9.6 C
İstanbul
Pazartesi, Mart 4, 2024

Nelson Mandela Önderliğinde Güney Afrika’nın Apartheid Karşıtı Mücadelesi

1.Giriş

Bu makale, apartheide karşı savaştığı için 27 yıl boyunca hapsedilen Güney Afrikalı lider Nelson Mandela’nın özgürlük mücadelesini anlatmaktadır. Makalede; Nelson Mandela’nın hak ve özgürlük isteyen bir halk için yaptığı çalışmalar kronolojik bir şekilde ilerleyecek ve 2013 yılının son günlerinde kaybettiğimiz Madiba’nın öyküsü günümüz uluslararası konjonktüre ışık tutacaktır.

2.Apartheid Kavramı

Nelson Mandela’nın apartheide karşı mücadelesine girmeden önce apartheid kavramının açıklanması ve Afrika’nın güney ucuyla ilgili tarihsel sürece bakmak, konu için iyi bir başlangıç olacaktır.

Apartheid sözcüğü Afrika dilinde ‘ayrılma’ anlamına gelmektedir[1].1948 yılında Güney Afrika’da Ulusal Parti’nin iktidara gelmesiyle Dünya’da duyulmuştur. Apartheid, ırkçı ayrımcılığın sembol sözcüğü haline gelmiştir ve resmi devlet politikası olarak kullanılmaya başlanmıştır. Bu politikanın özü şudur: Nüfusun büyük çoğunluğuna sahip olan siyah derili insanlar, beyazlar gibi seçme hakkına sahip olmayacaklardır.

3.Apartheid’e Tarihsel Bir Bakış

Konuya tarihsel açıdan bakmak gerekirse “Apartheid”, Güney Afrika’da 1948’den önce başlamıştı[2].

17.yy Hollanda’nın güçlü bir ticaret ülkesi olduğu zamanlardı. Güçlü donanmasıyla ve ekonomik gücüyle Hollanda, Hint Okyanusu’nda ticari imparatorluk kurmuştu.

Hollanda Doğu Hint Adaları Şirketi bölgede ticareti tekeline almıştı. Bu şirket, gemilerle yapılan uzun yolculuklarda bir mola yeri belirlemiş ve Ümit Burnu’nda bir mola yeri oluşturmuştu. Bu yer, günümüzde Cape Town denilen Güney Afrika’nın yasama başkentidir. 6 Nisan 1652 tarihinde Hollandalı denizci Jan Van Rieebeck ve doksan adamı, Cape Town bölgesine geldiler ve bu bölgeyi gemilerin konaklaması için uygun bir yer haline getirmeye başladılar[3].Böylece Cape Town’da ilk yerleşim yeri kurulmuş oldu.

Yerleşilen bu bölgede yerli halk olarak “Khoikhoiler” bulunmaktaydı. Bu açık sarı derili halk küçükbaş hayvancılıkla uğraşmaktaydı. İlk başlarda beyazlarla ilişkiler iyiydi; ancak topraklarının beyazlar tarafından alınmasıyla ilişkiler bozuldu. Hollandalılar, ellerindeki ateşli silahlarla yerli halka saldırdı ve binlerce Khoikhoileri öldürdü.Böylece etkileri günümüze kadar sürecek bir mücadele başlamış oldu. Sınrlar çizilmişti; beyazlar patron, siyahlar ise onların hizmetkarıydı.

Siyah derili insanlara bir darbe de 1795’te vuruldu. Britanyalılar, Cape’i işgal ettiler ve Hollandalıların yanında İngilizler de istilaya başladı[4].Holllandalıların egemenliği İngilizlerin gelişiyle sınırlanmış, İngilizlere karşı tepkiler oluşmuştu.1834’te İngilizler tarafından köleliğin kaldırılması, Hollandalıların Büyük Göç’ü başlatmasına neden oldu. Hollandalılar gittikleri bölgelerde çiftçilik yapmaya devam ettiler ve “Boerler” olarak tanınmaya başladılar[5].Boerler kendi içlerine dönük insanlardı, sadece İncil okurlardı, köleleri yoktu; ancak siyah hizmetkârları düşük ücretlerle çalıştırırlardı. İngilizlerin; Afrikaner Hollandalılarından sonra yerli halk içinde savaşçı en büyük kabileleri olan Zuluları 1879’da savaşta yenmesiyle, siyah derili insanlar beyazların çiftliklerinde çalışmak zorunda kaldılar.

Ülkeye ilgiyi artıran iki gelişme sayesinde endüstri gelişmeye başladı, bunlar;

1. 1866’da pırlantanın keşfedilmesi.

2. 1886’da altının keşfedilmesi.

Bu gelişmelerden sonra Dünya’nın her tarafından maden arayıcıları Afrika’ya koştu. Beyazların çiftiliklerinin olduğu topraklarda yeri kazdıkça pırlanta çıkıyordu. Siyahlar bu topraklarda beyazlar için çalışmaya başladılar. Ayrıca; pırlanta ve altın çıkarmak için sadece beyazlara izin belgesi verildi. Böylece sınırları belirlenmiş oyun oynanmaya başladı. Beyazlar madenlerden daha fazla altın ve pırlanta çıkarmak için siyah derili insanlar bulmaya başladılar. Madenlerde çalışacak insanları ‘Baş Vergisi’ denen bir sistemle altın ve pırlanta işinde çalışmaya zorunlu hâle getirdiler.

Pırlanta bölgesi Britanya’nın sömürgesindeydi. Bu durum Boerlerin canını sıkmıştı. Beyaz akını karşısında şaşkına dönen Boerler bu adaletsizliğe dur demek için 1899 yılında İngilizlere saldırdı. Tarihe “Boer Savaşı” olarak geçen savaşta Britanyalılar zafer kazandı[6].Savaşta Boer çiftilikleri yakıldı, Boer halkı toplama kamplarına gönderildi ve sonuçta 1902 yılında barış antlaşması imzalandı.

4.Nelson Mandela’nın Mücadelesi

Apartheide ve ırkçı ayrımcılığın tarihsel gelişimine değindikten sonra, apartheid yasalarına karşı çıktığı için 27 yıl hapiste kalman Nelson Mandela’nın mücadelesine bakılabilir.

Nelson Mandela, 18 Temmuz 1918’de böyle bir ortamda doğdu. Babası Henry Gadla’nın üçüncü karısı Fanny’nin oğludur. ”Kendisine sorun getiren” anlamına gelen ismine rağmen uslu bir çocuktu. Mandela, 10 yaşında babasının ölümüyle reis olan kuzeni Jongintaba’nın yanında büyüdü. Kuzeninin oğluyla birlikte aynı okula gitti. İlkokulu bitirince siyahların öğrenim gördüğü en iyi okul olan Healdtown’a gitti. Çünkü hükümet, beyazlarla renklileri aynı okulda okutmuyordu. 1938 yılında okulu bitirdi ve Fort Hare’deki Afrika Ulusal Üniversitesi’ne kayıt yaptırdı. Üniversitede yemeklerin kötülüğünden dolayı yapılan protestoda önlerde yer aldı ve bu durum nedeniyle okuldan atıldı. Özür dilerse okula döneceği şartına rağmen bunu yapmadı ve olaylara karşı haklı duruşuyla tanınmaya başladı. Hukuk eğitimini tamamlamak için Johannesburg’a gitti ve bu şehrin farklı bir havaya sahip olduğunu hissetti[7].

Mandela,Johannesburg’a geldiğinde II. Dünya Savaşı başlamıştı ve Güney Afrika, İngilizlerin yanında savaşa katıldı. Üniversitede hukuk eğitimini tamamlayan Mandela, beyaz bir avukat olan Lazer Sidelsky’nin yanında çalışmaya başladı. Bu durum, Johannesburg’un özgürlüğünden ileri geliyordu. Mandela, hayatını değiştiren bir dostluğa başladı. Walter Sisulu’yla tanışarak beraber bağımsızlık mücadelesine başladılar. Walter onu ANC ile tanıştırdı. Böylece Mandela örgütlü bir yapıyla tanışmıştı. 1944’te Walter’ın hemşire olan kuzeni Evelyn Mase ile evlendi.

Mandela’nın ANC’ye gelişiyle birlikte kuruluş ivme kazandı. Kuruluş, siyah insanların beyazlar karşısında haklarını aramaları gerektiğine inanan “Afrika Milliyetçileri”ydi. Örgütün genelinde ise diğer gruplarla işbirliği yoktu. Komünizm ve Asyalıların mücadelesine katılmak istemiyorlardı. 1944’te Mandela ve arkadaşları ANC’den ayrılarak ANC Gençlik Birliği’ni kurdular. Bu Gençlik Birliği sayesinde Mandela, Asyalılar ve siyahların davasına destek veren beyazlarla görüşmek şansı buldu. Bu gruplarla ilişki sayesinde kalıcı dostluklar kurdu. 1948 yılında birliğin genel sekreterliğine seçildi. Ama bu yıl, Afrika’da ayrılıklar yılıydı ve hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı. Mayıs 1948 yılında Ulusal Parti’nin seçimi kazanmasıyla Mandela’nın asıl mücadelesi başlamış oldu[8].

5.Yükselen Devlet Irkçılığı : Apartheid

İkinci Dünya Savaşı sonrasında Jan Cristiaan Smuts’un yumuşama politikasına karşı “ırkların ayrı gelişmesi” tezini işleyen Dr.Daniel François Malan[9],1948 seçimlerini az farkla kazanmayı başardı ve başbakan oldu[10].Bu tarihten sonra ırk ayrımı (apartheid) yasalarla desteklendi. Bu tarihten sonra apartheid, yalnız siyahlara uygulanmakla kalmayarak,Natal’daki Hindlilere de yayıldı ve Hindliler’in oy kullanma hakları ellerinden alındı.Beyazlar,siyahlar,melezlerve Asyalıların her alanda birbirlerinden ayrılacağı ve ırkların kendi yollarında ve kendi bölgelerinde ayrı ayrı gelişeceğini öngören ırkçılık ve ırk ayrımcılığı politikası en acımasız ve faşizan haliyle uygulanmaya başlandı.Apartheid, okullardan işyerlerine, trenlerden ve otobüslerden sinema salonlarına kadar sistemli bir biçimde sosyal yaşamın bütün alanlarına egemen kılındı. Beyazlar ile beyaz olmayanlar arasında evlilikler yasaklandı. Beyaz olmayanların (siyah, melez, Asyalı) tüm ilahi ve insani özgürlükleri ortadan kaldırıldı. Kasabalar ve kentler, her birinde yalnızca bir ırkın yaşayabileceği bölgelere büründü. Belirli meslekler ve işler, yalnızca beyazların denetimine bırakıldı. (özellikle üst düzey kamu görevleri).Siyahların oy kullanma, seçme ve seçilme hakları tamamen ortadan kaldırıldı[11].Otoriter bir yapı kazandırılan siyasal sistem, beyazların dışındaki topluluklara bütünüyle kapalı biçime sokuldu.

6.Afrika Milli Kongresi Ve Apartheid Karşıtı Eylemler

Kurulduğu 1912 yılından itibaren daima ırk ayrımına dayalı olmayan demokratik bir rejim için mücadele veren Afrika Milli Kongresi; apartheid sistemi karşısında hiçbir şey yapamadığını görerek 1960’lı yılların başından itibaren silahlı mücadele fikrine yakınlaşmış (Mandela’nın kurduğu Gençlik Birliği’nin temel fikriydi ANC içindeki ılımlılar ve diplomatik yolların yeterli olacağını düşünenleri egale edip liderliğe gelmiştir.) ve bu amaçla Umkhonto We Sizwe (Halkın Zıpkını, Halkın Mızrağı) adlı kendi silahlı mücadele örgütünü kurmuştur. Afrika Milli Kongresi’nin lideri Nelson Mandela Umkhonto ordusunu kurmalarının gerekçesi olarak 50 yıllık demokratik mücadelelerinin Afrika halklarına bir şey kazandırmadığı gibi Afrika haklarının gün geçtikçe kısıtlanmasına neden olmasını göstermiştir. 16 Aralık 1961’de başlayan Umkhonto eylemlerinin ses getirmesi nedeniyle kısa sürede ülkedeki tüm muhalif siyasal hareketler Afrika Milli Kongresi çatısı altında toplanmaya başlamıştır. Komünistler, liberaller, sosyal demokratlar, milliyetçiler hepsi apartheid rejimini devirmek için Afrika Milli Kongresi ve Umkhonto’yu sahiplenmektedir. Nelson Mandela da Afrika Milli Kongresi’nin lideri olarak Güney Afrika’daki bağımsızlık ve demokrasi mücadelesinin sembolü haline gelmiştir. Bu eylemlerin sonucu olarak hükümet tarafından sindirilmek istenen ANC’nin 10 önderi Rivonia Davasında(1963-1964) 200’den fazla eyleme karıştıkları için tutuklanmıştır. (Mandela yargılanmış ama bu dava sonucu tutuklanmamıştır). Bu yıllarda Afrika Milli Kongresi’ne destek veren ülkeler ne Amerika Birleşik Devletleri ne de Avrupalı devletlerdir. ANC’ye maddi ve silah desteği bir tek Sovyetler Birliği’nden gelmiştir. (Bu yakınlaşma sebebiyle ABD Mandela’yı terörist listesine ekleyecektir-1998′e kadar-) Ancak bu Sovyetler bağına rağmen Afrika Milli Kongresi asla Marksist ekonomiyi savunan bir parti olmamış; daha çok anti-emperyalist, apartheid karşıtı ve karma ekonomi yanlısı Avrupa tipi sosyalist bir çizgide politika izlemiştir. Apartheid rejimi yıldızı parlayan Mandela’yı durdurabilmek için 1964 yılında kendisini ömür boyu hapse mahkum etmiştir. (Rivonia Davası’ndaki şartlı tahliye kurallarını ihlal ettiği gerekçesiyle)

7.Apartheid Karşıtlığının Simgeleşen Liderleri: Steve Biko ve Desmond Tutu

Haziran 1976’da, Johannesburg yakınındaki büyük siyâh yerleşim birimi olan Soweto’da, “Hollanda dili ile Afrika dillerinin karışımı” olan Afrikaaner dilinin, siyâhlara ait okullarda da “resmî dil / ders dili” yapılmasına karşı siyahların giriştiği yoğun protesto gösterilerinde güvenlik kuvvetlerinin göstericiler üzerine ateş açması sonucu yüzlerce siyahi öğrenci öldürüldü[12].Bu sırada, “Siyah Bilinç” hareketi önderi Steve Biko’nun, tutuklu bulunduğu cezaevinde işkenceyle öldürülmesi üzerine çıkan olaylara karşı devlet, 50 örgüt liderini tutukladı ve olaylar önce Kap’a, ordan da tüm ülkeye yayıldı[13].Irkçı rejim, olayları kanlı bir biçimde bastırdı. Uygulanan devlet terörüne karşı çeşitli ülkelerden, uluslararası kurumlardan tepkiler geldi. BM Güvenlik Konseyi aldığı bir kararla BM örgütü üyesi devletlerin Güney Afrika Cumhuriyeti’ne silah satışını 1977’de yasakladı. Bu, BM Güvenlik Konseyi’nin BM üyesi bir devlete karşı aldığı ilk ambargo kararı oldu[14].Buna karşın iktisadî yaptırım uygulanması istekleri, Güvenlik Konseyi’nden yeterli desteği bulamadı.(ABD ve İngiltere etkisi ile) Kasım 1977’de yapılan seçimlerde Balthazar Johannes Vorster’in başkan olduğu Ulusal Parti, İngilizce konuşan seçmenlerin bir bölümü Afrikaanerleri desteklediği için 165 milletvekilliğinden 134’ünü kazandı[15].Cumhurbaşkanı Nicholaas Diederichs Ağustos 1978’de ölünce, yerine başbakan Vorster geçti[16].Pieter Willem Botha ise başbakan oldu.Ama bu, siyasal çizginin doğrultusunu değiştirmedi. Adı bir maddi skandala karışan Vorster[17],Haziran 1979’da istifa etmek zorunda kaldı ve yerine cumhurbaşkanlığına Ulusal Parti’nin adayı Marais Viljoen seçildi. Nisan 1981’de yapılan seçimlerde Ulusal Parti’nin gücünün azaldığı ama yine de 131 sandalyeyle meclisteki çoğunluğunu koruduğu gözlendi[18].1983’te sınırlı reformları ve daha otoriter bir yönetimi öngören yeni bir anayasa kabul edildi.Botha, geniş yetkilerle donatılan cumhurbaşkanlığı makamına getirildi[19][20]. Afrika Ulusal Kongresi lideri hapisteki Nelson Mandela, yeni anayasa tasarısına karşı siyahları direnişe çağırdı.Soweto’da bir kez daha gösteriler başladı.29 Haziran 1983’te Güney Afrika hükümeti Nelson Mandela’ya uygulanan yasakların uzatıldığını bildirdi[21]. Güney Afrika Kiliseler Konseyi Genel Sekreteri Rahib Desmond Tutu, tüm Hristiyanların anayasaya “red” oyu vermelerini istedi.Rahib Desmond Tutu’ya, ırk ayrımıyla mücadelede birleştirici rolü için 1984 Nobel Barış Ödülü verildi[22]. Temmuz 1984’te yürürlüğe giren yeni anayasayla “başkanlık” sistemine geçildi ve beyazların, melezlerin ve Asyalıların üç ayrı meclisi oldu.Siyahları yine siyasal yaşamın dışında tutan bu anayasanın yürürlüğe girmesinin ardından bir çok yerde ayaklanmalar başladı. Tüm siyah direniş örgütleri, Afrika Ulusal Kongresi’nin çatısı altında birleştiler. (Mandela’nın hapiste olduğu dönemde ufak bölünmeler yaşanmıştı) Kimi devlet kurumlarına yönelik eylemler, hükümet kuvvetleri tarafından acımasızca bastırıldı.Anayasanın kabulünden sonra başlayan olaylar sürüp gitti. Bir yıl içinde gösteri ya da grevlere katıldıkları için öldürülenlerin sayısı 500’ü geçti[23].Yapılan seçimlerde Ulusal Parti yerini korudu ve P. W. Botha devlet başkanı seçildi, 5 Eylül 1984. Buna mukabil olarak, Temmuz 1985’te “olağanüstü hâl” ilan edilmesinden sonra çatışmalar daha da şiddetlendi. Güney Afrika’da bir hafta süren çatışmalar sırasında 30 kişinin öldüğü Western Cape yöresinde, siyahlara ait olan 30 okul, 6 Eylül 1985’te yönetim tarafından kapatıldı (ölen her bir kişiye karşılık bir okul). 23 Aralık’ta da Durban yakınlarında bir mağazaya yerleştirilen bombanın patlaması sonucu 6 beyaz öldü, çok sayıda beyaz da yaralandı. Soweto olaylarının 10. yıldönümünde hükümet “olağanüstü hâl” ilan etti. Soweto kenti askerler tarafından işgal edildi. Komşu ülkelerle ilişkiler gerginliğini korudu. Ocak 1986’da Lesotho, Güney Afrika birlikleri tarafından kuşatıldı. 13 Haziran 1986’da ise insan hakları savunucusu siyahi rahib Desmond Tutu, altı yıllık bir aradan sonra ilk defa Botha yönetimiyle görüştü[24].Desmond Tutu, ülkesinde uygulanan baskıları protesto etti. Ayrıca Tutu,ırk ayrımına ve soykırıma son verilmesi için Batılı ülkeleri uyguladıkları ambargoyu yoğunlaştırmaya çağırdı. Güney Afrika Cumhuriyeti Devlet Başkanı Botha,Batılıların sıkı ambargosuna karşı siyahlara uygulanan ırk ayrımı yasalarını kaldırdığını açıkladı ve yönetimde siyahlara danışmanlık ve sosyal alanlarda çeşitli iyileştirmeler önerdi[25].

8.Botha’nın İstifası ve De Klerk’in Cumhurbaşkanı Olması

1989 yılı, Güney Afrika Cumhuriyeti’nin tarihinde bir dönüm yılı olmuş, devlet başkanı Pieter Willem Botha istifa etmiştir.10 yıllık iktidarı sırasında melezlere ve Asyalılara kısıtlı seçim hakları tanıyan “1984 Anayasası” gibi sınırlı reformlar yapılmışsa da Botha, Afrikalı siyah çoğunluğa karşı acımasız bir zorunlu göç siyaseti uygulayan, sık sık “olağanüstü hal” ilan eden, ırkçılık karşıtlarını tutuklayıp hapse atan, siyahların yerleşme merkezlerini askerlere işgal ettiren, komşu ülkelere saldırıp yayılmacılığa girişen (Lesotho, Angola, Zambiya, Zimbabwe örnekleri) bir liderdi; ama bütün bunlara karşın protestoları ve direnişi durduramamıştır ki eylemler gün geçtikçe büyüyüyen bir ivmeyle artmaktaydı. İstifa eden Pieter Willem Botha’nın yerine Frederik Willem De Klerk geçti. F. W. De Klerk, Eylül 1989’da yapılan seçimleri kazanarak cumhurbaşkanı oldu. Botha’nın yerini alan De Klerk, beyaz olmayan halklarla bir diyalog ve görüşme siyaseti yürütmeyi tercih etmiştir. De Klerk, ırk ayrımcılığına son vermeyi ve reformlar yapmayı tasarladığını açıkladı. İlk iyi niyet belirtisi olarak, hapiste bulunan Nelson Mandela’nın, aynı şekilde hapiste bulunan arkadaşı Walter Sisulu ile yine hapiste bulunan 7 siyahi liderin, Ekim 1989’da serbest bırakılmasını sağladı.

9.Nelson Mandela’nın 1990’lı Yıllardaki Faaliyetleri

“Rivonia Davası” sonrası müebbet hapsine mahkûm edilen Nelson Mandela, 27 yıl sonra, 11 Şubat 1990 tarihinde serbest bırakıldı. Cape Town’daki bir otelin balkonundan kendisini alkışlamaya gelen halka konuşan Ulusal Afrika Kongresi (UAK) Başkanı “sadece birkaç siyasi suçlunun değil, tüm siyasi suçluların serbest bırakılması” çağrısında bulundu[26].Bu olay onun zaten lider özelliğinin ve halk tarafından desteklendiğinin bir kanıtıydı. 1993 yılında Mandela, Frederik de Klerk ile birlikte Nobel Barış Ödülü’ne layık görüldü. 27 Nisan 1994 tarihinde ülkede ilk çok ırklı seçimler gerçekleştirildi, UAK büyük bir çoğunlukla seçimleri kazandı. 10 Mayıs 1994 tarihinde Mandela, ülkenin ilk demokratik yolla seçilmiş cumhurbaşkanı olarak görevine başladı. İşte bu tarihten sonra Mandela’nın, görevden ayrılacağı 1999 yılına kadar ülkesinin kalkınmasına büyük katkıları olacaktı. Bu katkılarını birkaç rakam ile açıklamamız gerekirse: •Gayri Safi Yurtiçi Hasıl (GSYİH), ülkede 5.760 dolardan, 10 yıl içerisinde 6.679 dolara çıkmıştır. • Ülkede zenginliğin dağılım eşitliğine baktığımızda, bu oran 1993 yılında 59,3’ten, 1995’te 56,6’ya inmiştir (Bu oranlama GINI endeksi adıyla anılmaktadır ve ölçü birimi 0’a yaklaştıkça eşit dağılım olduğunu, 100’e yaklaştıkça da dağılımda gittikçe bir eşitsizlik olduğunu göstermektedir.); ancak bu oran 2009 yılında yine 67,4’e çıkmıştır. • Ülkede ticaret artmış ve buna bağlı olarak refah seviyesinde bir artış sağlanmıştır. • Ülkedeki sağlık sektörü harcamaları 1995 yılında GSYİH’nin %2,9’undan, 2005 yılında %3,4’üne çıkmıştır. (Ancak ortalama yaşam süresi, ülkedeki HIV virüsü sorunundan dolayı 2005 yılına kadar sürekli bir düşüş yaşamıştır.) • 2009 yılına gelindiğinde her 4 kişiden 3’ü artık elektriğe ulaşmıştır. Aynı zamanda kurulan “sanitasyon tesisleri” (tuvaletler gibi), insanların yaşam koşullarını yükseltmiştir[27]. Cumhurbaşkanlık görevini bir dönemden sonra 1999 yılında bıraktı ve 1995 yılında kurmuş olduğu Nelson Mandela Çocuklar Fonu’nda (Nelson Mandela Children’s Fund) çalışmaya başladı. Aynı zamanda Nelson Mandela Vakfı’nı (Nelson Mandela Foundation) kurdu. 1998 yılında, 80. doğum gününde Graça Michel ile, yani üçüncü eşi ile, evlendi. 5 Aralık 2013 tarihinde Nelson Mandela, Johannesburg’da, 95 yaşındayken vefat etti.

10.Nelson Mandela’nın Ölümü Sonrası Güney Afrika Cumhuriyeti’nin Ekonomik ve Sosyo-Kültürel Durumu

Nelson Mandela’nın Güney Afrika Cumhuriyeti (GAC) için unutulmaz bir lider olarak kalacağı doğrudur. Ancak asıl sorun Mandela’nın ölümü sonrasında ülkeyi bekleyen tehlikelerdir. Güney Afrika Cumhuriyeti, yönetilmesi kolay bir ülke değildir. Ülkenin yönetilebilmesi için çeşitli etnik grupları bir arada tutabilecek kapasitede bir lider gereklidir. Ancak sorun sadece çeşitli etnik grupların yönetilmesi ile de sınırlı kalmamaktadır. Eğer GAC için birkaç sayısal değer belirtmemiz gerekirse; ülkede yapılan 2011 nüfus sayımına göre ülkenin nüfusu 51,77 milyon olarak belirtilmektedir (Günümüz nüfusunun ise 52 milyon civarında olduğu görülmektedir). Bunun yanı sıra toplam nüfusun %79,2’sini Afrikalılar oluşturmaktadır, diğer renkten ve beyaz insanlar ise toplam nüfusun %8,9’unu oluşturmaktadırlar. Asya kökenliler toplam nüfusun %2,5’ini oluştururken “diğer” grup, toplam nüfusun %0,5’ini oluşturmaktadır. Bu da ülkede bir birliğin oluşmasının çok ince bir mesele olduğunu bize göstermektedir. Birliğin sağlamasını zorlaştıran diğer konulardan biri de “dil”dir. Güney Afrika Cumhuriyeti’nde 1997 yılında toplam 11 resmî dil tanınmıştır. Bu diller arasında en çok konuşulanı ise 2011 nüfus sayımına göre “isiZulu” dilidir. Bu dili toplam nüfusun %20’sinden fazlası konuşmaktadır. Bu dili %16’lık oranla “isixHosa” takip etmekte, üçüncü sırada ise %13,5’lik pay ile “Afrikaanca” gelmektedir. Ancak GAC’de insanların birden fazla dile hâkim olmalarına sık rastlanmaktadır. Bu sayede insanlar kendi aralarında anlaşabilmektedirler. Özellikle de günlük hayatta ve ticaret hayatında “İngilizce”nin önemi büyüktür ve çok sayıda insan tarafından ( her zaman ana dil olarak konuşulmasa da) konuşulmaktadır[28].Bununla birlikte bu dilsel ayrımında bir ayrıma yol açmadığını söylemek pek mümkün gibi görünmemektedir[29]. Ülke içindeki bu ayrılıklar yetmezmiş gibi bir de ülkenin paradoksal bir şekilde yer altı zenginliklerine sahip olması ve dış ekonomilere olan etkilenebilirliği de ülke için aslında bir tehlike gibi görülmektedir . Ülkenin yer altı zenginliklerinin neden bu kadar iştah açıcı olduğunu anlatmak için şu kadarı söylenebilir ki: Citigroup’un 2010 tahminlerine göre Güney Afrika, 3,5 trilyon dolarlık değeriyle, dünyanın en zengin maden yataklarına sahip olan ülkesidir[30].Bir de bunun üstüne, ülkenin bu zenginliğinin, ülke içerisinde eşit olarak dağıtılmadığını söylemek gerekmektedir. Diğer bir konu da ülkenin ekonomik bağımsızlığıdır. GAC’nin kendini bir İngiliz dominyonu olmaktan kurtardığı doğrudur, ancak ülkenin ekonomisi için aynısını söylemek doğru değildir. GAC, ülkesine gelen dış yatırımcı ülkelere karşı yumuşak bir tavır takınmaktadır ancak bunun yanı sıra Afrika Ulusal Kongresi’nin, halkı kendi geçimlerini sağlamak amacıyla uğraştıkları tarımdan uzaklaştırarak endüstri sektörüne yönlendirme çabaları da başarısız olmuştur. Dış etkilerin yanı sıra ülkenin kendi içerisinde de işsizlik, yoksulluk ve işlenen suçlar açısından da parlak bir tablo çizdiği söylenemez(Örneğin; 2013’ün birinci çeyreği için işsizlik oranının ülkede %25,2 olduğu görülmektedir[31]).

Sonuç

Nefret edilen apartheid yasalarına karşı çıktığı için, 27 yıl hapse mahkum edilen Nelson Mandela, 1990 yılında bırakıldı. Onun serbest bırakılışı, Güney Afrika’nın siyah insanları için özgürlük umuduydu. 1990’dan beri Güney Afrika, beyaz ve siyahlar arasında unutma ve yeniden yapılanma dönemini yaşıyor. Bu yeniden yapılanma sürecinin taşıyıcılığını yapmış en büyük taraflar kuşkusuz Nelson Mandela’nın liderliğini yaptığı Apartheid karşıtları ve emek sınıfı olmuştur[32].Yeniden yapılanma sürecinin belkemiğini ise ekenomi oluşturmaktadır. Bilindiği gibi ekonomik istikrarın söz konusu olmadığı belirsiz koşullar ve bunun bireylerde yarattığı gelecek korkusu toplumsal huzursuzluğun en büyük nedenlerinden biridir. Bu koşulun G.Afrika için ne kadar önem arz ettiği ise ortadadır. Bu yüzden globalleşen Dünya ile birlikte buna uyum sağlamaya çalışıp liberal politikalar ile beraber küresel piyasa ekonomisine adapte olmaya çalışan ülke; artan ihracatı ve buna kaynak sağlayan zengin doğal kaynaklarıyla birçok ülke ekonomisini geride bırakmıştır (Türkiye dahil olmak üzere). Sürdürülen sosyalizm anlayışı ise diğer kapitalist dünya ülkelerine göre daha farklı bir emek-sermaye-devlet ilişkisi doğurmuş ve G.Afrikaya özgü bir durum yaratmıştır. Bu durumun yarattığı çelişkiler ve uyum süreciyle beraber artan işsizliğe rağmen ekonomik büyüme ve kalkınma verileri gelecek için umut vaadeden ülke, sömürgecilikle posası çıkarılmış yaşlı Afrika kıtasının yükselen ve geleceğe umutla bakan başat ülkesi konumundadır. Ayrıca apartheid yasalarının çoğu kaldırılmasına rağmen ülke; evleri dağılmış yasa tanımayan eğitimsiz insanlarla dolu. Şiddet hareketleri sık sık görülmekte ve siyah gruplar arasında güç eşit bir şekilde paylaşılamamaktadır. Yaraların çok derin olması hem Güney Afrika liderleri hem de Güney Afrika halkı için çok tehlikeli görülmektedir. Bütün bu tehlikelerin ve kaygıların çözümünün güçlenen, istikrarlı bir ekonomiyle desteklenen; toplumsal değişim ve bütünleşme olduğu aşikardır.

Yazarlar:

Akdeniz Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğrencileri :

Emre ERDEMİR
Can YALÇINER
İbrahim Yavuz KULAKLI

 

KAYNAKÇA

Pogrund B. ve Nyatsumba K.M.; (1996) “Nelson Mandela: Apartheide Karşı Savaştığı İçin Yirmi Yedi Yıl Boyunca Hapsedilen Güney Afrikalı Lider” (L. Onat). Ankara: İlkkaynak Kültür ve Sanat Yayınları.

ÇELİK,ERCÜMENT,Güney Afrika’da Ekonomi Politikaları ve Sendikalar:Çelişkiler ve Oydaşımlar,Mülkiye,sayı 243,cilt XXVIII,sf.209-214

Apartheid Sonrası Güney Afrika: “Ulusal Demokratik Devrim” ve Siyah Sermaye İnşası Yrd.Doç.Dr.Tolga Tören(Marmara Üniversitesi-2012) doktora tezi

REFERANSLAR

1.Pogrund B. ve Nyatsumba K.M.; (1996) “Nelson Mandela: Apartheide Karşı Savaştığı İçin Yirmi Yedi Yıl Boyunca Hapsedilen Güney Afrikalı Lider” (L. Onat). Ankara: İlkkaynak Kültür ve Sanat Yayınları,s.11-13

2.a.g.e.,s.14-15

3.a.g.e., ss.18-19

4.a.g.e.,s.21-22

5.a.g.e.,s.25-26

6.a.g.e.,s.28-29

7.a.g.e.,s.30-31

8.a.g.e.,s.32

9.http://global.britannica.com/EBchecked/topic/359504/Daniel-F-Malan,15/03/2014

10.http://www.sahistory.org.za/dated-event/apartheid-%C3%A3%C2%A2%C3%A2%C2%82%C2%AC%C3%AB%C2%9Cofficially%C3%A3%C2%A2%C3%A2%C2%82%C2%AC%C3%A2%C2%84%C2%A2-institutionalised-when-herenigde-nasionale-party-win,15/03/2014

11.http://www.bbc.co.uk/worldservice/africa/features/storyofafrica/12chapter7.shtml

12.http://www.sahistory.org.za/people/stephen-bantu-biko,15/03/2014

13.http://www.sahistory.org.za/article/cape-schools-join-revolt,15/03/2014

14.http://aida.wss.yale.edu/growth_pdf/cdp796.pdf,15/03/2014

15.http://electionresources.org/za/system/,15/03/2014

16.http://remembered.co.za/obituary/view/88,15/03/2014

17.http://www.sahistory.org.za/dated-event/south-african-prime-minister-john-vorster-resigns,15/03/2014

18.http://www.ipu.org/parline-e/reports/arc/SOUTH_AFRICA_1981_E.PDF,15/03/2014

19.http://www.nelsonmandela.org/omalley/index.php/site/q/03lv01538/04lv01828/05lv01829/06lv01980.htm,15/03/2014

20.https://media.law.wisc.edu/s/c_8/d9zgq/cbsa2.pdf,sf.3/6,15/03/2014

21.http://www.sahistory.org.za/topic/nelson-mandela-timeline-1980-1989,15/03/2014

22.http://www.tutu.org/timeline/15/03/2014

23.http://www.sahistory.org.za/topic/south-african-major-mass-killings-timeline-1900-2012,15/03/2014

24.http://www.history.com/this-day-in-history/tutu-meets-with-botha15/03/2014

25.http://africanhistory.about.com/od/biography/a/BioPWBotha_3.htm,15/03/2014

26.http://tempsreel.nouvelobs.com/nelson-mandela/20130611.OBS2706/video-mandela-libre-apres-27-ans-de-prison.html,15/03/2014

27.http://www.theguardian.com/world/datablog/2013/dec/06/how-south-africa-changed-since-nelson-mandelas-release-prison-1990,15/03/2014

28.http://www.southafrica.info/about/people/population.htm#.UrhdfYWa–M,15/03/2014

29.http://www.theguardian.com/commentisfree/2013/dec/15/south-africa-the-anc-nelson-mandela,15/03/2014

30.http://www.bloomberg.com/news/2012-09-03/south-africa-mine-deaths-show-wealth-gap-inciting-tension.html,15/03/2014

31.http://www.stanlib.com/EconomicFocus/Pages/SAunemploymentrateroseto252inQ12013.aspx,15/03/2014

32.ÇELİK,Ercüment,Güney Afrika’da Ekonomi Politikaları ve Sendikalar:Çelişkiler ve Oydaşımlar,Mülkiye,Cilt XXVIII,sayı,243,sf.209,214,15/03/2014

SON YAZILAR
İLGİLİ HABERLER

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.