16.5 C
İstanbul
Pazar, Mayıs 19, 2024

Küresel Terörizmin Değerlendirilmesi: Charlie Hebdo

 

Emre ERDEMİR(*)

İbrahim Yavuz KULAKLI(**)

*Akdeniz Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Lisans 4.Sınıf- emreerdemir55@gmail.com

**Akdeniz Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Lisans 4.Sınıf- yavuzkulakli@gmail.com

 

 

 

ÖZ

Çalışmanın temel amacı, Fransa’da meydana gelen Charlie Hebdo terörist saldırılarını işleyip söz konusu saldırının Amerika Birleşik Devletleri’nin 11 Eylül saldırıları ile benzer olup olmadığını gösterebilmektir. Söz konusu terör saldırısının daha iyi anlaşılabilmesi için, öncelikle “terör” ve “terörizm” kavramları tanımlanmıştır. Daha sonra ise, “küresel terörizm” kavramı tartışılmıştır ve son olarak dikkat, Fransa’daki yabancı düşmanlığı ve ayrımcılık olgularına ve sorunlarına çekilmeye çalışılmıştır.

Anahtar Kelimeler: Charlie Hebdo, Küreselleşme, Küresel Terörizm, Uluslararası Sorumluluk, Fransa.

The main aim of this study is to elaborate Charlie Hebdo terrorist attack that occured in France objectively and to see if this attack is similar to the 9/11 of the United States of America. To understand this terrorist attack more clearly, first of all, the “terror” and “terrorism” notions will be defined. Then, the “global terrorism” notion will be discussed and finally, the attention will be tried to be drawn on the fact and problem of xenophobia and discrimination in France.

Key Words: Charlie Hebdo, Globalization, Global Terrorism, International Responsibility, France.

 

 

 

  1. Giriş

Bireyler, ister ulus devletlerin vatandaşları olsunlar, isterlerse de uluslararası toplumun bir ferdi olarak adlandırılsalar da barış ve refah içinde yaşamak isterler. Bu isteklerinin karşılanması için devlet olarak ifade edilen yapıların egemenliği altına girmişlerdir. Devlet yapılarının,  vatandaşlarının güvenliğini sağlaması dünya tarihine bakıldığında her zaman mümkün olmamıştır. Bu güvenlik tehdidinin birçok nedeni bulunmasına rağmen, terörün en büyük faktör olduğunu söyleyebiliriz.

Terörün ilk ortaya çıktığı devirlerden itibaren insanlık tarihindeki önemli dönüşüm süreçlerinden etkilendiği görülmektedir. Bu etkileşim sonucunda terör, ihtiyaçlarını karşılayamayan ve bu nedenle toplum tarafından dışlanan kesimler tarafından bir tür tepki haline dönüşmüştür. Bu tepkinin şiddeti de yakın tarihimize bakıldığında da görüleceği gibi, çok yüksek seviyelere ulaşmıştır. Özellikle küreselleşmenin başladığı 1980’li yıllardan itibaren terörün başlangıçtaki tanımından ve niteliğinden derin kırılmalar yaşadığı bilinmektedir. Bu süreçte terör eylemlerinin hedefi, kullanılan araçlar ve bu eylemlerin vardığı sonuç, tüm insanlığı etkiler duruma gelmiştir. Böylece terörün kapsadığı anlam ve alan da genişlemiş, terörün küreselleşmesi (küresel terör) kavramı literatürdeki yerini almıştır. Özellikle milenyum çağı olarak adlandırılan 2000’li yıllardan sonra nükleer silahlar başta olmak üzere etki düzeyi daha yüksek araçların kullanılmaya başlanması, küresel terörün geldiği noktayı göstermektedir. Bu durum, küresel teröre karşı devletlerin ve uluslararası örgütlerin sorumluluk duygusu temelinde birlikte hareket etmeleri gerçeğini göstermektedir.

BM gibi çatı örgütünün yanı sıra Avrupa Birliği, Arap Birliği ve Afrika Birliği gibi bölgesel örgütlerin de organizasyon yeteneklerini ve birikimlerini ortaya koymaları ve terörün her türlüsüne karşı mücadele etmeleri gerekmektedir. Bu gereklilik, çalışmanın değerlendirme konusu Charlie Hebdo saldırısı üzerinden de görülmektedir. Son yıllarda tüm dünyada yaygınlaşan yabancı düşmanlığının etkilerinin geldiği nokta, bu saldırıyla birlikte dünya kamuoyunun gözleri önüne serilmektedir. Toplumların din ile mezhep özelinde ayrıştırılması ve ekonomik istikrarsızlıkların sonuçlarının terör tarafından bir ‘’zırh’’ olarak kullanılması, küreselleşmenin getirdiği bir olgu olarak karşımıza çıkmaktadır. Çalışmada bu olgular, birincil kaynaklardan elde edilen bilgiler ışığında nesnel açıdan değerlendirilmeye çalışılmıştır.

  1. Terör ve Terörizm Kavramlarına Genel Bir Bakış
  2. Terör Nedir?

Dünya tarihi içinde uluslararası ilişkilerdeki olaylara ve durumlara bakıldığında, bireyleri, devletleri, uluslararası örgütleri, devlet niteliği kazanmamış topluluklar vb. yapıları etkileyen en önemli sorunlarından başında terör kavramı gelmektedir. Terör kavramının ve bu bağlamda terörizm kavramının açıklanması, çalışmanın odak noktasının belirlenmesinde büyük öneme sahip olacaktır.

Sosyal bilimlerde bir kavramın açıklanmasında ve tüm boyutlarıyla değerlendirilmesinde yaşanan sıkıntı, terör ve terörizm gibi kavramlarda da ön plana çıkmaktadır. Bu nedenle terör kavramının tanımlanmasına, kavramın kökeninden başlamak yararlı olacaktır. Terör kelimesinin kökeni Latince’den gelmektedir. Kelime anlamı, Fransızca Petit Robert Sözlüğü’nde, ‘’korkudan titreme’’ ve ‘’titremeye sebep olma’’ anlamındadır. Yine aynı sözlükte terör, ‘’bir toplumda bir grubun halkın direnişini kırmak için yarattığı ortak korku’’ şeklinde tanımlanmaktadır.[1]

Literatürde yapılan bu tanıma rağmen, terör kavramının tanımlanmasında, ülkelerin bakış açıları da değerlendirilmektedir. Türkiye’de terör kelimesi, ‘’şiddet, siyasal şiddet ve anarşi’’ kavramlarıyla eş anlamlı olarak kullanılmaktadır. Özellikle ideolojik çatışmaların yaşandığı 1980 öncesi dönemde ‘’anarşi’’ kavramı, terör eylemlerinin ifade şekli olmuştur. 1980 sonrası dönemde ise terör kelimesi kullanılmasına rağmen, halk arasında ‘’anarşi’’ ve bu eylemi gerçekleştiren kişilere ise ‘’anarşist’’ kelimesi kullanılmaya devam etmiştir.[2]

Terör kavramı üzerinde ortak bir tanımın bulunmamasının nedeni; terör eylemine bakış açılarında farklılığın bulunmasıdır. Örneğin; bir devletin veya tarafın terörist ilan ettiğini, diğer devlet veya tarafın özgürlük savaşçısı olarak nitelemesidir. Bu durumun sonucunda,  terörün tanımı konusunda akademisyenler ve düşünürler arasında ortak bir kesin yargı oluşmamaktadır.[3]

  1. Terörizm Nedir?

Terör kavramının açıklanmasından sonra, terörizm kavramının değerlendirilmesi de çalışmanın terminolojisi açısından bir başka unsur konumundadır. Bu nedenle terör ve terörizm, farklı kavramlardır. Yukarıda açıkladığımız gibi terör, korku ve dehşet durumunu ifade ederken, terörizm ise bu korku ve dehşet durumlarının ortaya çıkartılmasını amaçlayan stratejiyi ifade eder. Bu stratejinin gerçekleştirilmesi için; siyasal süreci etkileyecek eylemlerin yapılması, bu eylemlerin sonucunda toplumda psikolojik yanı ağır basan bir tahribat yaratılması önem kazanmaktadır.

Terör kavramında yaşanan tanım sorunu, terörizm kavramı için de söz konusu olmaktadır.  Sosyal Bilimler Ansiklopedisi’nin ‘’terörizm’’ maddesini yazan Hardman, ‘’önceden belirlenmiş hedefleri elde etmek için şiddet kullanan, şiddete başvuran bir grubun veya partinin kullandığı metot’’ şeklinde terörizmi tanımlamaktadır.[4] Bu tanıma bakıldığında, terörist saldırıların, bir grubun amaçlarını gerçekleştirmesine engel olan ve müdahale eden kişilere, kurumlara ve otorite temsilcilerine yönelik şiddet kullanmı olduğu anlaşılmaktadır.[5]

Sulhi Dönmezer’e göre terörizm ise, ‘’şiddetin; ulusal, dinsel ve ırksal amaçlarla veya sosyal sınıflar arasında çatışma ve savaş tahrik etme üzerine planlı ve hukuk dışı olarak kullanılmasıdır.’’[6] Toplumcu bilimci Mevlüt Bozdemir ise terörizmi ‘’insanları yıldırmak, sindirmek yoluyla belirli düşünce ve davranışları benimsetmek için zor kullanma veya tehdit eylemi’’ olarak açıklamıştır.[7]  Doğu Ergil, ‘’Türkiye’de Terör ve Şiddet’’ kitabında, terörizmi şöyle tanımlamaktadır: ‘’Kaçırmadan cinayete kadar uzanan ve amacı sindirme olan şiddet eylemlerine verilen addır.’’[8] Ceza hukukçusu Köksal Bayraktar’a göre terörizm, toplumda belirli bir iktidara veya siyasal amaca baskı, korku ve yılgınlık yaratarak erişmek için sürekli şiddet hareketlerinin kullanılmasıdır.[9]

Yukarıda terörizm kavramı üzerine yapılan tanımların ışığında, terörist eylemlerin  amaç ve araç unsurları temelinde  gerçekleştirildiği görülmektedir. Terör örgütleri, hedefledikleri  bir takım amaçlara ulaşmak için şiddeti ön plana çıkarmakta ve eylemlerinin etkisini artırarak insanların kalabalık olduğu mekanları seçmektedirler. Bu amaç-araç unsurunu, Şükrü Alpaslan şöyle açıklamaktadır: ‘’Terörizm, toplumun mevcut düzenine karşı olup, bunu kısmen veya tamamen değiştirerek kendi düzenini kurmak isteyen, bu amaçla kişilerde korku, panik ve ümitsizlik duyguları oluşturarak devlete ve oluşturduğu düzene güveni sarsmayı, böylece sosyal disiplini bozmayı ve giderek toplumun tepki gösterici güçlerini felce uğratan, bunun için, kullandığı niteliği ‘’siyasi şiddet’’ olarak kabul eden kişi ve toplulukların eylemleridir.[10]

  1. Küreselleşme ve Küresel Terörizm

İnsanlık tarihindeki büyük değişimlerden biri de, 20.yy’ın sonunda başlayan ve günümüzde de devam eden küreselleşme olgusudur. Sovyetler Birliği’nin yıkılmasıyla birlikte dünya siyasal sisteminde ABD’nin tek kutuplu liderliğinin oluşmaya başlaması, küreselleşmenin bu yeni dönemde olaylara ve durumlara etkili bir faktör olmasını sağlamıştır. Daha çok ekonomik temelli bir sistemin ortaya çıkması ve küreselleşmenin tüm dünyayı etkisine alması sonucunda evrensel kapitalizm için uygun koşullar meydana gelmiştir. Batılı devletlerin merkezinde olduğu bu yeni sistem, tüm dünyanın gelişmesini değil, batı kapitalizminin dünya ülkelerini kendi egemenliği altına almalarının bir yöntemi durumuna gelmiştir.[11] Tarihsel olarak bakıldığında, sömürgeci devletlerin manda ve himaye yoluyla yapmaya çalıştıkları sömürge düzeni, 1980 sonrası dönemde küreselleşme adı altında etkinliğini devam ettirme çabasındadır.

Küreselleşme, gelişme ve çağdaşlaşma olarak ön plana çıkmasına rağmen, bu yapının modernleşme kavramından ziyade, emparyalist bir model olduğu görülmeye başlanmıştır. Özellikle Batılı ülkelerin demokrasi ve insan hakları temelinde küreselleşmeyi tüm dünyaya yayma çabaları, ulus devletlerin prestij kaybetmelerine ve uluslararası büyük şirketlerin güç mücadelesinde ön plana çıkmasına neden olmuştur. Bu güç mücadelesi sonucunda, başta devletler arasında, daha özelde ise, toplumlar arasında gelir eşitsizliği durumu söz konusu olmuştur. Bu durum sonucunda, ekonomik sistemde ortaya çıkan neoliberal akımın, düşünce temelindeki eş anlamlısı postmodernizm oluşmuştur. Postmodernizm, küreselleşmenin getirdiği dönüşüme ve yıkıcılığa bir açıklama getirmiştir. Bu açıklama; ulus-devletlerin güçlü düzenlerinin yerine, bireyin haklarını ön plana çıkaran bir yapıyı ifade eder. Makro bir yapıdan mikro bir yapıya dönüşümü ve bu dönüşümün özüne  bireyin  merkezciliğini  oturtan bir sistemdir.[12]

Küreselleşmenin bu yıkıcılığına karşı ilk tepkiler, 1960’lı yıllardan itibaren artan şiddet eylemlerinde görülmektedir. Bu şiddet eylemlerinin uluslararası bir niteliğe bürünmesiyle birlikte, ‘’küresel terörizm’’ kavramı uluslararası ilişkiler disiplininde değerlendirilmeye başlanmıştır. Küresel terörizm, ‘’içeriği ve tekrarı uluslararası sonuçlar doğuran terörist faaliyetler’’ olarak tanımlanmaktadır.[13]  Bu tanım ışığında küresel terörizm, bazı devletlerin güvenliğini ve vatandaşlarının haklarını ihlal eden bir unsur olarak değil, dünya barışını ve istikrarını tehdit eden bir olgu olarak kabul edilmiştir. Özellikle küreselleşmenin getirdiği bilim ve teknoloji alanındaki gelişmeler sayesinde, yeni bir hayat tarzı ortaya çıkmıştır. Bu hayat tarzında, güçlü olanın gelenekleri dünya sisteminde ön planda olacak, diğer kültürlerin gelenekleri ise bir ‘’alt kültür’’ olacaktır.  Bu durum, ‘’mikro milliyetçilik’’ temelinde oluşan akımların kuruluş felsefelerini oluşturmuştur. Dünya ekonomik ve siyasal sisteminde güçsüz konumda olan bu ‘’mikro milliyetçiler’’,  terör eylemleri sayesinde   dünya üzerindeki geniş insan topluluklarına kendilerini ezilen, sömürülen topluluklar olarak tanıtabilmekte ve propagandalarını yapabilmektedirler.[14]

İşte bu noktada küreselleşme ile terörizm arasındaki ilişki ön plana çıkmaktadır. Yukarıda çeşitli akademisyenler ve düşünürlerin ‘’terörizm’’ tanımı göstermektedir ki; terörist faaliyetlerin amacı, içinde bulundukları düzeni yıkmaya çalışmak ve böylece bunu dünyaya duyurmaktır.[15] Bu terörist eylemleri duyurma görevini kitle iletişim araçları karşılamaktadır. Küreselleşen dünyada gazete, televizyon ve internet gibi kitle iletişim araçlarının kat ettiği mesafe sayesinde terörizm, günümüzde olduğu kadar gelecek için de büyük bir tehdit oluşturmaktadır.[16]

  1. Küresel Teröre Bakış ve 11 Eylül

Tarihin ilk dönemlerinden itibaren insan yaşamı için büyük tehdit kaynağı olan terörün, uluslararası toplum açısından sistematik hale gelişi, 19.yüzyıldan itibaren olmuştur.[17] I. Dünya Savaşı’nın başlama nedeni olarak bir Sırp milliyetçisinin Avusturya-Macaristan Veliahtı’nı suikast sonucu öldürmesi başta olmak üzere,  20.yy’la birlikte, terör eylemlerinin,  uluslararası ilişkilerin güvenliğini bozan bir sorun olduğu görülmüştür. Buna rağmen, uluslararası ilişkilerin aktörleri, terör konusunda ortak bir tutum içerisinde olamamışlardır. Özellikle II. Dünya Savaşı sonrasında dünya sisteminde oluşan iki kutupluluk nedeniyle terörizm, 2000’li yıllara kadar devam etmiştir. 1991 yılında Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin (SSCB) yıkılmasıyla, Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) tek kutuplu bir sistemin liderliğe doğru ilerlemesi, 11 Eylül 2001 saldırılarıyla kesilmiştir.

Aslında, ABD’de “Yeni Terörizm Dönemi”nin başlangıcının ilk örneği olarak, 26 Şubat 1993 tarihindeki Dünya Ticaret Merkezi bombalı saldırısı gösterilmektedir. Radikal bir İslâmcı grup tarafından organize edilen bu saldırı sonucunda, toplamda 6 insan ölmüş ve 1.000’den fazla insan da yaralanmıştır.[18] Bu saldırı sonrasında ortaya çıkan dört  önemli özelliğin, 11 Eylül 2001 saldırılarının öncesine ve sonrasına bir etkisinin olacağı, 11 Eylül Komisyonu’nun Final Raporu’nda belirtilmiştir. Bunlar:

  1. Öfkesi ve nefretinin limitleri olmayan, yeni bir terörizm dönemine girilmiştir. Çünkü bombayı yerleştiren Remzi Yusuf, toplamda 250,000 kişiyi öldürmeyi plânladığını açıklamıştır.
  2. FBI ve ABD Adalet Departmanı (U.S. Justice Department), olay sonrasında zanlıların tutuklanması ve yargılanması konusunda mükemmel bir performans sergilemişlerdir.
  3. ABD, bu terör saldırısının arkasında kim olduğunu tam olarak sorgulamamıştır. Mahkemeler, Bin Ladin ağını ne kamuoyuna, ne de politika yapıcılarına (policy- makers) sunabilmişlerdir.
  4. Terör saldırısı, halk ve politikacılar nezdinde bir terörizm algısı yarattıysa da, bunun etkisi uzun süre devam etmemiş ve olası tehlikeler küçümsenmiştir.[19]

Böylece, özellikle de dördüncü maddenin sonucuna bağlı olarak, 11 Eylül saldırılarının gerçekleşmesine zemin hazırlanacak ve bu saldırıların etkileri, tüm dünyada yankılanacaktır.

11 Eylül 2001’de ABD’nin Savunma Bakanlığı’na (Pentagon) ve uluslararası ticaret için sembol mekanlardan Dünya Ticaret Merkezi’ne yapılan eşzamanlı saldırılar; küreselleşme ile terörizm arasındaki ilişkinin geldiği nokta açısından önemli bir gösterge olmuştur. Artık, en korunaklı ve en güçlü olarak kabul edilen devletlerin bile, terörist eylemlere karşı bağışık olmadığı anlaşılmıştır. 11 Eylül saldırılarının bu derece etkili olabilmesi ise, El Kaide’nin şu özelliklerine bağlanmıştır:

–          Büyük bir operasyonun planlanması ve yönetilmesi aşamasında değerlendirme, onaylama ve kontrol etme yetisine sahip liderlerin, grup bünyesinde varlığı,

–          Adayları grup bünyesine alacak, onlara bir öğreti aşılayacak, onların geçmişlerine bakacak ve onlara gereken eğitimi sağlayacak bir personel sisteminin varlığı,

–          Operasyonları idare eden kişiler ile onlara yardımcı olan kişilerin planlamasını ve yönetimini kolaylaştıracak iletişim araçlarının varlığı,

–          Amerika’nın güçlü ve zayıf yanlarını değerlendirebilecek ve gereken bilgileri toplayabilecek bir istihbaratın varlığı,

–          Böylesine büyük ölçekli bir saldırı için toplanabilecek ve aktarılabilecek bir finansal desteğin varlığı.[20]

11 Eylül saldırıları, dünya tarihinde daha önce gerçekleştirilen diğer terör eylemlerinden birçok farklılık taşımaktadır. Bu farklar ise, yukarıda belirttiğimiz araçlara da bağlı olarak şu şekilde açıklanabilir:[21]

Bu terörist eylem de, diğer terör eylemleri gibi insanları öldürmek amacındadır. Ancak 11 Eylül saldırıları;  eylemin niteliği, niceliği, planlanışı ve kullanılan araçlar bakımından önemli özelliklere sahiptir. Saldırılarda kullanılan araçlar, çok basittir. Çoğu terör eyleminde görülen,  patlayıcı ve ateşli silahların yerine uçak gibi dev bir ‘’sivil bomba’’nın kullanılması, eylemin niteliği açısından önemli olmuştur. Minimum araçla maksimum hedefe ulaşılmaya çalışılması, bu eylemin ne kadar ayrıntılı planlandığını göstermektedir.[22]

Terör eylemlerini gerçekleştirenlerin, uluslararası güvenlik birimlerinde kayıtlarının olmaması veya varsa da ‘’sahte kimlikler’’ ile saldırıları gerçekleştirmeleri, eylemcilerin ‘’amatör’’ olmalarının avantajı olarak görülmektedir. Bu ‘’amatör’’ ruha rağmen, saldırıların hem ABD için, hem de tüm dünya açısından sembol mekanlar olması, terörist eylemlerin küresel etki sağlama amacı taşıdığını göstermektedir.[23] Saldırının sorumluluğunu üzerine alan El-Kaide isimli terör örgütü olmasına rağmen, devletler başta olmak üzere tüm uluslarası camia, uluslararası güvenlik ve küresel terör konusunda ortak bir yöntem belirlemeye çalışmışlardır. ‘’Terörün her türlüsüne karşı olunması’’ temel prensibi ışığında; ırk, din, dil, mezhep ayırmadan terörün tüm insanlık için bir sorun olduğu belirtilmiştir.

Küresel terörün neden olduğu ‘’tüm sorunlara karşı ortak tavır’’ görüşlerine rağmen, uluslararası toplum arasında 11 Eylül saldırılarıyla birlikte olumsuz bir durum da söz konusu olmuştur. 11 Eylül saldırılarını düzenleyen El-Kaide terör örgütünün İslam dini ile özdeşleştirilmesi nedeniyle tüm dünyada İslamofobi (İslam karşıtlığı, İslam düşmanlığı) ortaya çıkmıştır. Bu durumun sonucunda, özellikle Müslüman nüfusun fazla olduğu ülkelere yönelik bir sistematik kampanya başlamıştır. Böylece, terör ile hiçbir ilişki olmayan insanların da terörle ilişkilendirilmesi sonucu oluşmuştur. İslamofobi’ye maruz kalan Müslüman toplumlarda da buna karşı radikallerin başını çektiği bir karşı kampanya oluşmuş ve bu süreç 2015 yılının ilk günlerinde Fransız mizah dergisi Charlie Hebdo’ya yapılan terörist eyleme kadar uzanmıştır.[24]

  1. Charlie Hebdo Saldırısı

Charlie Hebdo saldırısı, Charlie Hebdo (madaire)[25] adlı mizah dergisinde, 7 Ocak 2015 tarihinde gerçekleşen olaylardır. Olayların kronolojik olarak gelişimi şu şekilde olmuştur:

–          Olayların başladığı 7 Ocak gününde, saat yaklaşık 11:30’da, tamamen siyah giyinmiş iki kişi, Charlie Hebdo’nun Paris’teki merkezine saldırı düzenler. Yayın toplantısını basan saldırganlar, beşi yazar olmak üzere, toplantıdaki sekiz kişiyi öldürürler. Aynı zamanda derginin bir davetlisini, bir temizlik görevlisini ve iki polisi de öldüren saldırganlar, toplamda on iki kişinin ölümüne neden olurlar. Aynı gün polis, zanlılardan ikisini, Şerif ve Seyit Kuaçi’yi aramaya başlar.

–          8 Ocak günü, henüz günün başında, Montrouge’da, bir belediye polisi (policière municipale) öldürülür ve bir belediye işçisi de ağır yaralanır.

–          9 Ocak günü, Kuaçi kardeşlerin suç ortağı olduğu anlaşılan Amedi Kulibali, Doğu Paris’te bulunan Hyper Cacher adlı bir alış-veriş mağazasına düzenlenen saldırı sonrasında öldürülür. Daha sonrasında, mağazada dört kişinin önceden öldürüldüğü anlaşılır. Aynı gün Kuaçi kardeşler de Dammartin adlı bir yerleşim yerinde çıkan çatışma sonrasında öldürülürler.

–          Böylece, olaylar bittiğinde toplamda (saldırganlar ile birlikte) yirmi ölü, yirmiden fazla da yaralı vardır. Aynı zamanda, Kulibali’nin eşi olduğu düşünülen Hayat Bumeddiyen ise hâlâ aranmaktadır.[26]

Charlie Hebdo adlı haftalık mizah dergisinde yaşanan olaylara baktığımızda, saldırganların, El-Kaide’nin 11 Eylül saldırıları sırasında sahip olduğu özelliklerin neredeyse hepsine sahip oldukları söylenebilir. Ancak Charlie Hebdo saldırısı, olabildiğince insanı öldürmeye yönelik değil, önceden belirlenmiş hedeflerin öldürülmesine (Philippe Honoré, Cabu, Charb, Tignous, Wolinski) yönelik bir saldırıdır. Bu açıdan, çalışmanın üst kısımlarında da belirtildiği gibi, Charlie Hebdo eylemleri, “sindirme” amacıyla gerçekleştirilmiş eylemlerdir ve niceliğe yönelik değil, niteliğe yönelik girişilmiştir.

Charlie Hebdo saldırıları sonrasında, bu olaylardan “Fransa’nın 11 Eylül’ü” olarak bahsedildiği olmuştur. Kimi yazarlara göre, 2001 yılında New York’ta yaşananlar ile 2015 Paris’te yaşananlar her açıdan farklılık gösterse de (kullanılan silâhlar, kurban sayısı, saldırıyı gerçekleştirenlerin uyrukları, v.b.), seçilen hedeflerin “sembolik değerleri” açısından, iki saldırı arasında bir benzerlik bulunmaktadır.[27] Burada açıklanmak istenen, Dünya Ticaret Merkezi’nin ABD için sembolik değeri ne ise; Charlie Hebdo’nun, Fransa’daki ifade özgürlüğünü yansıtması da o orandadır. Ancak burada belirtilmesi gerekir ki Charlie Hebdo, saldırılar olmadan önce toplamda 30 bin örnek satarken; saldırılar sonrasındaki tirajı, 7 milyona yükselmiştir.[28] Bu da aslında, Charlie Hebdo’nun Fransa’da belirli bir kesime hitap eden bir dergi olduğunu göstermektedir.

Aslında Fransa’nın son dönemlerde maruz kaldığı terör saldırılarına bakarsak, Charlie Hebdo olayının Fransa için çok da şaşırtıcı olmaması gerektiği düşünülebilir. Çünkü Fransa, gerek Cezayir Savaşı’nı (1954- 1962) yaşamış bi devlet olarak, gerekse de Avrupa’da bulunan bir ülke olarak, ne radikal İslâmcılığa, ne de terörist saldırılarına uzak bir devlet değildir. Nitekim, özellikle de GIA (Groupe islamique armé- İslâmcı Silâhlı Grup) tarafından Fransa’da 90’lı yıllarda düzenlenen saldırılar buna bir örnek oluşturabilir. Aynı zamanda bu saldırılar, gerek El Kaide, gerekse diğer radikal İslâmcı gruplar tarafından 2000’li yıllarda da devem etmiştir.

  1. Charlie Hebdo Saldırısı’nın Fransa’da Doğurduğu Sonuçlar

Charlie Hebdo saldırısının, özellikle de Fransa’da önemli sonuçları olmuştur. Bunlar:

–          Fransa’nın her yerinde, olaylara tepkilerini duyurabilmek için toplamda 4 milyon kişi toplandı. Böylece Fransız halkı, birlikte hareket edebileceğini gösterdi. Buna ek olarak, yapılan araştırmalar, daha politize bir Fransa’nın saldırılar sonrasında var olduğunu söyledi.

–          Yukarıda da belirtildiği gibi, Charlie Hebdo’nun tirajları beklenmedik derecede yükseldi. Saldırı öncesinde 10 bin olan abone sayısı, saldırı sonrasında 200 bine yükseldi.

–          Saldırı sonrasında pek çok devlet yetkilisi Paris’teki yürüyüşe katıldı ve bir bütünlük sergilendi.

–          Beklenenin aksine, olayları düzgün bir şekilde yürütebildiği ve halkı bir arada tutmayı başarabildiği için, Cumhurbaşkanı François Hollande’un popülaritesi %8 arttı (aynı şekilde Başbakan Manuel Valls için de %10’luk bir artış gözlemlendi).

–          Polis ve diğer kolluk kuvvetlerinin vatandaşın gözündeki değeri yükseldi.

–          Fransa’daki asker sayısı, geçici olarak da olsa, saldırıdan sonra arttırıldı (tüm Fransa’da ek olarak 10.500 asker).[29]

Tüm bu pozitif sonuçlarına rağmen, 20 Ocak 2015 tarihinde, Fransız Başbakanı Manuel Valls’in, Fransa’da “bölgesel bir apartheid” olduğundan bahsetmesi, Fransa’daki temel sorunlardan birini (belki de Charlie Hebdo için de temel oluşturan bir sorunu) gözler önüne sermiştir.

Manuel Valls, bu “sosyal yokluğa”, bir de “doğru ada, deri rengine sahip olunmadığı için veya sadece kadın olunduğu için günlük zorlukların da eklendiğini” belirtmiştir. Aynı zamanda Valls, “bu sorunların keşfedilmiş sorunlar değil, zaten bilinen sorunlar olduğunu” belirtmiştir.[30] Bu da bize, Fransa’daki şiddet olaylarını tetikleyen etkenlerden belki de en önemlisini göstermektedir. Çünkü Kuaçi Kardeşler de Cezayir’den göç etmiş bir ailenin çocuklarıdır.

Saldırı sonrasında yapılan anketler sonucunda ise ortaya çıkan enteresan bir sonuç, Fransız nüfusunun %17’sinin, Charlie Hebdo olaylarının bir komplo olduğunu düşünmesidir.[31] Neredeyse toplam nüfusun 5’te 1’i anlamına gelen bu oran, Charlie Hebdo olayları sonrasında toplanan 4 milyona rağmen, Fransa içerisinde var olan bölünmeyi bize göstermektedir.

  1. Sonuç

Genel tanımıyla terör, dünya tarihinde insan yaşamını ekonomik, sosyal, idarî ve kültürel yönlerden etkileyen en önemli olgulardan biridir. Terör eylemleri, günümüz dünyasına yakın bir geçmişte ortaya çıkmış bir olay gibi algılanmasına rağmen, insanlık tarihindeki geçmişi çok eskilere gitmektedir. Öyle ki, Hasan Sabbah liderliğindeki Alamut terörizmi bile, kronolojik olarak ilk karşılaştığımız terörist grup değildir.

Tarihsel gelişim sürecine bakıldığında terörizm, en büyük değişimini, Sanayi Devrimi’nden sonra başlayan küreselleşme dalgalarıyla yaşamıştır. Sanayi Devrimi’nden sonra başlayan üslü nüfus artışı ve teknolojik gelişmelerin etkisiyle, terör eylemleri, özellikle de nicelik açısından önemli bir değişime uğramıştır. Bunun en önemli nedeni, eylemlerde kullanılan araçlarda yaşanan değişimdir. Eski dönemlerde kullanılan ilkel araçlar, zamanla, yerini ateşli silâhlara ve de tahribat gücü yüksek bombalara bırakmıştır. Bu teknolojik gelişmeler, terör gruplarının eylemlerinin etki alanının da gittikçe küresel bir düzeye ulaşmasını sağlamıştır.

2. Dünya Savaşı sonrası dönemde –Soğuk Savaş Dönemi’nde-, başta Orta Doğu olmak üzere, dünyanın pek çok yerinde ortaya çıkan sınır anlaşmazlıklarının (sınırların büyük devletler tarafından, o yörenin kültürel yapısı dikkate alınmadan çizilmesi sonucunda) ideolojik kutuplaşmalar ile sentezlenmesi sonucunda, mikro milliyetçiliğin yükseldiği görülmüştür ve günümüzde de görülmektedir. Bu mikro milliyetçi toplulukların, içlerinde bulundukları toplumlardan kendilerini soyutlanmış hissetmeleri, taleplerini terör eylemleri ile kabul ettirmeleri yoluna girmelerine neden olmuştur.

Soğuk Savaş’tan sonra ortaya çıkan tek kutuplu siyasal sistem de, terör gruplarının taleplerine cevap verememiştir. Bunun en uygun örneği, 11 Eylül 2001 saldırılarıdır. Eylemin yapılış şekli açısından, 11 Eylül saldırıları, daha önceki terör eylemlerinden ayrılmaktadır. Bu saldırı ile, teknolojide yaşanan gelişmelere, terör gruplarının da uyum gösterdiği görülmüştür. Militer alandaki teknolojik gelişmelere bağlı olarak, konvansiyonel silâh kullanımından daha teknolojik silâhlara geçişin ilk örneği, 11 Eylül saldırılarıdır.

11 Eylül saldırıları sonrasında, bireyler başta olmak üzere, devletlerin ve uluslararası örgütlerin karar alım süreçlerinde dönüşüm geçirmeleri gerektiği görülmüştür. Bugün, terör eylemleri sonucunda en çok ölümlerin Irak, Afganistan, Pakistan, Nijerya ve Suriye’de olduğu görülmektedir. Bu da Batılı devletlerin, terörizm konusunda ortaya sundukları değerleri (insan hakları, demokrasi, v.b.), başka devletler söz konusu olunca uygulamadıklarını göstermektedir. Bu türden izlenen tek yönlü politikalar neticesinde, küresel terörizm tehdidi asla çözüme ulaşamayacaktır.

KAYNAKÇA

ALPASLAN, Şükrü, (1983), ‘’Kriminoloji ve Hukuk Açıdan Tedhişçilik’’, İstanbul, Teknik Yayınlar.

BAŞEREN, Sertaç, (29 Mayıs 2006), ‘’Küresel Terör ve Türkiye(Sempozyum)’’, Stratejik Araştırma ve Etüt Merkezi (SAREM) Yayınları, Yıl:1, Sayı:6, s:6.

BAYRAKTAR,Köksal, (1982), ‘’Siyasal Suç’’, İstanbul, İstanbul Hukuk Fakültesi Yayınları.

BOZDEMİR, Mevlüt, (1981), ‘’Terör(mü) ve Terörizm(mi?)’’, S.B.F. Basın ve Yayın Yüksek Okulu Yıllığı, Cilt:6,    s:526.

Chronologie: 3 jours d’attentats terroristes sur la France. (10.01.2015). 29.03.2015,http://tempsreel.nouvelobs.com/charlie-hebdo/20150110.OBS9671/charlie-hebdo-chronologie-3-jours-d-attentats-terroristes-sur-la-france.html

Clavel, G. (07.02.2015). Après Charlie Hebdo: 8 conséquences inattendues et exceptionnelles en France et dans le monde. 29.03.2015,http://www.huffingtonpost.fr/2015/02/07/apres-charlie-8-consequences-inattendues-exceptionnelles-france-monde_n_6628548.html (29.03.2015)

DİNÇYÜREK, Ahmet, (Temmuz 2005), ‘’Küresel Terör : Kurgulanmış Bir Egemenlik Aracı Mı?, Stratejik Araştırmalar Dergisi,      Yıl:3, Sayı:5, s:62.

ERGİL,Doğu, (1980), ‘’Türkiye’de Terör ve Şiddet’’, Ankara, Turhan Kitabevi.

ERKMEN, Serhat, (Ekim 2001), ‘’11 Eylül 2001: Terörizmin Yeni Miladı’’, Stratejik Analiz Dergisi, Sayı:18, s:5.

H. Kean T., H. Hamilton L., (2004). Final Report of the National Commission on Terrorist Attacks Upon the United States. The 9/11 Commission Report (p.71- 74)

Haynes, M. (20.03.2015). Quand l’argent divise Charlie Hebdo. 29.03.2015,http://www.gala.fr/l_actu/news_de_stars/quand_l_argent_divise_charlie_hebdo_338289

KELEŞ, Ruşen ve Ünsal, Artun, (1982), ‘’Kent ve Şiddet’’, Ankara, Ankara Üniversitesi S.B.F. Yayını.

KILIÇ, Zafer, (2007), ‘’Küresellleşme İle İvme Kazanan Uluslararası Terörizm ve Buna Karşı Alınan Tedbirler’’, Yüksek Lisans Tezi, Süleyman Demirel Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.

Marquardt E., Heffelfinger C. (Ed.). (2008). Terrorism & Political Islam: Origins, Ideologies and Methods, A Counterterrorism Textbook (2nd Edition), United States Military Academy (p. v- vii)

Moisi, D. (09.01.2015). Le 11 Septembre de la France ?. 29.03.2015,http://www.lesechos.fr/idees-debats/editos-analyses/0204068198548-le-11-septembre-de-la-france-1081782.php

ÖZOĞLU, Ali, (Mayıs 2005), ‘’Şifre Çözüldü: Masonlardan Türkiye’ye Kanlı Hediye; ASALA-PKK’’, İstanbul, Yenigüven Yayıncılık.

RENGİN, Gün Ö, (2000), ‘’Uluslararası Terörizm, Dünya Savaşı’nın Yeni Boyutu’’, Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Cilt:2, Sayı:4, s:56.

STEVENE, Jaoquline, (2001), ‘’Devletin Yeniden Üretime’’, İstanbul, Ayrıntı Yayınları.

TONAK, Ahmet, (2000), ‘’Küreselleşme’’, Ankara, İmge Yayınları.

YAYLA, Atilla, (1980), ‘’Terörizm: Kavramsal Bir Çerçeve’’, Ankara Üniversitesi S.B.F. Dergisi, Sayı:45/1 , 22 Mart 2013,http://www.politics.ankara.edu.tr/dergi/pdf/45/1/atillayayla.pdf.

17% des Français pensent que les attentats de Charlie Hebdo et de la porte de Vincennes relèveraient d’un complot: un thermomètre de l’état de la société (25.01.2015). 30.03.2015, http://www.atlantico.fr/decryptage/17-francais-pensent-que-attentats-charlie-hebdo-et-porte-vincenne-releveraient-complot-thermometre-etat-societe-yves-marie-cann-1971963.html

Manuel Valls évoque “un apartheid territorial, social, ethnique” en France. (20.01.2015). 29.03.2015, http://www.lemonde.fr/politique/article/2015/01/20/pour-manuel-valls-il-existe-un-apartheid-territorial-social-ethnique-en-france_4559714_823448.html

 

 


[1]Keleş, Ruşen ve Ünsal, Artun, (1982), ‘’Kent ve Şiddet’’, Ankara, Ankara Üniversitesi S.B.F. Yayını,s:2.

[2] Alpaslan, Şükrü, (1983), ‘’Kriminoloji ve Hukuk Açıdan Tedhişçilik’’, İstanbul, Teknik Yayınlar,s:4.

[3] Kılıç, Zafer, (2007), ‘’Küresellleşme İle İvme Kazanan Uluslararası Terörizm ve Buna Karşı Alınan Tedbirler’’, Yüksek Lisans Tezi, Süleyman Demirel Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, s:4.

[4] Yayla, Atilla, (1980), ‘’Terörizm: Kavramsal Bir Çerçeve’’, Ankara Üniversitesi S.B.F. Dergisi, Sayı:45/1 , 22 Mart 2013, http://www.politics.ankara.edu.tr/dergi/pdf/45/1/atillayayla.pdf,s:336.

[5] Yayla, a.g.e., s:336.

[6] Dönmezer, Sulhi, (10 Kasım 1977),  ‘’Her Yönüyle Tedhiş’’, Son Havadis.

[7] Bozdemir, Mevlüt, (1981), ‘’Terör(mü) ve Terörizm(mi?)’’, S.B.F. Basın ve Yayın Yüksek Okulu Yıllığı, Cilt:6, s:526.

[8] Ergil,Doğu, (1980), ‘’Türkiye’de Terör ve Şiddet’’, Ankara, Turhan Kitabevi, s:1.

[9] Bayraktar,Köksal, (1982), ‘’Siyasal Suç’’, İstanbul, İstanbul Hukuk Fakültesi, s:159.

[10]Alpaslan, a.g.e., s:21.

[11] Tonak, Ahmet, (2000), ‘’Küreselleşme’’, Ankara, İmge Yayınları, s:109.

[12] Stevene, Jaoquline, (2001), ‘’Devletin Yeniden Üretime’’, İstanbul, Ayrıntı Yayınları, s:74.

[13] Rengin, Gün Ö, (2000), ‘’Uluslararası Terörizm, Dünya Savaşı’nın Yeni Boyutu’’, Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Cilt:2, Sayı:4, s:56.

[14] Başeren, Sertaç, (29 Mayıs 2006), ‘’Küresel Terör ve Türkiye(Sempozyum)’’, Stratejik Araştırma ve Etüt Merkezi (SAREM) Yayınları, Yıl:1, Sayı:6, s:6.

[15] Kılıç, a.g.t., s:49.

[16] Özoğlu, Ali, (Mayıs 2005), ‘’Şifre Çözüldü: Masonlardan Türkiye’ye Kanlı Hediye; ASALA-PKK’’, İstanbul, Yenigüven Yayıncılık, s:191-300.

[17] Kılıç, a.g.t., s:61.

[19]H. Kean T., H. Hamilton L., (2004). Final Report of the National Commission on Terrorist Attacks Upon the United States. The 9/11 Commission Report (p.71- 74)

[20] Marquardt E., Heffelfinger C. (Ed.). (2008). Terrorism & Political Islam: Origins, Ideologies and Methods, A Counterterrorism Textbook (2nd Edition), United States Military Academy (p. v- vii)

[21] Erkmen, Serhat, (Ekim 2001), ‘’11 Eylül 2001: Terörizmin Yeni Miladı’’, Stratejik Analiz Dergisi, Sayı:18, s:5.

[22] Dinçyürek, Ahmet, (Temmuz 2005), ‘’Küresel Terör : Kurgulanmış Bir Egemenlik Aracı Mı?, Stratejik Araştırmalar Dergisi, Yıl:3, Sayı:5, s:62.

[23] Kılıç, a.g.t, s:62.

[24] N.N, (7 Ocak 2015), ‘’Charlie Hebdo neden saldırıya uğradı?’’, 29.03.2015,http://tr.euronews.com/2015/01/07/charlie-hebdo-neden-saldiriya-ugradi/.

[25] “Hebdomadaire” sıfatı, Fransızca’da “Haftalık” anlamına gelmektedir.

[28]Haynes, M. (20.03.2015). Quand l’argent divise Charlie Hebdo. 29.03.2015,http://www.gala.fr/l_actu/news_de_stars/quand_l_argent_divise_charlie_hebdo_338289

[29]Clavel, G. (07.02.2015). Après Charlie Hebdo: 8 conséquences inattendues et exceptionnelles en France et dans le monde. 29.03.2015, http://www.huffingtonpost.fr/2015/02/07/apres-charlie-8-consequences-inattendues-exceptionnelles-france-monde_n_6628548.html (29.03.2015)

[30]Manuel Valls évoque “un apartheid territorial, social, ethnique” en France. (20.01.2015). 29.03.2015,http://www.lemonde.fr/politique/article/2015/01/20/pour-manuel-valls-il-existe-un-apartheid-territorial-social-ethnique-en-france_4559714_823448.html

[31]17% des Français pensent que les attentats de Charlie Hebdo et de la porte de Vincennes relèveraient d’un complot: un thermomètre de l’état de la société. (25.01.2015). 30.03.2015,http://www.atlantico.fr/decryptage/17-francais-pensent-que-attentats-charlie-hebdo-et-porte-vincenne-releveraient-complot-thermometre-etat-societe-yves-marie-cann-1971963.html

 

* Bu makale, Evrensel Stratejik Araştırma Merkezi (EVSAM –www.evsam.org-) sitesinden alıntılanmıştır.

SON YAZILAR
İLGİLİ HABERLER

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.