Gelecek yıllarda yenilenebilir enerji kaynakları çok önemli gibi görünse de, özellikle gelişmekte olan ülkelerin de etkisiyle kömür, daha uzun yıllar, en önemli enerji kaynaklarından biri olarak kalacak gibi görünmektedir.

Dünyadaki elektrik ihtiyacının %40’ı kömürden sağlanmaktadır. Petrolden sonra dünyadaki en büyük ikinci birincil enerji kaynağı kömür, elektrik üretiminde ise ilk sırada yer almaktadır. Kömür, 21. Yüzyılın başlarından itibaren en hızlı büyüyen küresel enerji kaynağı olmuştur. Son yıllarda ise, yukarıda da belirttiğimiz gibi gelişen ekonomilerle, özellikle de Çin ile birlikte kömür kullanımı, yine önemini artırarak devam ettirmektedir.

Burada Çin’in kömür tüketimine değinmekte fayda vardır. Dünyadaki en büyük kömür tüketicisi ülke, büyüme hızı yavaşlamakta olan Çin’dir ( Ülkenin büyüme hızı, 2007’de %14’ten günümüzde %7,5’e kadar düşmüştür ve ileriki yıllarda da bu düşüklükte devam edeceği söylenmektedir).  Ancak Çin’de de özellikle hava ve su kirliliği gibi problemlerden dolayı kömür kullanımında az da olsa bir düşüş yaşanmaktadır. Bunun yerine Çin hükümeti yenilenebilir kaynaklara ve nükleer enerjiye dikkat çekmektedir (Geçen yıl Çin’deki kömür tüketimi yalnızca %4,7 artmıştır, ancak bu rakam 165 milyon tona karşılık gelmektedir). Her şeye rağmen Çin, dünyadaki kömür tüketiminin (7.697 milyon ton) neredeyse yarısı kadar (3.678 milyon ton) kömür tüketmektedir. Çin’in yıllık kömür tüketimi ABD’nin tüketiminin 4 katına, Japonya’nın tüketiminin 9 katına, Almanya’nın tüketiminin ise 23 katına karşılık gelmektedir.

Çin’in yanı sıra kömür kullanımının gelişmekte olan ülkelerde çok fazla olduğu görülmektedir. Ancak Hindistan örneği ile bu durumu açıklamamız gerekmektedir. Bu ülkede, her yıl milyonlarca doğum yaşanmakta ve buna bağlı olarak elektriğe ulaşımı olmayan insan sayısı da her yıl artmaktadır. Bununla birlikte Hindistan’da zaten güncel nüfusun 1/3’ ünün elektriğe ulaşımı maalesef yoktur. Bu durumda, bu ülkede kömür kullanımından başka çare görülmemektedir. Çünkü Hindistan hem kömür üreticisi bir ülkedir, hem de limanları aracılığıyla kömüre kolayca ulaşabilmektedir. Hindistan gibi çok nüfuslu ve gelişmekte olan ülkelerde enerji alanındaki “geçişler” çok da kolay olmamaktadır.

Dünyada kömür kullanımı hiçbir zaman için artmayı kesmemiştir ve gerekli önlemler alınmazsa bu durumun daha uzun yıllar devam edeceği tahmin edilmektedir. Bu açıdan kömürün yol açtığı CO2 salınımı göz ardı edilmemelidir, çünkü gelecekte CO2 seviyesini uygun bir seviyede tutabilmek için daha şimdiden kömür kullanımı ile ilgili gerekli önlemler alınmalıdır. Bu önlemler enerjiyi daha verimli kullanan fabrikaların kurulması, eski fabrikaların bu yeni fabrikalara “uyarlanması” ve daha verimli fabrikalara dönüştürülmesi gibi önlemler olabilir. Bunun yanı sıra bir devlet politikası örneği vermemiz gerekirse, ABD’de fiyatlarda yapılan değişikliklerle kömür kullanımı yerine gaz kullanımına geçiş sağlanmaya çalışılmıştır. Ancak bu geçişi sağlamanın tek yolunun fiyatlardaki değişim olmadığını söylememiz de gerekmektedir. (ABD’deki bu geçiş için Uluslararası Enerji Ajansı’nın yayımına lütfen buradan bakınız)

Tüm bu gelişmeler karşısında dünyadaki iklim değişikliği sorununun nereye varacağı merak konusudur. Bununla birlikte Birleşmiş Milletler’in 2015 yılında Paris’te gerçekleştireceği iklim üzerine konferans da bu açıdan önemli olup bu konferansa hazırlananları zorlu günler beklemektedir.

Yazan: İbrahim Yavuz KULAKLI

Kaynak: ieaslate.fr

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.