Panoptikon Nedir?

Panoptikon, Jeremy Bentham tarafından 17. yüzyılda tasarlanmış bir hapishane modeli. Dairesel bir binada, çember boyunca tutukluların odaları bulunacak; tutuklular birbirleriyle iletişim kuramayacak şekilde odalar yalıtılacak, gardiyanların kuleleri dairenin tam merkezinde olacak ve bu kule gece gündüz hücreleri aydınlatacak. Gardiyan odasının pencereleri içeriyi göstermeyecek şekilde yapılacak. Tutuklu her an gözetlendiğini bilecek ama kim tarafından gözetlendiğini asla bilmeyecek. Amaç mahkumların her zaman, her daim gözetlendikleri fikrine kapılmalarını sağlamak. Böylelikle kulede kimse olmasa bile, birey her an gözetlendiğini düşünerek bir oto kontrol mekanizması geliştirir ve kendi kendini denetler.

Panoptikon Kendisini Günümüzde Nasıl Gösterir?         

Günümüzde ise teknolojinin gelişimiyle birlikte, iletişim araçlarının yaygın kullanımı bizi her daim gözetlenen ve evimize hapseden bir yapıya dönüştürdü. Bir zamanlar karanlık zindanlarda yatan mahkumları, ışığa boğarak gözlemlemek için tasarlanan panoptikon yapıya günümüzde sahip olmak için duvarlara, gözlem kulelerine, pencerelere ve gardiyanlara ihtiyaç yok. Biz bugün sosyal medyaya olan bağlılığımızla, internet üzerinde bıraktığımız her izle dev bir panoptikon içinde kendi hücrelerimizi kendimiz aydınlatıyoruz. Teknolojinin gelişimi, sosyal medya kullanımı gibi araçlarla birey, kendini daha özgürleşmiş ve her şeye erişebilir olduğunu zannederken; bunun tam aksine daha fazla gözetlenen, denetlenen ve ıslah edilen panoptikon bir yapıya doğru toplum evriliyor. Gözetim ve kontrol, hapishane şeklinde değil; sanal dünya olarak kendini gösteriyor. Ve bu yapıya çoğu zaman gönüllü olarak dahil oluyoruz. Üstelik bu o kadar eğlenceli ki, bundan keyif alıyoruz.

Yeni Panoptikon: Google, Facebook         

Google, Facebook, Amazon gibi şu an dünyanın en değerli markaları arasında ilk 10’da yer alan teknoloji şirketleri, bizim her türlü verimize sahip. Google’ın arama motoru merak ettiğimiz, araştırdığımız her adımdan haberdar; Facebook doğum tarihimizden, okuduğumuz okullara, evlendiğimiz kişiye, tüm ailemize, tarihçemize sahip; kredi kartı harcamalarımız, satın aldığımız tüm ürünler Amazon’da kayıt altında. Kısacası attığımız her adım kayıt altına alınıyor ve bir şirketin elinde tutuluyor. Bu da bu şirketlere inanılmaz bir güç kazandırıyor.

Edward Snowden, NSA (ABD Ulusal Güvenlik Dairesi) belgelerini ifşa ederek ABD’nin tüm dünyayı nasıl izlediğini ortaya koyan belgesel filmi Citizen 4’da; devletler ve büyük şirketler tarafından her anımızın nasıl gözetlendiğini kanıtlıyor. NSA, tüm dünyada internet hesaplarını ve telefon kayıtlarını izliyor ve bu bilgileri depoluyor. NSA bu işi geliştirdiği “Prism” adlı programla yapıyor. Bu program aracılığıyla pek çok büyük teknoloji şirketine sızarak gelen ve giden verileri depoluyor. Bu şirketlerin Yahoo, Google, Facebook, Skype, Youtube, Apple gibi büyük şirketler olduğu ise Washington Post tarafından duyuruldu.

Yani günümüzde panoptikon yapı; kendi rızamızla bu şirketlere verdiğimiz veri sayesinde sağlanıyor. İnternetle, teknolojinin hayatımıza getirdikleriyle ne kadar özgürleştiğimizden, dünyanın her yerine artık kolaylıkla erişebildiğimizden bahsederken kendi esaretimizi yarattığımızın acaba ne zaman farkına varabileceğiz?

Bilgiye Sahip Olan Kazanır

Cosmopolis filminde de milyarder Eric Packer, bilgiye kutsiyet atfeder.Ona göre, her şeyi kontrol edebilmek ve güç sahibi olabilmek için her şeyi bilmek gerekmektedir. Bilgi günümüzde çok önemlidir, ne kadar çok bilirsen o kadar güçlü olursun ve zenginliğini, gücünü korursun. Bunun için yavaş ilerleyen trafikte, limuzinin içinde bir takım seri görüşmeler gerçekleştirir. Amacı yuan’ın hareketlerini doğru öngörebilmektir. Bunun için daha çok bilmeye ihtiyacı vardır. Sonuçta dünyadaki pek çok olay yuan’ın hareketini etkilemektedir. Ne kadar çok bilirse o kadar doğru tahmin yapabilecektir. Yeni dünyada bilgi, en değerli kaynaktır. İnsanların akıbeti, bilginin nasıl işlendiğine bağlıdır. Bu yüzden Packer her şeyi bilmeye, kontrol etmeye, tahminlemeye çalışır ki; multimilyarderlik hayatını ve gücünü koruyabilsin. Tıpkı NSA’in tüm dünya vatandaşları hakkında her şeyi bilmek istemesi gibi. Tıpkı Facebook, Amazon, Google gibi şirketler için, kullanıcıları hakkındaki verinin satışlarından daha değerli olması gibi. Çünkü günümüzde bilgi güçtür, günümüzün yeni petrolü bilgidir. Bilgiye sahip olan kazanır.

Özetle; Citizen 4 ve Cosmopolis filmleri bağlamında günümüz toplumunu değerlendirirsek, günümüzde veri en değerli kaynaktır. Dünyanın en değerli markaları teknoloji şirketleridir ve bu şirketler gücünü veriye dayandırır. Amazon, Facebook, Google gibi dünya devlerinde bireyler hakkında her türlü veri bulunmaktadır. Ve bu verileri şirketlere bireyler, kendi rızaları dahilinde vermektedir. Çünkü sistem bireylere çok eğlenceli bir şekilde sunulur. Eğlendiğini ve giderek özgürleştiğini zannederken birey giderek esaret altına alınır. Gözetim ve kontrol, teknolojik gelişmeler sayesinde toplanan veriler aracılığıyla sağlanır. Bu yüzden günümüz toplumu veriye dayanan enformasyon toplumudur ve enformasyon toplumlarında denetim, ıslah etme için hapishanelere ihtiyaç yoktur. Panoptikon yapı, veri ve teknolojik iletişim araçlarıyla sağlanır. Kısacası enformasyon toplumu giderek daha da köleleşen bireyler yaratırken bireyler daha çok imkana sahip olduklarını ve özgürleştiklerini zannederler. Gerçeği sahte, sahteyi gerçek olarak görmeye devam ederler.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.