16.4 C
İstanbul
Pazar, Mayıs 26, 2024

Prometheus: İnsanlığı Kurtaran Titan

Yeryüzünün henüz var olmadığı dönemde “Kaos” adı verilen sonsuz bir boşluk ve karanlık evrene hâkimdir. Bu sonsuz boşluğun içerisinde ilk önce Gaia, yani yeryüzü ortaya çıkar. Gaia gökyüzünü, yani Uranos’u doğurur ve aşkın etkisiyle bu ikisi birlikte olurlar. Bu birliktelikten kikloplar[1], hekatonkheirler[2] ve titanlar dünyaya gelir. Bu dönemde yeryüzünde henüz insanlar ve hayvanlar yoktur.[3] Bunları daha sonraki dönemlerde tanrılar yaratacaklardır.

Gaia ile kendi doğurmuş olduğu Uranos’un birlikte sahip oldukları on iki titanın adları.

Gaia ile Uranos’un titan çocuklarından İapetos, Klymene ile evlenir. Bu evlilikten dört titan dünyaya gelir: Atlas, Menoitios, Epimetheus ve Prometheus. Yunancada “ön, önce” demek olan “pro” kelimesinden ve “anlamak, bilmek” anlamına gelen “manthano” eyleminden türemiş olan Prometheus özel adı “önceden bilen”, “önceden anlayan”, “bir olay yaşanmadan önce sonuçlarını düşünen”, “olayları öngören” anlamlarına gelmektedir.[4]

Titanlar Savaşı ve Prometheus

Gaia ile Uranos’un evlatları olan on iki titanın en genci Kronos’tur. Kronos, babası Uranos’un cinsel organını kesip onu yendikten sonra “Titanların Kralı” unvanını eline geçirmiştir. Kendisi, bir gün kendi çocuklarından biri tarafından tahtından edileceği kehanetini duyduktan sonra doğan tüm çocuklarını yutarak midesine indirmiştir. Ancak Kronos’un çocuklarından Zeus’u, annesi Rhea, doğumundan sonra Girit’e saklayarak babasının oğlunu yutmasını engellemiştir. Böylece babasının gazabından kaçmayı başaran Zeus, güçlenip doğru zamanın geldiğini düşündüğünde babası Kronos’a savaş ilan etmiştir. “Titanlar Savaşı (“Titanomakhia” veya “Titanomahia” olarak da adlandırılmaktadır)” olarak bilinen bu savaşın söz konusu ilanından sonra Prometheus, savaşın nasıl sonlanacağını öngörerek, pek çok titanın aksine, Zeus’un yanında saf tutmuştur. Kardeşi Epimetheus’u da Zeus’un yanında saf tutmaya ikna etmiştir. Öngörüsünde elbette yanılmamış olan Prometheus, savaşa böylece muzaffer tarafta katılmıştır ve kardeşi Epimetheus’u da muzaffer kılmıştır.

Hollandalı sanatçı Cornelis Cornelisz van Haarlem (1562-1638) tarafından 16. yüzyılın sonlarına doğru yapılmış olan “Titanların Düşüşü” adlı tablo. Tabloda Titanlar Savaşı’nı Zeus karşısında kaybeden titanlar resmedilmiştir. ©upload.wikimedia.org

İnsanların (Erkeklerin) Yaratılışı

Titanlar Savaşı’ndan sonra yeryüzüne artık Zeus idaresindeki tanrılar hâkim olmuşlardır. Sakin ve barış dolu bir döneme girilen yeryüzünde günler, tanrılar için sorunsuz bir biçimde akıp gitmektedir. Ancak, artık savaşın olmadığı bu heyecansız dönemde tanrılar sıkılmaya başlamışlardır. Bu nedenle Zeus, oğullarından Ateş, Yanardağ ve Demir İşçiliği Tanrısı Hephaistos’tan zırh, silah, kalkan v.b. artık işe yaramaz malzemeler yerine, emsali bulunmayan, tanrıların sıkıcı günlerini unutmalarını sağlayacak, istisnai bir şey üretmesini ister. Bu talebin üzerine Hephaistos, babasını tatmin edecek bir üretim yapabilmek amacıyla uzun süre düşünür. Sonunda aklına bir fikir gelir. Fikrinin somut hâlini tanrılara gösterebilmek için Olimpos Dağı’nda yaşayan tanrıları atölyesine çağıran Hephaistos, bu tanrıların gözü önünde ateşi, toprağı ve başka pek çok maddeyi karıştırarak onlara hayvanları ve insanları yaratmayı gösterir. Böylece tanrılar, özellikle de kendi görünümlerinde yaratılan insanların yaşantılarını izleyerek sıkılmaktan kurtulacaklardır.

Hayvanlarla insanların (henüz yalnızca erkekler yaratılacaktır) yaratılma sürecine başlanırken Zeus, bu varlıklara hangi özelliklerin verilmesi gerektiği konusunu savaşta kendi safında yer almış olan titanlardan Epimetheus ile Prometheus kardeşlere bırakır. Amacı, kardeşlere olan minnetini göstermektir. Epimetheus, hiç düşünmeden, doğada hayatta kalabilmek için gerekli olan pek çok özelliği (hızlı ve güçlü bir vücut, kalın bir deri ve kürk, kanatlar, boynuzlar, pençeler v.b.) hayvanlara verir. Ancak, aceleyle bu işi yaptığından dolayı Zeus tarafından kendilerine sunulan özelliklerin neredeyse hepsini hayvanlara harcar. Böylece, hayvanlar pek çok farklı özelliklere sahip olurken insanlar çıplak ve savunmasız kalmışlardır. Bunun üzerine Prometheus, insanların kendilerini koruyabilmeleri, yemeklerini pişirebilmeleri, kısacası hayatta kalabilmeleri için onlara ateşin verilmesini Zeus’tan rica eder. Zeus bu ricayı kabul eder ve yeryüzüne bir yıldırım göndererek birkaç ağacı yakar. Böylece insanlar, ateşe sahip olurlar.

İnsanlar bu dönemde altın çağlarını yaşamaktadırlar. Buğdayın kendiliğinden toprakta büyüdüğü bu dönemde yeryüzünde hastalık, yaşlanma, açlık v.b. sorunlar bulunmamaktadır. Yeryüzünün âdeta cennet olduğu bu dönemde tanrılar ile insanlar, arada bir buluşarak birlikte eğlenmektedirler. İnsanlar ile tanrıları birbirinden ayıran tek bir özellik vardır, o da ölümdür. Tanrılar ölümsüzdür. İnsanlar ise zamanı geldiğinde acı çekmeden, huzurlu bir uykuya dalmaktadırlar. Uyku Tanrısı Hipnos da bu uykuya dalan insanları alarak onları yer altında bulunan Elysion’a[5] götürmektedir.

Tanrılar ve İnsanlar

Tanrılarla insanların birlikte yaşadıkları ve pek çok zaman bir araya gelip eğlendikleri bu dönemde Zeus, insanlarla tanrıların söz konusu yakınlığından rahatsız olmaktadır. Ona göre insanlar, tanrılar kadar üstün varlıklar değillerdir. Bu nedenle de insanlarla tanrıların ilişkilerinde bir hiyerarşi gerekmektedir. Bu hiyerarşide Zeus en tepede, diğer tanrılar kendisinden bir alt kademede, insanlar da onların altında yer almalıdırlar.

Bu düşüncesini uygulamaya geçirmek amacıyla Zeus, Mekone Ovası’nda bir şölen düzenler. Söz konusu şölene tüm insanlar ve tanrılar gelirler. Zeus, şölende bir büyükbaş hayvanın kurban edilmesini ve kurban edilen hayvanın etlerinin ve kemiklerinin iki ayrı parçaya ayrılmasını emreder. Güzel olan kısım tanrılara, diğer kısım ise insanlara verilecektir. Böylece insanlar, tanrılardan daha değersiz olduklarını anlayacaklardır. Tüm tanrılar içerisinde yalnızca Prometheus bu fikre sıcak bakmamaktadır. Kendisi, bu gidişle insanlara verilen tüm güzelliklerin insanlığın elinden alınacağından korkmaktadır.

Prometheus, hayvanı kurban edip iki ayrı parçaya ayırma görevini üstlenir. Hayvanın kemiklerini bir tarafta, etlerini ise diğer tarafta toplar. Hayvanın yenmesi mümkün olmayan kemiklerini iştah açıcı bir yağ tabakasıyla kaplar. Tam aksine, iştahla yenebilecek olan etlerini ise deri parçaları ile kapatır. Böylece kemikler iştah açıcı görünürken, etler mide bulandırıcı bir görüntüye sahip olur. Daha sonra Prometheus, iştah açıcı kemik parçalarıyla mide bulandırıcı et parçalarını seçmesi için Zeus’a sunar. Zeus, yanılarak iştah açıcı görülen kemik yığınını tanrıların tüketimi için seçer. Böylece, farkında olmadan, lezzetli et parçalarını da insanlara bırakır. Elbette, seçtiği parçanın yenmesinin mümkün olmadığını anladığında öfkeden çılgına döner. Bu öfkesini de öncelikle insanlardan, daha sonra da onları korumaya çalışan Prometheus’tan çıkaracaktır.

Pandora: İnsanlığın İlk Kadını

Zeus, insanlığın elinden öncelikle buğdayı alır. Böylece, bunca zamandır insanların hiçbir çaba harcamasına gerek kalmadan topraktan kendiliğinden çıkan buğday, artık kendiliğinden çıkmaz olur. İnsanlar artık buğday elde edebilmek için buğdayı ekmek, sulamak ve toprağı işlemek zorundadırlar.

Zeus, buğdaydan sonra, zamanında insanların hizmetine sunduğu ateşi de onların elinden alır. Ateş olmadan insanlar yemeklerini pişirememektedirler. Gece olduğunda etrafı aydınlatamamaktadırlar. Kendilerini hayvanlara karşı koruyamamaktadırlar. Kış soğuğunda kendilerini ısıtamamaktadırlar. Kısacası, ateş olmadan insanlığın hayatta kalabilmesi mümkün değildir.

Tüm bu yaşananları gören Prometheus, insanlık için oldukça üzülmektedir. Bunun üzerine Prometheus, Zeus’un kızı Athena’yı, gizlice Olimpos Dağı’na girmesine izin vermesi konusunda ikna eder. Olimpos Dağı’na gizliden girmeyi başaran Prometheus, tanrıların kutsal ateşinden bir kor parçası alarak onu bir rezene bitkisinin boş sapına koyup saklar. Daha sonra da bu koru (ateşi) götürüp insanlara verir.

Alman sanatçı Heinrich Friedrich Füger (1751-1818) tarafından 18. yüzyılın sonlarında veya 19. yüzyılın başlarında (vefatından hemen önce) yapılmış olan “Prometheus İnsanlığa Ateşi Getiriyor” veya “Prometheus Tarafından İnsanın Yaratılışı” adlı tablo. Tabloda Prometheus’un, ateş yokluğunda ölüme terk edilmiş insanlığa ateşi getirdiği an resmedilmiştir. ©upload.wikimedia.org

Prometheus’un bu yaptığı Zeus’un emirlerine itaat etmemesi, hatta isteklerinin tam aksini yapması anlamına gelmektedir. Olanları öğrenen Zeus, bu nedenle daha da çileden çıkar. Ancak intikamını hem insanlıktan hem de Prometheus’tan almakta kararlıdır. Güzel bir intikam planı hazırlar. Bu kapsamda hemen oğlu Hephaistos’un yanına gider ve kendisine bir kadın insan yaratmasını emreder. Bu kadın her açıdan kusursuz olmalıdır. Afrodit, bu kadına zarafeti verir. Athena, kadını en güzel kıyafetlerle donatır. Horalar, kendisini çiçeklerle donatırlar. Hermes ise, Zeus’un emirleri üzerine, kendisine yalancı, insanları kullanmayı seven, cinselliğe doymayan ve her şeyi merak eden bir ruh verir. Tüm kadınların atası olan bu ilk kadına “Pandora” adı verilir.

Pandora, yaratıldıktan sonra, Hermes vasıtasıyla Epimetheus’a götürülerek kendisine hediye edilir. Prometheus, kardeşine, kendisine Zeus tarafından gelebilecek her türlü hediyeyi reddetmesini tembihlemiştir. Ancak Pandora’nın güzelliği karşısında kendinden geçen Epimetheus, kardeşinin tembihlerini anında unutarak Pandora’yı kollarına almıştır.

“Pandora’nın Kutusu” adlı çanak. Çanak üzerinde, fotoğrafa karşıdan bakıldığında, soldan sağa doğru sırasıyla Zeus, Hermes, Epimetheus ve yerden yükselmekte (yaratılmakta) olan Pandora görülmektedir. Epimetheus, Pandora’yı kollarını açarak kabul etmektedir. Söz konusu eser bugün İngiltere’de, Ashmolean Müzesi’nde bulunmaktadır. ©ashmolean.org

Pandora’nın Kutusu

Zeus, Pandora’yı Hephaistos’a hediye olarak sunmadan önce Pandora’nın eline bir kutu verir. Mücevherlerle donatılmış söz konusu güzel ve ihtişamlı kutunun içinde, her bir tanrı tarafından üflenmiş olan evrenin tüm kötülükleri bulunmaktadır. Yaşlanmak, açlık, susuzluk, hastalık bunlardan yalnızca bazılarıdır. Söz konusu kutunun içeriğini Pandora’ya söylemeyen Zeus, Pandora’ya yalnızca her ne olursa olsun kutuyu açmaması gerektiğini belirtir. Böylece Pandora’nın merakını uyandırmayı başarır.

Epimetheus ile geçirdiği ilk gecenin ardından Pandora, merakına yenik düşerek kutunun ağzını açar. Böylece insanı sonsuza kadar üzecek ve insana eziyet edecek olan tüm kötülükler fışkırarak kutudan çıkar. Zeus, insanlar hazırlıksız yakalansınlar diye, bilerek bu kötülükleri sessiz ve görünmez kılmıştır. Yeryüzüne söz konusu kötülükler hızla yayılır ve iyiliklerle karışarak iyilik ile kötülüğü birbirinden ayırt edilemez hâle getirir. Kutuyu açtıktan sonra korkudan bir süre donakalan Pandora, kutuyu olabildiğince çabuk kapatır. Ancak artık çok geçtir. Prometheus, Zeus’a sunduğu kemik yığınının görünümünü değiştirerek Zeus’u kandırmıştır. Şimdi de Zeus, aynı şekilde dış görünümü aldatıcı olan güzeller güzeli Pandora ile Prometheus’un ihanetinin cevabını vererek insanlıktan intikamını almıştır.

Britanyalı sanatçı John William Waterhouse (1849-1917) tarafından 19. yüzyılın sonlarına doğru yapılmış olan “Pandora” isimli tablo. Tabloda Pandora’nın kutuyu açtığı an resmedilmiştir. ©upload.wikimedia.org

Prometheus’un Cezası

İnsanların cezalandırılmasından sonra sıra Prometheus’un cezalandırılmasına gelmiştir. Bu ceza o kadar ağır olmalıdır ki Zeus’a ihanet etmeyi isteyecek başka tanrılar da bu cezayı görerek korkmalıdırlar. Bu ağır cezayı düşünen Zeus, Prometheus’u Karadeniz ile Hazar Denizi arasında, Kafkas Dağları’nda bir yere zincirletir. Daha sonra bir kartala, her gün Prometheus’un yanına giderek onun karaciğerini iştahla yemesi için emir verir. Prometheus ölmemektedir. Kendisinin karaciğeri her akşam, sabaha kadar tamamen iyileşmektedir. Kartal da böylece her gün, yıllar boyunca, sabahtan akşama kadar Prometheus’un tekrar tekrar iyileşen karaciğerini tekrar tekrar yemektedir. Böylece Prometheus’un cezası ve acısı da durmadan devam etmektedir.

Hollandalı sanatçılar Peter Paul Rubens (1577-1640) ile Frans Synders (1579-1657) tarafından 17. yüzyılın başlarında yapılmış olan “Zincire Vurulmuş Prometheus” adlı tablo. Tabloda Prometheus’un karaciğeri, kartal tarafından iştahla yenmektedir. Tablodaki kartalı Frans Synders resmetmiştir. ©upload.wikimedia.org

Zincirlerinden Kurtulan Prometheus

Ancak Zeus, Prometheus’u yok etmeyi göze alamamıştır. Çünkü gelecekte ne olacağını görebilen Prometheus, Zeus’un geleceği için de çok önemli bir bilgiye sahiptir ve Zeus da bunun farkındadır. Zeus her ne kadar Prometheus’u sevmese de kendi geleceğini ilgilendiren bir bilgiyi elde etmek, Prometheus’u yok etmekten çok daha önemlidir.

Geleceği görebilen Prometheus, Zeus’un, kendisini bu bilgi karşılığında bağışlayacağını da bilmektedir. Bu nedenle her ne kadar kartal her gün karaciğerini yese de Prometheus umutla ve kararlılıkla özgür kalacağı günü beklemektedir. Bu bilgiyi ancak özgür bırakılırsa Zeus ile paylaşacaktır.

Böylece binlerce yıl geçer, sonunda Zeus, Prometheus’u bilgi karşılığında serbest bırakma kararı alır. Bunun için ölümlü oğullarından en güçlüsünü, Herakles’i gönderir.[6] Herakles, kartalı kalbinden okla vurarak öldürür ve Prometheus’un zincirlerini kopartarak kendisini serbest bırakır. Bunun üzerine serbest kalan Prometheus, Zeus’a, âşık olduğu Thetis ile evlenirse ondan doğacak bir oğlunun, kendisini tahtından edeceği bilgisini verir. Bunun üzerine Zeus, Thetis’ten ayrılır ve onu bir ölümlüyle birlikte olmaya zorlar.[7]

Prometheus, böylece insanları koruyan “isyankâr, başkaldırıcı” tanrı olarak bilinmektedir. Kendisinin mitinden anlaşıldığı gibi her ne kadar karşıda bulunan kişi güçlü olsa da bu güce karşı bazen başkaldırmak bir zarurettir.


[1] Yunancada “yuvarlak gözlü” anlamına gelen “kiklop” kelimesi mitolojide dev boyutlarda, inanılmaz derecede güçlü ve tek gözlü olan varlıkları anlatmak için kullanılmaktadır.

[2] Mitolojide elli adet kafası ve yüz adet kolu olduğu belirtilen devlerdir.

[3] Bugün insanların bir hayvan türü olduğu gerçeği her ne kadar bilinse de Yunan mitolojisinde insanlardan ve hayvanlardan sanki farklı türlermiş gibi ayrı ayrı bahsedilmektedir. Bu nedenle, anlatımın akışını bozmamak için, bu yazıda da insanlar ile hayvanlardan farklı türlermiş gibi bahsedilmektedir.

[4] Yunancada “bir şeyin üzerine, üzerinde” anlamına gelen “epi” kelimesiyle “anlamak, bilmek” anlamına gelen “manthano” eyleminden türetilmiş olan “Epimetheus” özel adı ise Prometheus özel adının tam aksine “(ancak) olay yaşandıktan sonra sonuçlarını anlayan, öğrenen, düşünen” anlamına gelmektedir. Bu açıdan Epimetheus ile Prometheus kardeşler, birbirlerinin tam zıttı karakterlerdir.

[5] Yunan mitolojisinde yer altında bulunan cehennemin güzel olan kısmıdır. Mitolojiye göre, yeşilliklerle kaplı olan Elysion’a kahramanlar ve erdemli kimseler ölümlerinden sonra gitmektedirler. Fransızca dilinde Elysion kelimesi “Champs-Elysées (Türkçe telaffuzu “şanzelize”)” olarak adlandırılmaktadır. Bugün Paris’in en ünlü caddelerinden biri bu adı taşımaktadır.

[6] Herakles’in Roma mitolojisindeki karşılığı Herkül’dür.

[7] Söz konusu ölümlü ile Thetis’in evliliğinden Akhilleus (“Aşil” olarak da bilinmektedir) doğacaktır.

SON YAZILAR
İLGİLİ HABERLER

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.