Kanada’nın üç ana partisi, geçen senenin genel seçim kampanyaları boyunca, sürekli üstünlük sağlama çabasına giriştikleri tuhaf bir oyundan keyif alıp durdular. Her parti, eğer seçilirse, önemli rakamlarda Suriyeli mülteciyi ülkeye alacağını belirtiyordu. Muhafazakârlar üç sene içerisinde 10,000 mülteciyi Kanada’ya alma sözü vermişti. Yeni Demokratlar sene sonuna kadar 10,000 mülteci alacağı taahhütünü veriyordu ve her sene düzenli olarak 9,000 yeni mülteci alacağını da ekliyordu. Fakat 1 Ocak tarihinde, Liberaller’in 25,000’lik  sözü ile iki parti de gölgede kaldı. Liberaller seçimleri kazandı ve bu hedeflerini 27 Şubat 2016’da tutturdular. Verilen bu sözün yerine getirilmesi aslında iki ay kadar gecikmişti ve bu süre zarfında Liberal partililer hedefledikleri rakama tam ulaşabildi. Bunun nedeni, yeni hükümetin 4 Kasım’da resmi olarak  göreve başlamasından sonra ülkeye gelen 26,166 Suriyeli’den 11,000’inin bireysel olarak sponsorize edilebilmesi için Kanada vatandaşlarının ön plâna çıkmasıydı.

Mülteciler için gerçekleştirilen bu özel sponsorluk olayı, 1978’de patlak veren diğer bir mülteci krizinin ortasında, savaştan sonra Vietnam’dan kaçan Çinhintliler için başlamıştı. Bu çaresiz mültecilerin durumunun medyada sıkça yer alması, ilk başta bir Amerikan problemi olarak görülen bu sorunun Kanada toplumu tarafından üstlenilmesine yardımcı oldu. Singapur, Filipinler, Malezya ve Tayland’ın artık daha fazla insan kabul edemeyeceğini açıklamasından sonra Kanada, her hükümet tarafından desteklenen mülteci bir özel sponsorlu mülteci ile eşleştiği müddetçe, üç yıl boyunca 60,000 mülteciyi ağırlayacağını belirtmişti. 1980’lerin sonunda Hayat Çizgisi Operasyonu (Operation Lifeline) adı verilen bu operasyon ile neredeyse yarısından çoğu özel gruplar tarafından sponsor olunan 60,049 mülteci Kanada’ya getirildi.  Suriye’deki çatışma, tekrardan aynı duyguları içinde barındıran olaylar zincirinin gelişmesine neden oldu.

Hükümetin bu özel sponsorluk olayını desteklemesinin nedeni, böyle bir durumun birçok avantajı içerisinde barındırmasındandır. Öncelikle bu özel gruplar, mültecilerin yerleştirilmesi ve finanse edilmesi gereken masrafı üzerlerine alıyorlar (4 kişilik bir aile için öngörülen bir yıllık rakam yaklaşık olarak 27,000 Kanada doları). Nüfüsun azaldığı ve yaşlanmanın hızlı olduğu New Brunswick gibi bölgelerin özellikle bu yeni kana ihtiyacı var. Politikacılar da, bu acınası durum karşısında insanî sorumluluklarını yerine getirdikleri için hem kendilerini, hem de Kanadalılar’ı tebrik edebiliyorlar. Göç Bakanı John McCallum, 29 Şubat’ta Toronto Havalimanı’na gelen yeni mülteci gruplarını karşıladıktan sonra, “diğer ülkelerin aksine bir yöne gidiyoruz” demişti. Araştırmalar, özel olarak finansman sağlanan mültecilerin devlet destekli olanlara ve sığınma arayanlara (asylum seeker) nazaran daha başarılı olduğunu gösteriyor. Belki de bu özel destekli mültecilerin geldikleri andan itibaren  kendilerini destekleyen bir gruba sahip olmaları, daha avantajlı bir durumun ortaya çıkmasına neden oluyor. Fakat herkes bu konuda hemfikir değil. Eski muhafazakâr başbakan Stephen Harper, mülteci kisvesi altında İslamî teröristlerin Kanada’ya sızdığını söylemiş ve bu olayın ürkütücülüğünü kamuoyuna açtıktan sonra toplumun önemli bir kesiminden destek almıştı.

Kanada’nın bu özel sponsorluk programı, diğer ülkeleri imrendirebilmesi için henüz yeteri kadar başarılı değil. Avustralya, 2015 yılından itibaren daimi olarak sürdürülecek bu programın, 2012’de pilot uygulamasına başladı. 2013 yılında İrlanda ve İsveç’in bu fikri denemesi ve Almanya’nın 16 eyaletinden 15’inin özel sponsorluk anlaşmalarını uygulamaya koymaya başlamasına kadar Avrupa’da böyle bir program mevcut değildi. İngiliz hükümeti ise geçen sene Kanada ve Avustralya’daki programların örnek alınarak yeni programların geliştirilebileceğini ifade etti. Yeni Zelanda ve Arjantin de bu uygulamaları yakından takip ediyor. Kanada’nın deneyimi, kendi vatandaşlarının özel sponsorluk gibi olaylara girişmesinin, hükümetin mültecilere kapılarını biraz daha fazla açabilmesini sağladığını gösteriyor.

Bu makale, Siyasal Hayvan ekibi tarafından economist.com’daki bu yazıdan Türkçe’ye çevirilmiştir. 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.