16.4 C
İstanbul
Pazar, Mayıs 26, 2024

Osmanlı Devleti’nde İşçiler ve İşçi Hareketleri

19. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu’nda hız kazanan sanayileşme çabalarının doğal bir sonucu olarak üretim birimlerinde de büyük bir artış olmuş ve bu durum 1870 itibariyle işçi-işveren arasında anlaşmazlıkların yaşanmasına, grevlerin daha sık görülmesine ortam hazırlanmıştır. Ancak şunu belirtmek gerekir ki Osmanlı’da işçi sınıfının ortaya çıkması, örgütlenmesi Avrupa’daki örgütlenmeden oldukça farklı olmuştur. Bunun başlıca sebeplerine bakacak olursak toprak rejimi başta olmak üzere üretim ve vergilendirme farklılıkları, kapitalist ilişkilere ve burjuvazime izin vermeyen iktisadi ortam bunlar arasında sayılabilir. Sanayi devrimi sonrasında Osmanlı İmparatorluğu’nun da içinde bulunduğu ekonomiler kapitalizmin etki alanı içerisine çekilerek ve zamanla ucuz mal tedarik edilen açık pazarlar haline gelirken, Batı Avrupa ekonomileri ise kitlesel üreticiler haline geldiler. 1838 Baltalimanı Ticaret Antlaşması’nın Osmanlı ekonomisinin dünya pazarlarına açılmasında bir dönüm noktası olduğu bilinir. İngilizlerin bu antlaşma ile iç gümrüklerden arındırılmış ve rekabetin düşük olduğu bol, ucuz hammadde teminini hedeflediklerini söyleyebiliriz. Kapitülasyonlar genişletilip yaygınlaştırılmış ve antlaşma adeta Osmanlı ekonomisini bir nebze olsun koruyan duvarları kaldırarak savunmasız bir hale getirdi. 1800-39 arasındaki dönemde Anadolu ve Rumeli’de bilhassa devlet eliyle pek çok sanayi tesisleri kuruldu. Tanzimat’ın hemen öncesinde başlayan bu endüstri ile İstanbul’da İplikhane, Beykoz Çini ve Cam Fabrikası, Feshane kurulurken taşrada da Bursa Mencuat Fabrikası, İzmir Kağıt Fabrikası, Balıkesir Aba Fabrikası, Hereke, Kayseri, Uşak, Afyon’da halı ve kumaş fabrikaları kuruldu. Bu endüstrileşme ile birlikte Tanzimat’ın ilanı sonrasında kimi işçi hareketleri zuhur etmeye başlamışsa da bunlar bilinçli ve örgütlü hareketler olmamıştır. Esasında bakıldığında çalışma hayatında işçilerin yaşadığı rahatsızlıklar çok daha erken dönemlerde dahi çeşitli iş bırakma eylemlerinin gerçekleştirilmesine sebep olmuştur. 1473 gibi erken bir tarihte ücretlerini alamadıkları için seramik işçilerinin grev yaptığı bilinmektedir. Ancak yukarıda da belirtildiği gibi bunlar belli bir sınıf bilinci ile ortaya çıkmış hareketler değildiler.
osmanli-iscileriOsmanlı İmparatorluğu’nda bilinçli ve modern anlamda işçi eylemi olarak nitelendireceğimiz
hareketlerden ancak 1860 sonrası söz edebiliriz. Şubat 1872 de Beyoğlu telgrafhanesi işçilerinin iş bırakma eylemi gerçek manada ilk grev olarak nitelendirilebilir. Bu tarihten sonra sık sık çeşitli iş kollarından işçilerin ağırlıklı olarak iş bırakma ve yavaşlatma şeklinde gerçekleştirdikleri eylemler olduğunu görüyoruz. Zonguldak kömür madeni işçilerinin ve Haydarpaşa Demiryolu işçilerinin ödenmeyen maaşlardan dolayı işi bırakmaları, yine Şirket-i Hayriyye işçilerinin işi bırakmaları ve ücretlerin ödenmesi için Bâbıâliye başvurmaları bu grevlere örnek teşkil etmektedir. Bu grevlerin ortak özelliklerine bakacak olursak büyük ölçüde ödenmeyen maaşlardan kaynaklı olduklarını ve sorunların çözümü için ilgili makamlara dilekçe verildiğini görmekteyiz. Bir diğer ortak özellikleri ise bu hareketlerin başta bir lider olmaksızın plansız programsız gerçekleşmeleridir. Dönemin grevlerini Avrupa’dakilerle kıyaslayamama sebeplerimizin başında ise dönemin şartlarından ileri gelmektedir. Okuma yazma oranı düşük ve tarımsal ağırlıklı bir toplumun dış dünya ile olan ilişkilerinin de zayıflığı ve II. Abdülhamid devrinin sıkı yönetimi göz önüne alındığında sebepler daha net anlaşılacaktır. 1845 tarihli Polis Nizamnamesi, işçilerin iş yavaşlatma ve grev gibi eylemleri önünde engel teşkil edecek hükümler içeriyordu ve yukarda değindiğimiz devrin siyasi şartları yanında bu tarz yasal engeller de örgütlenmelere mani oluyordu. Osmanlı Devleti’nde sınıf bilinciyle teşkil edilmiş ilk işçi örgütü olarak Amele-i Osmani Cemiyeti’nden bahsetmek mümkündür. Yarı sendikal olan bu cemiyet bir dönem faaliyet gösterdikten sonra kurucuları sürgüne gönderildi ve cemiyet kapatıldı. 1908 öncesi grevlerine baktığımızda 1878’e kadar yoğun olan hareketlenmelerin bu tarihten sonraki sıkı idarenin tesiriyle azaldığını görüyoruz. Yine 1908 öncesi eylemler büyük ölçüde ekonomik kaynaklı olup ödenmeyen maaşlar neticesinde gerçekleşmiş ve kendiliğinden gelişmişlerdir. İşçi hareketleri hem sınıf bilinciyle gerçekleşmiyor hem de sendikal nitelik taşımıyordu.

amele-gazetesi23 Temmuz 1908’de ikinci kez Meşrutiyetin ilanı sonrasında ise yoğun işçi hareketleri görülmüş ve iş bırakma eylemleri yapılmış ve bu çeşitli iş kollarında yapılan eylemlerin sayısı yüzü geçmiştir. Bu tarihte gerçekleşen grev dalgası kimi yasal düzenlemeleri beraberinde getirdiğinden önemli bir dönüm noktası olmuştur. Bu grevlerde işçiler ve memurlar grevden önce barışçıl olarak sorunları çözme girişiminde bulunmuşlar ve isteklerini işverenlere iletmişlerdir. Bu sebeple eylemler kontrollü gerçekleşmiş ve eylemlerin çıkış sebebi büyük ölçüde maaşların artması meselesi olmuştur. İşverenlerin grevlere tepkisi, hükümete şikayetleri ve lokavta gitmeleri de rastlanan durumlardandır. Sonuç itibariyle 1908 sonrası gerçekleşen eylemlerin örgütlenme ve sınıf bilinci oluşması açısından bakıldığında tam anlamıyla başarıya ulaştığını söylemek pek mümkün değildir. Bilhassa grevlerin planlı örgütlü biçimde gerçekleşmeyişleri, işverenlerin takındığı tutumlar ile işçileri bölmeleri ve hükümetin grevi bir hak mücadelesi olarak değil de düzen ve asayişi bozan etmenler olarak görmeleri başarısızlığın sebepleri olarak sayılabilir. Ancak her ne olursa olsun, farklı şehirlerde farklı iş kollarına mensup pek çok işçinin bir gaye etrafında birleşerek yüzden fazla eylem ve grevde bulunmaları kimi yasal düzenlemeleri beraberinde getirmesi ve iş hayatındaki yasal belirsizliği gidermesi açısından bakıldığında atılmış önemli adımlardır.

Merve Ergin

Marmara Üniversitesi/Tarih Bölümü

SON YAZILAR
İLGİLİ HABERLER

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.