3.7 C
İstanbul
Çarşamba, Şubat 21, 2024

İbn Haldun’un Toplumsal ve İktisadi Görüşleri- Sonuç ve Kaynakça (8/8)

SONUÇ VE DEĞERLENDİRME

İbn Haldun, Mukaddime’de kendisini her şeyden önce “ilmi umrân” ın kurucusu olarak tanıtmıştır. Bu bilimin sınırlarını ise bir umrânda ortaya çıkan her türlü insanî-tarihsel varlık alanı ile bu “olguların birbirleri arasındaki deterministik bağları incelemek” olarak belirleyerek, umrânda olagelen tüm kültür yaşamına derinlemesine nüfuz etme amacı gütmektedir.

Öyle ki umrân ilminin ele alacağı belli başlı toplumsal konu ve sorunlar oldukça geniştir. Tahliline tarihçilere yönelttiği eleştiri ile başlayan İbn Haldun, tarih ilminin konusunu, geçmişte belli çağ veya toplumsal örgütlenmede ortaya çıkan hal ve tarihsel olgular olarak belirlemiş olup, kendisinden önceki tarihçiler ile fikir birliği içerisindedir. Ancak o, tarih yazıcılığını, salt anlamda peygamberler ve hükümdarlar gibi siyasete yön veren önemli kişilerin hayatlarının ve faaliyetlerinin anlatılmasından ibaret görülmesini eleştirmiştir. Tarihsel olayların temel öznesi olarak insan topluluklarını ve onların faaliyetlerini görmüştür. Bu bağlamda tarihe, ekonomik, bilimsel, kültürel, dini vb. insan topluluklarına dair her türlü olguyu kapsayan geniş bir perspektifle yaklaşmıştır. Çünkü yalnızca saray ve çevresine odaklanan tarihçinin, tarihsel olayları açıklamada yetersiz kalacağını düşünmektedir. O, tarihi anlamada büyük önderlerin kişiliklerinden çok, toplumsal yapılar üzerinde durmuştur.

Lacoste, o güne kadar hiçbir tarihçinin, tarihin gerçek özünün, insan geçmişini anlatmak olduğunu, bu kadar aydınlık ve köklü bir biçimde İbn Haldun’dan başkasının ortaya koyamadığı düşüncesinde, kanaatimizce doğru bir tespitte bulunmuştur (Lacoste s.168). Nitekim Lacoste, İbn Haldun’u tarihin biliminin kurucusu olarak nitelemektedir. İbn Haldun, tarihçinin görevini, olguların derlemesini yaparak kronolojik sıralamasını vermekten ibaret görmemektedir. Tarihin gerçek amacı insanın toplumsal durumunu anlaşılır kılmaktır. Her ne kadar olguların derlenmesi meşakkatli bir süreç olsa da tarihçinin esas uğraşı, ele aldığı tarihsel olayların arasındaki ilişkiler ile onları meydana getiren sebep ve sonuçların araştırılması hususu olmalıdır. Çünkü tarih, var olan şeylerin iç yüzünü anlama, araştırma etkinliğidir.

Tarihin ve toplumun yasalarının ortaya çıkarılması ise ancak ilmi umrânla mümkündür. Zira tarih dâhil bütün olgular umrandan doğmuştur. İbn Haldun’un yapıtında birbirinden bağımsız görünen parçalar bile rastlantısal olmayan tutarlı biçimde birbirlerine bağlı bir bütün oluşturmuşlardır. İlmi umran ile tarihin ve toplumun yasalarına ulaşmayı hedefleyen İbn Haldun, teorisinin temeline toplumsal değişmeyi koymuştur. İbn Haldun’un tarihçilere yönelttiği en temel eleştiri de budur. Siyasi ve askeri yaşamın olguları ile toplumsal ve iktisadi kurumların sürekli bir hareketlilik ve değişim içerisinde olduğunun gözlemlenememesi tarihçileri en çok yanıltan nedendir. Zira toplumsal hayata dair, hiçbir kurum başladığı noktada kalmamakta, çağların değişmesi ile birlikte evrime tabii olmaktadır.

İbn Haldun’da sosyal olaylar değişkenlik ve tekâmül yasasına göre işlerler. Bu değişmeyi tetikleyen temel etken ise maddi olgulardır. İnsan topluluğunun geçimini sağladığı üretici etkinliğinin gelişmesi sonucu elde edilen artı ürün, toplumsal evrimin itici gücüdür. Üretimdeki teknik ihtisaslaşma ve iş bölümünün artması sonucu, insan toplulukları geri bir düzeyden daha gelişmiş bir düzeye evrilir. Böylece toplumsal başkalaşım çağlar ilerledikçe süregelecektir. İbn Haldun nazarında hareketlilik ilkesi olguların doğasına egemendir. Toplumlar ekonomik yapılarının değişimine paralel olarak sürekli değişirler ve belirli bir evreden sonra bambaşka bir toplum biçimine dönüşürler. İbn Haldun’un toplumsal değişmenin temellerini araştıran yaklaşımının esasları, bedevi ve hadari umran ayrımında kendini göstermektedir. Bedevilik ve hadarilik, İbn Haldun’un maddi temelli ayrımı kapsamında, biri diğerini hazırlayan iki farklı sosyal örgütlenme biçimini karşılamaktadır. Bu ayrımı belirleyen temel öğe iktisadi örgütlenme biçimidir.

İnsanlık tarihini anlamada, insanı iktisadi faaliyetleri içerisinde değerlendirmek gerektiği düşüncesi Marx’tan önce İbn Haldun tarafından dile getirilmektedir. “Bilmek gerekir ki, toplumların (nesillerin) ahvâlinde görülen farklılık, sadece onların geçim yollarının farklı oluşundan ileri gelmektedir” (MSU, 2013, s.323). Diyalektik kuramının en önde gelen temsilcisi Karl Marx’a göre, toplumun evriminde ilk hareket noktası maddi koşullardır. İbn Haldun’un yaklaşımı da “Tarihsel Materyalizm” ile yakından ilişkilidir.

İbn Haldun’a göre toplumsal evrimin bir diğer temel öğesi de asabiyettir. Asabiyet olgusu, içerisinde karşıtların birliğini ve çatışmasını barındıran, başat bir aktördür. Öyle ki, kabile reisinin iktidarını pekiştirmesini sağlayan asabiyet, daha sonra kendi kendini imha ederek, kabile reisliği, kurumsal bir mülk devlete dönüşmektedir.

İbn Haldun, insanı yalnızca “düşünebilen hayvan” olarak soyutlamamıştır. İnsan, anatomik ve fizyolojik olarak değil; aynı zamanda, sürdürülebilirliğini sağlamak açısından yapmak zorunda olduğu iktisadi faaliyetleri dolayısıyla da diğer canlılardan ayrılmaktadır. Geleceğe dair kaygısı olan insan türünün, ihtiyaçlarını tek başına karşılayamamasından doğan süreçte toplumsallaşmaları kaçınılmazdır. İbn Haldun’a göre beslenme, üreme ve barınma nasıl ki insan nevi için temel ihtiyaç ise koruyucu bir otoriteye duyduğu ihtiyaç da o denli önemlidir. Tıpkı Gazali gibi o da, toplumsal ilişkilerin başlaması ile devlet kurumunun kaçınılmaz olduğunu belirtmiştir. Zira insanlar doğaya ve diğer vahşi yaradılışlı hayvanlara karşı fikir ve eli sayesinde üstün gelebilmektedir. İnsanın fikri ve eli sayesinde içerisinde yaşadığı çevreye uyum sağlayarak değil, onu kendi ihtiyaçlarına uygun hale getirerek, doğa insan ilişkisinde tasarımcı rolünü üstlendiği gerçeğini İbn Haldun’dan asırlar sonra Avrupa’lı düşünürler de neredeyse aynı cümlelerle ifade edecektir. Velhasıl insan; doğa ve vahşi hayvanlarla mücadele edebilmek üzere bir takım alet ve gereçleri üretebilecek donanıma sahiptir. Ancak aynı araç ve gereçlerin sahip bulunan insan topluluklarını, birbirleri arasındaki saldırganlıklarından koruyacak olan yapı ise devlet kurumudur. Böylece İbn Haldun’a göre topluluğun oluşumuyla birlikte devlet kurumunun oluşması da kaçınılmazdır.

İhtiyaçların tek başına giderilememesi olgusundan İbn Haldun’un siyaset teorisi doğmuştur. İbn Haldun’un siyaset teorisinin en ilgi çekici yanlarından biri, akli siyaset ile dini siyaset arasında yaptığı ayrımdır. Umran bilimi, devletin dinden bağımsız bir şekilde incelenmesini gerektirir. Özellikle onun yaşadığı dönemde, tıpkı Ortaçağ Hristiyan dünyasında olduğu gibi İslam düşüncesinde de tüm her şey dini referanslarla açıklanıyordu, öyle ki dinden bağımsız bir devlet düşünülemezdi. İbn Haldun, her ne kadar uhrevi ve dünyevi faydayı gözetmesi açısından hilafeti tüm siyaset biçimlerinden üstün görse de zamanla mülk örgütlenmesine dönüşmesi açısından sürdürülebilirliği olmadığını belirtmiştir. Kitap ve peygamber gönderilmemiş toplulukların, kitap ve peygamber gönderilmiş topluluklara göre sayıca çok fazla olduğunu belirtmiş, üstelik bu devletlerin sağlıklı birer yapı olduklarından bahsetmiştir.

Velhasıl İbn Haldun, her siyasi yönetimin dini bir hüviyete sahip olma zorunluluğu olmadığını tarihsel örneklerle ortaya koymuştur. İbn Haldun’un, dine saldırı adı altında, ölüm cezalarının kolaylıkla verilebildiği bir dönemde bunları ifade edebilmesi oldukça cüretkârdır. Nitekim Mukaddime, halifesiz devlet kurumu fikri ve devletlere biçtiği ömür bağlamında, asırlar sonra Osmanlı Devleti’nde Abdülhamid tarafından okunması ve satılması yasaklanmış bir yapıttır.

İbn Haldun buradaki düşünceleri ile laik devlet fikrinin mübeşşiri olarak görülmüştür. Ancak İbn Haldun’un burada herhangi bir ideolojik yönlendirme olmaksızın, yalnızca gözlemleri neticesinde mevcut siyasi rejimleri betimlemekten başka bir amaç gütmemiştir. Tarafımızda İbn Haldun’un dindarlığı su götürmez bir gerçektir. O, dinin toplumlar üzerindekini etkisini asla yadsımamaktadır. Hatta İslam devletinin yükselişini, Mudar kabilesi üyelerinin, dinî ideoloji etrafında birleşerek güçlü bir asabiyet oluşturmalarına bağlamıştır. Tüm bunların yanısıra kendisi için çok önemli bir yere sahip olan asabiyet ve mülkü, şer’i hükümlerin yasaklamadığını söylemesi de ayrı bir önem içerir. Zira devletin asli görevi, huzur ve güven ortamını sağlamaktır. Bunu yapmayı başarabilen bir mülk devletin, yasaya aykırı herhangi bir yanı yoktur. Özetle, İbn Haldun şeriatın, gereksiz bir kurum olduğunu kanıtlamak gibi bir çabası olmamıştır. O sadece şeriatın, toplum ve devlet için zorunlu olup olmadığını ortaya koymak istemiştir.

İbn Haldun’un devlet ile ilgili bir başka önemli teorisi de Mukaddime’nin en fazla eleştirilen kısımlarından biri olan “Tavırlar Teorisi” dir. Devletin temelini oluşturan asabiyet olgusu ile yerleşik toplumun ürünü mülk devletin çatışarak ayrışması ve devletin bir diğer kurucu öğesi olan iktisadi yapıda meydana gelen bozulma, son tahlilde devleti yıkımına yol açacaktır. İbn Haldun devleti, insan organizması ile ilişkilendirerek, beş farklı tavrı kapsayan yüz yirmi yıllık ömür biçmiştir. Asabiyetin mülkü ele geçirmesi ile başlayan süreç, devlet sahibinin, kendi soyundan gelen asabiyesini yönetimden uzaklaştırarak tek adamlığa ulaşması ile devam eder. İbn Haldun’a göre umran gelişiyor olmasına rağmen, asabiyenin devlet yönetiminden uzaklaştırılması ile aslında yıkım süreci başlamıştır. Mukaddime’de sık sık kendini gösteren doğum ve ölüm teması İbn Haldun’un bu dönüşümlü devlet teorisinde en göze çarpan olgudur. Ancak buradaki ölüm, tam anlamıyla ortadan kalkma değildir. Zira siyasal iktidar, medeniyet maddesini değil biçimini oluşturur. Yeni bir gücün örgütlenerek mülkü ele geçirmesi medeniyetin maddesini değil, biçimini değiştirecektir. Nitekim İbn Haldun’un bu tezi, derin bir bunalım içerisinde olan XIV. yüzyıl Kuzey Afrika kabile çatışmalarını tam olarak açıklayabilse de, tarihsel gerçeklerle uyuşmadığı ortadadır.

Mukaddime’de ilgi çeken bir başka kısım ise İbn Haldun’un biyolojik evrime olan inancıdır. Evrende varolan canlı cansız tüm cisimlerin, belirli bir düzen içerisinde, birbirlerine dönüştüklerini belirten İbn Haldun, yaratılan tüm varlıkların basitten karmaşığa doğru bir geçişlerinin olduğunu düşünmektedir. En ilginç kısım ise henüz düşünme yetisine sahip olmayan maymunların zamanla evrilerek, insanlık mertebesinin ilk basamağını oluşturduğu düşüncesinde belirmiştir. Ancak İbn Haldun, bu geçişe somut bir açıklama getirememiş, bu geçişin yaratılıştan bahşedilmiş bir yatkınlık olduğunu belirterek, özellikle eleştirdiği metafizik öğelerden yardım almıştır.

İbn Haldun’u önemli kılan etkenlerden biri de iktisadi alanda belirttiği görüşlerinden kaynaklanmaktadır. Toplumsal yaşamı incelerken, iktisadi olguların toplumların şekillendirmesindeki rolünü ön plana çıkaran İbn Haldun, emek-değer, artı ürün, toplumsal işbölümü, arz talep dengesi, nitelikli nüfus, gibi pek çok iktisadi kavrama değinmiştir. Toplumların menşeinde maddi olguların önemini çok iyi kavrayan İbn Haldun, toplumsal işbölümüne büyük önem vermiştir. Toplumsallaşma sonucu ortaya çıkan iş bölümü, ekonomiyi kendine yeterlilikten çıkaran, toplumsal evrime ön ayak olan, toplulukları ileri medeniyet seviyesine ulaştıran etkendir.

Toplumsal üretim ise emek sonucu hâsıl olur. Emek, İbn Haldun’da çok özel bir olgudur. Zira yaratılan tüm değerin kaynağı, emeğin niteliğinden gelmektedir. İnsanların tek sermayesi vardır ki bu da “emek” tir. İlerleyen yüzyıllarda bunu uzun uzadıya tartışacak olan Batılı düşünürlerden önce emeğin önemini ortaya koyan İbn Haldun, emeğe verdiği değer bağlamında çeşitli ideolojilere dâhil edilmeye çalışılmaktadır. Bunlardan biri Marksist ideolojidir. Ancak emek olgusu, hemen hemen tüm toplumsal ve dini ideolojilerde kutsanmıştır. Bu açıdan emeği kutsamasıyla Marksist düşünce arasında paralellik olsa da İbn Haldun’un, materyalist olduğuna dair delil oluşturamaz. Nitekim o, toplumda maddi olguların yanında manevi olguların da öneminin üzerinde ısrarla durmuştur.

İbn Haldun’un Marx’ın bazı düşünceleri ile benzerliği çalışmanın ana kısmında da belirtildiği üzere ortadadır. Örneğin; üretim araçları, üretim biçimi, altyapı ile üstyapı arası sömürü ilişkileri, ekonomik ilişkilerin toplumsal yapının oluşmasında belirleyici etkisi, artı ürün ve artık emek gibi iktisadi kavramları kullanmış ve betimlemiş olması itibariyle Marx ile ilişkilendirilmiştir. Ancak tüm bunların yanı sıra, devleti doğrudan iktisadi faaliyetlerde pasifize etmesi, özel mülkiyet hakkını tanıması, işbölümü gibi konularda da liberal düşünceye yakınlık göstermektedir.

Görüldüğü üzere İbn Haldun’u herhangi bir ideolojiye dâhil etmek güçtür. Burada İbn Haldun için söyleyebileceğimiz tek bir şey vardır ki, o da çok iyi bir gözlemci olduğudur. İbn Haldun toplumda var olan her türlü olguyu çok iyi gözlemlemiş, toplumdaki maddi ve maddi olmayan öğeleri birleştirerek çok sentezli bir teori ortaya koymuştur. İbn Haldun’un yapıtındaki birbirinden bağımsız olguların, tutarlı bir biçimde birbirlerine organik olarak bağlanmış olması hayranlık uyandırıcıdır. Sonuç olarak İbn Haldun, toplumsal yapıları, toplumun kendine özgü yasalarını ele alış tarzı ile sosyolojinin kurucusu unvanını en az August Comte kadar hak etmektedir.

KAYNAKÇA

AKŞİN, S. (1980). Bedevilik-Barbarlık ve İnsanlık Tarihi. Toplum ve Bilim Dergisi.
ALADA, A. Dinç. (2012). İktisadın Kayıp Felsefesi. İstanbul: Bağlam Yayıncılık.
ARİSTOTELES. (2013). Politika. (Çev. Murat Temelli) İstanbul: Ark Yayınları.
ARON, R. (1973). Toplumbilim Düşüncesinde Ana Akımlar. (Çev. Fevzi Yalım) Ankara: Ağaç-İş Matbaası.
ARSLAN, A. (2008). İbn Haldun Ve Doğa. Bilim Ve Ütopya, 173, 28-41.
ARSLAN, A. (2014). İbn Haldun. İstanbul: İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları.
BANAJI, J. (2011). İslâm, Akdeniz Ve Kapitalizmin Doğuşu. (Çev. Onurcan Ülker). Bilim Ve Ütopya, 208, 27-35.
BARTHOLD, W. (2012). İslâm Medeniyeti Tarihi. Ankara: Akçağ Yayınları.
BATSEVA, M.S. (1977). İbn Haldun’un Tarihsel-Felsefi Öğretisinin Toplumsal Temelleri. Mukaddime (Çev. Turan Dursun) I. Cilt. (s. 46-60). Ankara: Onur Yayınları.
BAYRAKTAR, M. (2009). İslam’ın Darwinleri Birûnî, Câhız, İhvân-ı Safâ, İbn Tufeyl. Bilim ve Ütopya, 177, 18-38.
BOCUTOĞLU, E. (2012). İktisat Teorisinde Emeğin Öyküsü: Değerin Kaynağı Olan Emekten Marjinal Faydanın Türevi Olan Emeğe Yolculuk. Hak-İş Uluslararası Emek ve Toplum Dergisi, 128-150.
BOER, T. J. (2001). İslam’da Felsefe Tarihi. (Çev. Yaşar Kutluay). İstanbul: Anka Yayınları.
BORATAV, K. (2009). Geçmişten Geleceğe Marx ve Marksizm. Bilim ve Ütopya, 181, 10-23.
CANATAN, K. (2005). İslam Sosyolojisi. İstanbul: Beyan Yayınları.
CANATAN, K. (2013). İbn Haldun Perspektifinden Bilgi Sosyolojisi. İstanbul: Açılım Kitap.
CHILDE, G. (1974). Tarihte Neler Oldu.(Çev. Alaeddin Şenel-Mete Tunçay). Ankara: Odak Yayınları.
CORBIN, H. (2010). İslâm Felsefesi Tarihi İbn Rüşd’ün Ölümünden Günümüze. (Çev. Prof. Dr. Ahmet Arslan). İstanbul: İletişim Yayınları.
CORBIN, H. (2001) History of Islamic Philosophy. London. akt. KARACA, Ç. (2011). İbn Haldun’un Mukaddime’sinde Toplumun Yasalarını Keşfeden Bir Düşünce Etkinliği Olarak Tarih. Ankara: Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi.
ÇETİN, A. (2012). Haldunnâme. Ankara: Lotus Yayınevi.
DARWIN, C. (1968). İnsanın Türeyişi. Ankara: Sol Yayınları.
DURI, A. (1991). İslam İktisat Tarihine Giriş.(Çev. Sabri Orman). İstanbul: Endülüs Yayınları.
DURKHEIM, E. (2006). Toplumsal İşbölümü. (Çev. Prof. Dr. Özer Ozankaya). İstanbul: Cem Yayınevi.
DURSUN, T., & HASSAN, Ü. (2012). İbn Haldun’da Uygarlıkların Yükselişi ve Çöküşü. İstanbul: Kaynak Yayınları.
El-Husri, S. (2001). İbn-i Haldun Üzerine Araştırmalar. (Çev. Süleyman Uludağ). İstanbul: Dergâh Yayınları.
ERGİL, D. (1978). Yabancılaşma Kuramına İlk Katkılar. http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/42/442/4949.pdf adresinden alındı
ERTAN, H. (2011). Biyolojinin Ötesindeki Darwinizm. Bilim ve Ütopya, 210, 9-35.
FALAY, N. (1978). İbn Haldun’un İktisadi Görüşleri. İstanbul: İstanbul Üniversitesi Yayınları.
FÂRÂBİ. (2013). İdeal Devlet “El-Medinetü’l Fâzıla”. (Çev. Prof. Dr. Ahmet Arslan). İstanbul: Divan Kitap.
FINDIKOĞLU, Z. F. (1958). İçtimaiyat Hukuk Sosyolojisi. İstanbul: İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Yayınları.
FINDIKOĞLU, Z. F. (1961). İçtimaiyat: Metodoloji Nazariyeleri. İstanbul: İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Yayınları.
FINDIKOĞLU, Z. F. (1971). İçtimaiyat Dersleri: Sosyoloji Doktrin ve Kolları. İstanbul: İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Yayınları.
GARAUDY, R., & BERCAVİ, F. (2012). İslamiyet ve Sosyalizm. (Çev. Hasan Erdem). İstanbul: Rebeze Kitaplığı.
GIBB, H. A. (2006). İslâm’da Modern Eğilimler.(Çev.Dr. M. Kürşad Atalar). Ankara: Çağlar Yayınları.
GÖZE, A. (1987). Siyasal Düşünceler ve Yönetimler. İstanbul: Beta Yayınları.
GÜRKAN, Ü. (2013). Hukuk Sosyolojisine Giriş. Ankara: Siyasal Kitabevi.
HANÇERLİOĞLU, O. (2013). Felsefe Sözlüğü. İstanbul: Remzi Kitabevi.
HASSAN, Ü. (2011). İbn Haldun Metodu ve Siyaset Teorisi. Ankara: Doğu Batı Yayınları.
HOBSBAWM, E. J. (2009). Kapitalist Üretim Öncesi Biçimler’e. MARX K. & ENGELS F.Kapitalizm Öncesi Ekonomi Biçimleri içinde. (9-64). Ankara:Sol Yayınları
İbn, Haldun, (1977). Mukaddime (Çev. Turan DURSUN) I. Cilt. Ankara: Onur Yayınları.
İbn, Haldun, (1986). Mukaddime (Çev. Zakir Kadirî UGAN) II. Cilt. İstanbul: Milli Eğitim Basımevi.
İbn, Haldun, (2011). Bilim ile Siyaset Arasında Araştırmalar. (Çev. Vecdi Akyüz). İstanbul: Dergâh Yayınları.
İbn, Haldun, (2013). Mukaddime (Çev.Süleyman ULUDAĞ) I. ve II. Cilt. İstanbul: Dergâh Yayınları.
Işık, S. (2012). İktisadi Kalkınmada Değerlerin Rolü (İbn Haldun Perspektifinden). Çalışma İlişkileri Dergisi, 49-65.
KAZGAN, G. (2014). İktisadi Düşünce veya Politik İktisadın Evrimi. İstanbul: Remzi Kitabevi.
KIZILÇELİK, S. (2011a). Batı Barbarlığı I Rouesseau, Marx ve Nietzsche Üzerine. Ankara: Anı Yayıncılık.
KIZILÇELİK, S. (2011b). Sosyoloji Tarihi 1 İbn Haldun, Machiavelli, Montesquieu ve Rouesseau’nun Sosyal Teorileri. Ankara: Anı Yayıncılık.
KORAY, S. (2011). Sosyal Darwinizmin Özü. Bilim ve Ütopya Dergisi, 210, 21-25.
KOZAK, İ. E. (1999). İnsan-Toplum-İktisat. Sakarya: Değişim Yayınları.
LACOSTE, Y. (2012). İbn Haldun Tarih Biliminin Doğuşu. (Çev. Mehmet Sert). İstanbul: Ayrıntı Dizisi.
MACHIAVELLI, N. (2014). Prens. (Çev. Kemal Atakay). İstanbul: Can Yayınları.
MANDEL, E. (1970a). Marksist Ekonomi El-Kitabı I. (Çev. Orhan Suda). İstanbul: Ant Yayınları.
MANDEL, E. (1970b). Marksist Ekonomi El-Kitabı II. (Çev. Orhan Suda). İstanbul: Ant Yayınları.
MARX, K. (1976). 1844 El Yazmaları: Ekonomi Politik ve Felsefe. (Çev. Kenan Somer). Ankara: Sol Yayınları.
MARX, K. (1996). Kapital Ekonomi Politiğin Eleştirisi. (Çev. Mehmet Selik). Ankara: Sol Yayınları.
MARX, K., & ENGELS, F. (2009). Kapitalizm Öncesi Ekonomi Biçimleri. (Çev. Mihri Belli). Ankara: Sol Yayınları.
MERİÇ, C. (2013). Sosyoloji Notları ve Konferanslar. İstanbul: İletişim Yayınları.
MERİÇ, C. (2014). Umrandan Uygarlığa. İstanbul: İletişim Yayınları.
MONTESQUIEU. (2014). Kanunların Ruhu Üzerine. (Çev. Fehmi Bağdaş). İstanbul: Hiperlink Yayınları.
MORGENTHAU, H. J. (1970). Uluslarası Politika. (Çev. Baskın Oran-Ünsal Oskay). Ankara: Türk Siyasi İlimler Derneği.
NIETZSCHE, F. (2011). Tarihin Yaşam İçin Yararı ve Yararsızlığı Üzerine. (Çev. Nejat Bozkurt). İstanbul: Say Yayınları.
OKUMUŞ, E. (2009). Osmanlı’nın Gözüyle İbn Haldun. İstanbul: İz Yayıncılık.
ORMAN, S. (2010). İktisat, Tarih, Toplum. İstanbul: Küre Yayınları.
ORMAN, S. (2014). Gazali’nin İktisat Felsefesi. İstanbul: İnsan Yayınları.
ÖNCÜ, A. (1993). Sosyoloji Ya da Tarih. Ankara: Öteki Yayınevi.
ÖZEL, H. (2011). Evrim Kavramı ve Sosyal Evrim Anlayışları. Bilim ve Ütopya, 210, 26-34.
ÖZLEM, D. (1992). Tarih Felsefesi. İstanbul: Ara Yayıncılık.
ÖZVEREN, E. (2010). Bir Sosyal Bilimci Olarak Adam Smith’in Uzak Görüşlülüğü. KARA & AYDINONAT. Görünmez Adam Smith. İstanbul: İletişim Yayınları
RICARDO, D. (2007). Ekonomi Politiğin ve Vergilendirmenin İlkeleri. (Çev. Tayfun Ertan). İstanbul: Belge Yayınları.
RODINSON, M. (2011). İslam ve Kapitalizm. (Çev. Fevzi Topaçoğlu). Bilim ve Ütopya, 208, 11-26
ROSENTHAL, E. I. (1996). Ortaçağ’da İslâm Siyaset Düşüncesi. (Çev. Ali Çaksu). İstanbul: İz Yayıncılık.
ROUSSEAU, J. J. (2002). İnsanlar Arasındaki Eşitsizliğin Kaynağı. (Çev. R. Nuri İleri). İstanbul: Say Yayınları.
ROUSSEAU, J. J. (2013). Toplum Sözleşmesi. (Çev. Şemsettin Yeltekin). İstanbul: Araf Yayınları.
SAY, S. (2011). İbn Haldûn’un Düşünce Sistemi Uluslararası İlişkiler Kuramı. İstanbul: İlk Harf Yayınevi.
SCHUMACHER, E. F. (2010). Küçük Güzeldir. (Çev. Osman Çetin Deniztekin). İstanbul: Varlık Yayınları.
SELİK, M. (1982). Marksist Değer Teorisi. Ankara:AÜSBFY
SEN, A. (2004). Özgürlükle Kalkınma. (Çev. Yavuz Alogan). İstanbul: Ayrıntı Yayınları.
SENA, C. (1976). Filozoflar Ansiklopedisi. İstanbul: Sentez Yayıncılık.
SLATTERY, M. (2007). Sosyolojide Temel Fikirler. İstanbul: Sentez Yayıncılık.
SMITH, A. (2009). Ulusların Zenginliği I. (Çev. Metin Saltoğlu). Ankara: Palme Yayıncılık.
SMITH, A. (2011). Ulusların Zenginliği II. (Çev. Metin Saltoğlu). Ankara: Palme Yayıncılık.
SOROKIN, P. A. (1972). Bir Bunalım Çağında Toplum Felsefeleri. (Çev. Mete Tunçay). Ankara: Bilgi Yayınevi.
SUDA, O. (1976). Sosyalizm Sözlüğü. İstanbul: Suda Yayınları.
ŞENTÜRK, R. (2009). İbn Haldun Güncel Okumalar. İstanbul: İz Yayıncılık.
TİMUR, T. (2010). Friedrich Engels ve Tarihi Maddeciliğin Temel Taşları. Bilim ve Ütopya, 198, 57-62.
TOGAN, A. Z. (1969). Tarihte Usul. İstanbul: İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Yayınları.
TOPÇUOĞLU, H. (1960). Hukuk Sosyolojisi. Ankara: Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları.
UYGUN, O. (2008). İbn Haldun’un Toplum ve Devlet Kuramı. İstanbul: On iki Levha Yayıncılık.
ÜLGENER, S. F. (2006). Tarihte Darlık Buhranları. İstanbul: Derin Yayınları.
ÜLGER, İ. (2004). İbn Haldun Işığın Kaynağı Doğu. İstanbul: Berfin Yayınları.
ÜLKEN, H. Z. (1943). Sosyoloji. İstanbul: Remzi Kitabevi.
ÜLKEN, H. Z. (1998). İslâm Felsefesi. İstanbul: Ülken Yayınları.
WEBER, M. (2014). Toplumsal ve Ekonomik Örgütlenme Kuramı. (Çev. Prof. Dr. Özer Ozankaya). İstanbul: Cem Yayınevi.
YILMAZ, L. (2007). Giambattista Vico ve Yeni Bilim’in Temel Kavramları. İstanbul: İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları.

Kübra Ayşe AYDIN
Maltepe Üniversitesi/ İktisat Bölümü

SON YAZILAR
İLGİLİ HABERLER

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.