e.

[23] Krş.Slezkine, Yuri. Russia and the Small Peoples of the North: Arctic Mirrors. Cornell University Press. NY. 1994.

[24] Krş. Nuttal, Mark. The Arctic: Environment, People, Policy. Harwood Academic Publishers. Amsterdam. 2000

[25]Krş. Nordic Council of Ministers. Arctic Social Indicators. Norden. Copenhagen. 2010

[26]Krş. Nuttal, Mark. Aboriginal Identities. Encyclopedia of the Arctic Volume 1 A-F. Routledge. NY. 2005.

Önceki İçerikTarihte Bugün: 4 Ocak
Sonraki İçerikTarihte Bugün: 5 Ocak

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Son Yazılar

İnsanlar ve Rejimler

Siyasiler, devleti yöneten mühim kadrolar, devlet ve toplum hayatını şekillendirecek kararlar alırlar. Alınan kararların etkileri hem bugünümüze hem de yarınlarımıza sirâyet eder. Toplum olarak günbegün belki bilerek belki de bilmeyerek tepedeki işleyişin bize dayattıklarıyla yahut lâyık gördükleri imkânlarla nefes alır nefes veririz.

Yaratıcılığın Kaybı

Size de oluyor mu bilmem ama çok uzun bir zamandır yaratıcılığımı kaybetmişim gibi hissediyorum.Sanki kurak bir toprak gibiyim, üzerime...

NEREDEYSE BEŞ SANİYE OLACAKTI

Tarihle sabittir ki, insanların kendi eliyle inşa ettiği, dini-kültürel ya da siyasi önder kültünün altında, sanrılara dayalı bir bilinçle...

KİŞİLİĞİN GÖĞERMESİ

İnsana ferdiyetini, birey olmaklığını bahşeden şey şüphesiz sahip olduğu aklı kendine özgü kılabilmesidir. Bir biçimde taklit ve öykünmelerle başlayan...

KIŞ ÇIKMAZI

Bir kış çıkmazında kaskatı karanlıkta takılı kalmış zaman soğuk ve müzlim Korkunun ayazıyla buz tutan kalbin Kaybolmuş ufuklar seçilmiyor elin. Ya hadım edilmiş...

Analyse de la prise de décision des politiques publiques à propos de COVID-19 en Turquie

Préparé par Ayşe Ece Bıçakcı, Evşen Yıldız, Sevgi Ulusoy Introduction L’analyse d’une politique publique constitue l’un des piliers fondamentaux des sciences...

Bunları da Okuyun

İlginizi ÇekebilirOKUNASI
Sizin için seçtik!