Doğrudan Yabancı Yatırımlar

Uluslararası ekonomi literatüründe, yabancı sermaye yatırımı ve yabancı doğrudan yatırım (foreign direct investment:FDI) terimleri arasında anlam farkı yoktur. Terimlerde geçen yabancı kelimesi, bir ülkenin ulusal sınırları dışında olmak anlamındadır. Yabancı yatırım/sermaye ise bir ülkedeki mevcut sermaye stokuna, başka bir ülkenin sahipliğini ifade etmektedir. Doğru kelimesi ise, sermaye ile birlikte değişen ölçüde teknoloji, know-how , işletmecilik bilgisinin de ülkeye geldiğini açıklamaktadır. Böylece, uluslararası ekonomi teorisinde doğrudan yatırımlar, bir yabancı ülkede çıkarılan hisse senedi ve tahvillerin uluslararası sermaye piyasalarından satın alınması yoluyla olan yatırımlarından ayrılmaktadır (Karluk, 2013).

Bir şirketin üretimini, kurulu bulunduğu ülkenin sınırlarının ötesine yaymak üzere ana merkezinin dışındaki ülkelerde üretim tesisi kurması veya mevcut üretim tesislerini satın alması bir doğrudan yabancı sermaye yatırımı olarak tanımlanır.  Doğrudan yabancı yatırımlarının en önemli özellikleri, yatırımcının yurtdışındaki tesisin mülkiyetine kısmen veya tamamen sahip olması ve aynı zamanda onun yönetimi ve denetimini elinde bulundurmasıdır. Dışarıdaki işletme genellikle ana şirketin elindeki teknoloji, ticari sırlar, yönetim bilgileri, ticaret unvanı ve öteki kolaylıklardan yararlanır. Karşılığında ise, kısmen ya da tamamen kazanılan kârları, hammadde, yarı işlenmiş veya mamul malları ana merkeze aktarır (Seyidoğlu, 2013).

OECD, doğrudan yabancı yatırım (DYY), doğrudan yabancı yatırımcının yerleşik olduğu bir ekonomiden farklı bir ekonomide bir girişimin kontrol edilmesini içeren uzun dönemli bir yatırım olarak tanımlanmaktadır (OECD, 1996). Bu tanımın iç önemli özelliği vardır;

  • Doğrudan yatırımcının kendi ülkesi dışında bir ülkedeki firmanın hisselerini satın alması (öz sermaye veya iştirak sermayesi)
  • Doğrudan yatırımcının elde ettiği kazancın bağlı şirketler tarafından yeniden yatırıma dönüştürülmesi,
  • Ana şirket ile bağlı şirketler arasında uzun veya kısa dönemli borç veya alacak işlemleri’dir.

Doğrudan yabancı yatırım, bir firmanın başka bir ülkede yeni bir firma kurması, mevcut firmayı satın alması, onunla birleşmesi, o ülkedeki mevcut bir firmanın sermayesini artırarak ortaklık kurması yoluyla yapılan ve beraberinde teknoloji, girişimcilik, yönetim ve organizasyon becerisi getiren uzun dönemli yatırımdır. Bir yabancı yatırımcı bir başka ülkedeki firmanın en az yüzde 10 veya daha fazla hissesine sahip olursa bu tip yatırım DYY, hisse yüzde 10’dan az ise portfolyö yatırımdır. OECD, Amerika Birleşik Devletleri, Kanada ve Avustralya bu kritere göre şirketleri yabancı sermayeli olarak tanımlamaktadırlar. Türkiye, 4785 sayılı Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu ile OECD’nin yüzde 10 kriterini kabul etmiştir.

Şirketlerin doğrudan yabancı yatırımlarda yabancı ülkede üretim tesisi elde etmesinin iki yola olabilir. Birincisi, sıfırdan başlayarak tamamen yeni bir fabrika veya sermaye tesisi kurmaktır. İkincisi ise yabancı ülkede halen mevcut bir tesisi devralmak biçiminde olur ve şirket birleşmeleri veya şirket satın alımları şeklinde gerçekleşir. Şirket birleşmeleri şirket evliliği olarak da adlandırılır; burada iki şirket eşit koşullarda birleşerek tek şirket haline gelmektedir. Şirket satın alımı durumunda ise bir şirketin yabancı ülkedeki başka bir şirkete ait hisselerinin tamamını veya çoğunluğunu satın alarak onu kendi bünyesine katması şeklinde gerçekleşmektedir. Firmaların dışarı açılmaya karar vermelerinde üç sebep bulunmaktadır. Bunlar ihracat yoluyla pazara girme, doğrudan dış yatırım ve lisans anlaşmalarıdır.

Doğrudan yabancı yatırımların nedenleri;

  • Hammadde kaynakları,
  • Üretim faaliyetlerinde dikey ve yatay bütünleşme,
  • Aktarılamayan bilgilerin varlığı,
  • Şirket unvanının korunması ve şirket sırlarının korunması,
  • Şirketin marka veya unvanından yararlanmak istemesi,
  • Ürünün yaşam dönemlerinde son aşamaya ulaşmış olması,
  • Oligopolcü piyasa yapısı,
  • İthalatçı ülkenin koyduğu tarife ve kotalardan kaçınma,
  • Ulusal piyasalardaki yasal düzenlemelerden ve kısıtlamalardan kurtulma,
  • Firmanın müşterilerini izlemesi,
  • Yatırımları uluslararası çeşitlendirme,
  • Ucuz yabancı faktör kullanımı (Seyidoğlu, 2013).

Doğrudan yabancı yatırımlar, ülkeler arası sermaye transferlerinin bir piyasa işlemi olmadan bir ülkeden diğerine aktarılması şeklinde olmaktadır. Doğrudan yabancı yatırımlarını özel bir sermaye transferi olarak ele alıp değerlendirmek mümkündür. Fakat bu özel sermaye transferinin iki özelliği vardır;

  • Doğrudan yabancı yatırım bir sermaye transferi olmakla birlikte, aynı zamanda teşebbüs, teknoloji, risk taşıma ve organizasyon aktarımı da sağlamakta ve bu sebeple işletmelerin sadece kuruluş ve teçhizatının finansmanı olarak değerlendirilmektedir.

Doğrudan yatırım bu rolünden dolayı, işletmecilik ustalığı ve know-how’ı da beraberinde getirmekte, ayrıca rekabet faktörünü de ülkeye sokmaktadır.

  • Doğrudan yabancı yatırımlar, sanayi sektörüne yöneliktir ve daha çok (A) ülkesinden B ülkesine sermaye transferi şeklinde değil, (A) ülkesinin (X) sanayi dalından, (B) ülkesinin (X) sanayi dalına akış şeklindedir. Özellikle doğrudan yatırımlar, iki sanayi kesimi arasında bir sermaye akışı özelliği taşımaktadır. Bu sermaye akışı yatay ve dikey yatırımlar şeklinde meydana gelmektedir.

Yatay (horizontal) yatırımlar, bir firmanın yatırım yaptığı ülkelerde, kendi ülkesi ile aynı üretimi gerçekleştirdiği zaman ortaya çıkar. Dikey (vertical) yatırımlar ise, yatırım yapılan ülkede esas ülkedeki ürünlerin işlenmesi ve bu ürünlerin satışı ile ilgili olarak ileriye ve geriye dönük şekilde yapıldığı azman görülür. Fakat çok sayışa küçük yavru şirketler, ev sahibi ülkelerde sadece dağıtım yapmakta ve ana firmanın ürünlerini ev sahibi ülkelerde pazarlamaktadırlar. Böylece doğrudan yatırımları, uluslararası diğer sermaye hareketlerinden ayırmak mümkün olmaktadır (Karluk,2001)

TÜRK MEVZUATINDA YABANCI SERMAYENİN TANIMI VE KAPSAMI

Türkiye’de yabancı sermaye konusunda ilk kapsamlı düzenleme 1954 yılında yapılmıştır. 6224 sayılı Yabancı Sermayeyi Teşvik Kanını, 49 yıl boyunca Türkiye’ye gelen yabancı sermayeyi düzenlemiştir. Liberal nitelik taşıyan yasa, yabancı sermayenin kâr transferleri ile ana sermayenin transferi konusunda hiçbir kısıtlama getirmemiştir (Karluk,2009).

2003 yılında 6224 sayılı Yasa’nın yerine 4875 sayılı Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu çıkarılmıştır.

Doğrudan yabancı yatırımlar, yürürlükteki mevzuat gereğince; kamu yararı gerektirmedikçe ve karşılıkları ödenmedikçe kamulaştırılamaz veya devletleştirilemez. Yabancı yatırımcıların Türkiye’de faaliyet ve işlemlerinden doğan net kâr, temettü, satış, tasfiye ve tazminat bedelleri, lisans, yönetim ve benzeri anlaşmalar karşılığında ödenecek meblağlar ile dış kredi anapara ve faiz ödemeleri, bankalar veya özel finans kurumları aracılığıyla yurt dışına serbestçe transfer edilebilir. Yabancı yatırımcıların Türkiye’de kurdukları veya iştirak ettikleri tüzel kişiliğe sahip şirketlerin, Türk vatandaşlarının edinimine açık olan bölgelerde taşınmaz mülkiyeyi veya sınırlı ayni hak edinimleri serbesttir. Yasa kapsamında kurulan şirket, şube ve kuruluşlarda istihdam edilecek yabancı uyruklu personele Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığında çalışma izni verilir.

DOĞRUDAN YABANCI YATIRIMLARIN EV SAHİBİ ÜLKE EKONOMİSİ ÜZERİNE ETKİLERİ

Doğrudan yabancı yatırımlar yatırımın yapıldığı ev sahibi ülke ekonomisi üzerinde çeşitli etkiler yaratır. Bunlar, üretim, istihdam, gelir, fiyat, ödemeler dengesi, ekonomik gelişme ve reel refah gibi etkilerdir. Bu etkilerden bazıları ülke ekonomisine katkı sağlarken, bazıları da ekonomiye külfet yüklemektedir. Aynı şekilde bazı etkiler, yatırımın yapıldığı anda ortaya çıkarken, diğer bazılarından nesiller sonra sonuç alınabilmektedir. Bu ayrımda doğrudan yabacı yatırımlar, fayda-maliyet analizi yardımı ile incelenecek, doğrudan yabancı yatırımların ekonomik etkileri analiz edilecektir. Doğrudan yabancı yatırımların temel etkisi, ev sahibi ülkenin ulusal gelirine olan net katkısıdır. Ulusal gelir etkisiyle çok yakından ilgili olarak doğrudan yatırımların ev sahibi ülkenin ödemeler dengesi üzerinde yaratmış olduğu etki de önemlidir.

DOĞRUDAN YABANCI YATIRIMLARDA ÖNEMLİ OLAN KONULAR

Doğruda yatırımların ülkeye gelişinin çok sayıda sebebi vardır. Sermaye sahipleri, yatırımlarını daima kazançlı buldukları yerlere yapmaya özen gösterirler. Doğrudan yabancı yatırımlarda amaç kârlılık olmasına rağmen, yatırım yapılacak ülkedeki siyasi, psikolojik, coğrafi, sosyal ve hukuki faktörler de çok önemlidir. Yatırımcılar kendilerini ve yatırımlarını en güvende hissettikleri, yatırım ikliminin en uygun olduğu ve en yüksek getiriyi sağlayabileceğini düşündükleri ülkelerde yatırım yapma kararı verirler. Yatırım bekleyen ülke açısından yatırımcının karar aşamasında önem verdiği kriterler dikkate alınarak yatırım iklimini iyileştirmeleri sermaye girişleri açısından önemlidir. Doğrudan yabancı yatırımları etkileyen temel faktörler şunlardır; Pazar büyüklüğü, işgücü maliyeti, büyüme oranı, dışa açıklık, dış ticaret açığı, döviz rezervi, siyasi istikrar, ticari engeller, vergiler, yatırım teşvikleri ve yasal düzenlemeler, döviz kurları, ticari koruma, altyapı, sermayenin maliyeti, ülke riski, coğrafi ve kültürel yakınlık, ülke büyüklüğü, beşeri sermaye, teknolojik avantajlar, piyasa ve ürün farklılaştırma avantajları ve enflasyon.

HUKUKİ VE KURUMSAL ALTYAPI

Ülkenin çekim merkezi olabilmesi için yeterli hukuki ve kurumsal altyapısının tamamlanmış olması gerekir. Hukuki sistemin işlerliğinin zayıf olduğu bir ülkede getiri oranı yüksek olsa bile, yatırımcı açısından yüksek risklerin varlığı, yatırımcının ülkeye ancak yüksek risk primi karşılığından yatırım yapmasına yol açar. Yatırımcının yatırım kararı aldıktan sonra yatırım yaptığı ülkede kaldığı sürece karşılaşacağı yasal ve bürokratik engeller yatırımların sürekliliğine engel olabilir. Yatırım yapılan ülkelerdeki mevzuat gereği kuruluş işlemlerinin uzunluğu, zahmetli ve yüksek maliyetli oluşu, yatırı üzerinde olumsuz etkiler doğurur. Yabancı sermaye karar mekanizmasının işlemesinde çok farklı karar odaklarının olması, bunların arasındaki koordinasyon eksikliği, bürokrasinin ağır işlemesi yabancı yatırımcı üzerinde caydırıcı etkiler yaratır. Firmalar açısından değerlendirildiğinde, yatırım yapmaya karar verdiği ülkede kamulaştırma politikalarında sürekli yaşanan değişim, firmaların varlıklara yönelik yatırım yapmasını engeller. Alt yapının yetersiz olması, yabancı yatırımcının piyasadan beklediği kârlılığın azalmasına yol açmakta, bu durum yabancı yatırımların ülkeye gelmesini engellemektedir.

SİYASİ VE EKONOMİK ALTYAPI

Yabancı yatırımcılar açısından siyasi istikrar, ekonomik istikrarı sağlayan temel unsur olması sebebiyle yatırım kararının alınmasında çok önemlidir. Yabancı yatırımcı gitmek istediği ülkede önce istikrar arar. Doğrudan yatırımlar uzun dönemli yatırımlar olduğundan, politik ve ekonomik istikrarsızlıklar yatırımları olumsuz yönde etkiler. Ülkede yaşanan olumsuzluklardan etkilenen yatırımcıların, yatırımlarını başka bölge veya ülkeye taşıyabilmeleri mümkün değildir. Bu sebeple doğrudan yatırımlar açısından istikrar önemlidir. İstikrarsızlıklar, yabancı yatırımın alternatif ülkelere kaçmasına yol açar. Hükümetlerin yabancı yatırım konusundaki politikaları yatırımcının yatırım kararında önemli bir etkendir. Devletleştirme olan ülkelerde yabancı yatırım gelmez. Kanunun ekonomideki payının yüksek oluşu da doğrudan yatırımları olumsuz yönde etkiler. Özelleştirme, yabancı yatırımlara ülkenin rekabete dayalı bir Pazar ekonomisini teşvik etmeye hazır olduğunu göstermede etkin bir faktördür.

UCUZ EMEK VE HAMMADDE

Günümüzde çokuluslu şirketler maliyet avantajı sebebiyle ucuz emeğe sahip olan ülkeleri tercih etmektedirler. Ucuz emek, yabancı sermaye yatırımlarında önemli bir faktördür. Uluslararası ekonomi teorisinde daha yüksek ücret seviyesi, daha düşük doğrudan yabancı yatırım anlamına gelir. Bir bölgede veya ülkede ücret seviyesinin yüksek olması, bu bölgede üretilen tüm ürün fiyatlarının daha yüksek olması demektir. Ürünlerin yüksek fiyatlardan pazara sunulması da, hem yurt içi hem de uluslararası piyasalarda daha az rekabetçi olunmasına yol açar.

Düşük işgücü maliyetleri, doğrudan yabancı yatırımları çeken bir faktörken, yüksek ücret seviyesi yatırımları caydırmaktadır.

PİYASA GENİŞLİĞİ

Yabancı yatırımcının yatırım yapacağı ülkede aradığı faktörlerden biri de geniş iç pazarın çekiciliğidir. İç Pazar çekiciliğindeki en önemli etken, yatırım yapılması düşünülen ülkedeki talep yapısıdır. Yüksek iç talep potansiyeli olan ülkeler yabancı yatırımcı için çekicidir. Yabancı yatırımcının yatırımdan sağlayacağı gelir, geniş iç pazara sahip ülkelerdeki talep yüksekliği ile doğrudan ilgilidir. Pazar büyüklüğü, ev sahibi ülkenin kişi başına GSYİH’sı ile ölçülür. Piyasa genişliği, ölçek ekonomisinden faydalanabilme ve kaynakların etkin kullanımı için büyük bir piyasanın gerekliliği görüşüne dayanır. Bir malın ihracat yoluyla piyasaya giriş maliyetleri ile o malı o piyasada üretmekle doğan maliyetler karşılaştırıldığında ithalat yoluyla piyasaya giriş maliyetleri ihraç edilen ülkede yatırım yapılmasına ve malı o ülkede üretmekten doğan maliyetleri aşıyorsa, doğrudan yabancı yatırımcılar için o piyasa çekicidir. Piyasa genişliğinin doğrudan yabancı yatırımın ülkeye gelmesinde çok önemli bir faktör olduğu ortadadır. Piyasa genişliği ile yabancı sermaye girişi arasındaki ilişki güçlü ve pozitiftir.

YABANCI YATIRIMLARA YÖNELİK TEŞVİKLER

Ülkeler yabancı yatırımları çekebilmek için yabancı yatırımlara özel teşvikler sağlamaktadır. Bu teşviklerin başında yabancı yatırıma altyapısı hazırlanmış arsa ve bina tahsis edilmesi, devlet dairelerinde bürokrasinin azaltılması, özel vergi muafiyetlerinin tanınması gelmektedir. Doğrudan yabancı yatırımlarda teşvik politikalarının uygulanmasının yüzde otuz oranında etki sahibi olduğu görünmektedir.

DÖVİZ KURLARI

Döviz kuru doğrudan yabancı yatırımların önemli bir belirleyicisidir. Para alanı teorisine göre ülkenin parası ne kadar zayıfsa, yabancı sermaye o ülkeye o kadar az yatırım yapar. Sermaye piyasasındaki ve döviz kurlarındaki aksaklıklar çokuluslu şirketlerin yatırım yapılacak ülkelerdeki firmalara göre daha düşük faiz oranları avantajı elde etmelerini sağlar. Yatırımcı ülkenin döviz kurundaki değerlenme, üretilen ürünlerin fiyatlarında artış yaratır. Bu durum yatırımcı ülkenin daha az rekabetçi olması anlamına gelir. Yabancı piyasalara göre, eğer gelir etkisi maliyet etkisinden büyükse yatırım yapılacak ülkedeki doğrudan yabancı yatırım seviyesi artar.

EKONOMİK KORUMA VE ALTYAPI

Dünya ekonomisinde dış ticarete getirilen koruyucu önlemler sebebiyle pazara giremeyen şirketler, ihracata yönelik üretim yapan bağlı şirketler aracılığıyla piyasaya girmek isterler. Bu da, korunan piyasaya yönelik yabancı yatırım girişlerini arttırır. Yatırım yapılması düşünülen ülkelerdeki gelişmiş altyapı, üretime dönük potansiyel yatırımların bu ülkelere akmasında teşvik edici bir faktördür. Bir ülkede kamusal altyapının göstergeleri, politik dengesizlik, yasa uygulamaları, yolsuzluk, düzenleyici kısıtlamalar, politik özgürlük ve kamu etkinliğidir. Bu altyapının yanında yabancı yatırımcılar açısından ülke içinde diğer bir önemli faktör de iletişim altyapısıdır.

DİĞER FAKTÖRLER

Düşük enflasyon ve finansal derinlik, yabancı yatırımcıları ülkeye çeken bir faktördür. Gelişmiş finansal altyapısı olan ülkelerde sermaye işlemleri daha az maliyetle gerçekleşir. Ülkedeki bütçe açığı ve artan dış borçlar yabancı yatırımcıları ürkütür. Çünkü her iki durum da ileride bir ekonomik krize ortam hazırlar. Ülkedeki kalifiye işgücü, yabancı yatırım için uygun bir ortam yaratır. Yabancı yatırımı çeken ülkede piyasa genişler. Ulaşım maliyetleri doğrudan yabancı yatırımları iki şekilde etkiler. Yurt içi ulaşım maliyetlerindeki artış yerli üretimi daha pahalı ve daha az rekabetçi hale getirir. Böylece çokuluslu şirket faaliyetlerini azaltır. Ülke dışı ulaşım maliyetlerindeki artış ise, yatırım yapan ülkenin diğer ülkelerdeki doğrudan yabancı yatırımlarını arttırır.

DOĞRUDAN YABANCI YATIRIMLARI BELİRLEYEN FAKTÖRLER

EKONOMİK FAKTÖRLER

Pazar Amaçlı Olanlar;

  • Pazarın büyüklüğü ve kişi başına gelir,
  • Pazarın büyümesi,
  • Bölgesel ve küresel pazarlara giriş,
  • Ülkenin spesifik tercihleri,
  • Pazar yapısı.

Kaynak Kökenli Olanlar,

  • Ham maddeler,
  • Düşük ücretler,
  • Yetişmiş işgücü varlığı,
  • Teknolojik yenilikler,
  • Fiziksel altyapı.

Etkinlik Kökenli Olanlar;

  • Fiziksel ve insan kaynaklı varlıklar,
  • Diğer girdi maliyetleri,
  • Ara malların varlığı ve ulaşım maliyetleri,
  • Bölgesel bir ekonomik birleşmeye üyelik (Türkiye-Avrupa Birliği ile gümrük birliği gibi).

POLİTİK FAKTÖRLER

  • Ekonomik, politik ve sosyal istikrar,
  • İşletme ortamında istikrar,
  • Yabancı yan kuruluşlara uygulanan standartlar,
  • Rekabet ve birleşmede istikrar,
  • Yabancı sermaye yatırımları ile ilgili uluslararası anlaşmalar,
  • Özelleştirme politikası,
  • Vergi ve yabancı sermaye politikaları.

İŞ ORTAMINA İLİŞKİN FAKTÖRLER

  • Yatırımların teşviki,
  • Yatırımların korunması,
  • Yolsuzluklar ve yönetimde etkinlik,
  • Sosyal imkânlar (yaşam şartları, İngilizce eğitim imkânları v.b.),
  • Yatırım sonrası hizmetler.

DÜNYA EKONOMİSİNDE DOĞRUDAN YABANCI YATIRIMLARDAKİ GELİŞMELER

Sanayi devriminin gerçekleşmesiyle birlikte sermaye çıkışı olan en önemli ülke İngiltere’dir. Dünya ekonomisinde bugünkü anlamda doğrudan yabancı yatırımlar, İngiltere’de sanayi devriminin gerçekleşmesi sonucu gelişmiştir. İngiltere, ihtiyacı olan hammaddeleri ve madenleri ülke dışından sağlamak amacıyla yabancı ülkelere ve sömürgelerine yatırım yapmaya başlamıştır. İngiliz şirketleri tarafından yapılan bu yatırımlar daha çok tüketim malları sektöründe olmuştur. Bu dönemde yabancı yatırımlar, ulaşım, haberleşme, elektrik, havagazı ve liman gibi şehir hizmetlerine ilişkin altyapı yatırımlarına da yönelmiştir. Bu yatırımlar aslında doğrudan yatırımlardan çok hükümet garantili tahvillerin satışı yani portföy yatırımları şeklinde olmuştur.

1880-1914 yılları arasında İngiltere’de ülkeden sermaye çıkışı yılda GSMH’nin yüzde beşi kadardır. Bu oran Birinci Dünya Savaşı öncesinde yüzde dokuza kadar yükselmiştir. Fransa’da bu oran ortalama yüzde beş ile altı seviyesindedir. Almanya’da 1880-1914 döneminde ülke dışına çıkan ortalama sermaye miktarı GSMH’nin yüzde ikisi kadardır. Bu dönemde önemli ölçüde uluslararası yatırım alan ülkeler Avustralya, Kanada, Arjantin, Amerika Birleşik Devletleri ve Yeni Zelanda olarak gerçekleşmiştir.

1880’li yıllarda Avustralya ortalama GSMH’nin yüzde onu kadar yabancı sermaye çekmiştir. Kanada için bu oran yüzde altıdır. 1910-1913 yıllarında oran Kanada’da yüzde on dörde çıkmıştır. 1930 dünya ekonomik krizinde uluslararası yatırımlarda bir azalma görülmüş, İkinci Dünya Savaşından 1990’lı yılların ortalarına kadar olan dönemde ülkeler arasında tahvil ve hisse senedi şeklindeki uluslararası yatırımlar çok artmıştır. Yirminci yüzyılın ilk yarısına kadarki dönemde İngiltere en önemli sermaye ihraç eden ülkedir. Bu ülkeyi Amerika Birleşik Devletleri, Fransa, Almanya, İsviçre, Belçika ve Hollanda takip etmektedir. Amerika Birleşik Devletleri 1930 yılından sonra net doğrudan sermaye ihracı bakımından ilk sıraya yükselmiştir.

Dünya ekonomisinde 1950’li yıllara kadar yapılan yatırımların iki özelliği vardır. Bunlardan birincisi yatırımların ana kaynağının Amerika Birleşik Devletleri ve İngiltere yatırımlarından oluşmasıdır. İkincisi ise yatırımların tarım ve madencilik ile ihracat yapılan sektörlere yoğunlaşmasıdır. İkinci Dünya Savaşı sonrasında doğrudan yabancı yatırımlarda değişimler ortaya çıkmıştır. Bunlardan ilki uluslararası sermaye hareketlerine doğrudan yatırımların damga vurması; ikincisi Amerika Birleşik Devletleri’nin yatırımlardaki üstünlüğü; üçüncüsü yatırımların büyük kısmının çok uluslu şirketler aracılığıyla yapılmaya başlanması; dördüncüsü ise yatırımların sanayi sektörüne yönelmesidir.

1970’lerden sonra Amerika Birleşik Devletleri ve İngiltere yatırımları duraklarken, Almanya, Japonya, Hollanda, İsviçre kökenli doğrudan yabancı yatırımlar artmıştır. Bu dönemde imalat sanayindeki yatırımların payı sürekli yükselmiştir. Aynı dönemde hizmetler sektöründeki yatırımlar da hızla artarak, imalat sanayini takiben ikinci sıraya yükselmiştir.

1980’li yıllarda dünya ekonomisinde liberal politikaların yaygınlaşması ve uluslararası üretimin artması yabancı doğrudan yatırımları teşvik etmiştir. 1980’lerden sonraki gelişmeler yatırımları tetikleyici etki yapmıştır. Bu gelişmeleri Çin ile Orta ve Doğu Avrupa ülkelerinin yabancı yatırımlara açılması, Japon şirketlerinin dışa dönük büyük ölçekli yatırımları, çok uluslu şirketlerin bankacılık, sigortacılık, reklamcılık ve turizm gibi hizmetler sektöründe büyümesi, sınır aşan birleşme ve satın anla anlaşmalarının çoğalması, gelişme yolunda olan bazı ülkelerin (Güney Kore, Tayvan, Hong Kong ve Singapur) yabancı sermaye ihraç eder duruma gelmesi, yatırımların karşılıklı korunması ve geliştirilmesiyle çifte vergilendirmeyi önlemeyle ilgili uluslararası anlaşmaların yaygınlaşması, bilgi ve iletişim teknolojilerinin gelişmesi sonucunda küreselleşmenin hızlanması ve dünya ekonomisindeki deregülasyondur.

Deregülasyon, piyasaların daha iyi ve serbest çalışması için ekonomik faaliyetler üzerine hükümet/devlet tarafından konan düzenleme ve kısıtlamaların kaldırılmasıdır. Piyasaların etkin çalışmasını bozan, devlet kaynaklı kural ve düzenlemelerin kaldırılması doğrudan yatırımların artmasında çok etkili olmuştur. 1980 sonrası doğrudan yatırımlarda, dünya ihracatından ve dünya GSYİH’dan daha hızlı gelişme olmuştur. 1981-1985 döneminde dünyadaki doğrudan yatırımlar dünya gelirinden dört kat, dünya ihracatından beş kat daha hızlı büyümüştür. 1996-2000 arasındaki beş yıllık dönemde ise ihracatta dört kattan fazla, gelirse ise on yedi katından daha fazla bir gelişme olmuştur.

Gelişme yolunda olan ülkelere yönelik doğrudan yatırımlarda artık 1990’lardan sonra hızlanmıştır. Bu ülkelerde yatırım, özellikle üç ülke/bölge tarafından gerçekleştirilmektedir. Avrupa Birliği Avrupa’da, Japonya Asya’da ve Amerika Birleşik Devletleri Latin Amerika’da en fazla yatırım yapan ülkelerdir. Son yıllarda bazı gelişme yolunda olan ülkeler (Asya’da Çin, Hindistan; Latin Amerika’da Arjantin, Brezilya ve Şili) kendi bölgelerindeki diğer ülkeler için doğrudan yatırımların kaynağı durumuna gelmişlerdir.

Doğrudan yabancı yatırımlar son yıllarda gelişme yolunda olan ülkelere yönelik en istikrarlı ve en önemli uluslararası sermaye akışı olmuştur. 1990’lı yılların ikinci yarısında birçok ülkedeki yabancı sermaye akışının sektörel dağılımı değişmiştir. Gelişme yolunda olan ülkelerde hizmetler sektörüne giden yatırımlar, imalar sektörüne giden yatırımlara geçmiştir. Bu ülkeler hizmet sektörlerini yabancı sermayeye açarak aynı zamanda sektörle ilgili yatırım ve ticaret politikalarında kayda değer gelişmeler göstererek, yatırımların bileşiminin hizmetler sektörü lehinde önemli ölçüde artmasını sağlamıştır.

Hizmetler sektöründe yabancı yatırımların çoğu, gelişme yolunda olan ülkelerin özelleştirme çabaları sayesinde ve özellikle altyapı ve finans sektörlerinde gerçekleşmiştir. Nitekim bu iki sektörüm yatırım stokundaki payı gelişmiş ülkelerde üçte bir ve gelişme yolunda olan ülkelerde yüzde yirmi oranındadır. Bu yatırımların sektörel dağılımı ülkeler arasında önemli ölçüde farklılık göstermektedir. Doğu Asya ve Pasifik ülkeleri ile Kanada’nın imalar sektörü ana sektör iken, birçok Afrika ülkesinde birincil sektör yatırımların dağılımında en önemli sektör olmaya devam etmektedir. Diğer ülkelerde hizmetler sektörü ana sektör haline gelmiştir.

Gelişme yolunda olan ülkelerin uluslararası yatırımlarda kaynak ülke konumunu geliştirmesi ve özellikle özel hisse senedi fonları gibi kolektif fonların satın alma ve birleşmelerinde artan rolü, son dönemlerde uluslararası yatırımların önemli karakteristikleri arasındadır.

Çin, Hong Kong ve Singapur Asya’da cazibe merkezi olma durumlarını korumaya devam etmektedirler. Türkiye ve petrol ihracatçısı Ortadoğu ülkeleri de kıtanın diğer yüksek oranda doğrudan yatırım çeken ülkeleri olmuştur. Ucuz işgücü değil fakat Ar-Ge harcamaları ile kalifiye işgücü de uluslararası yatırımları çeken faktörlerdir. Petrol zengini Afrika ülkelerinde yatırımlarda artış gözlenmiş, Meksika ve Brezilya bölgenin yatırım çeken başlıca ülkeleri olmuştur. 2011 yılında uluslararası doğrudan yatırım girişleri gelişmiş ülkelerde 748 milyar dolara, gelişme yolunda olan ülkelerde 684 milyar dolara, geçiş ekonomilerinde (Güneydoğu Asya ve Bağımsız Devletler Topluluğu ülkeleri) 92 milyar dolara ulaşmıştır. Gelişme yolunda olan bölgeler arasında Güney Doğu Asya öne çıkmaktadır.

KÜRESEL UDY GİRİŞLERİ

Kaynak: YASED, UNTCAD, World Investment Report, 2016

 

UDY GİRİŞLERİNİN EKONOMİLERE GÖRE DAĞILIMI

Kaynak: YASED, UNTCAD,World Investment Report, 2016

GELİŞMİŞ EKONOMİLERİN UDY GİRİŞLERİ

Kaynak: YASED, UNTCAD, World Investment Report, 2016

GELİŞMEKTE OLAN VE GEÇİŞ EKONOMİLERİNE YÖNELİK UDY GİRİŞLERİ

Kaynak: YASED, UNTCAD, World Investment Report, 2016

UDY GİRİŞLERİNİN BÖLGESEL KIRILIMI

Kaynak: YASED, UNTCAD, World Investment Report, 2016

KÜRESEL UDY HAREKETLERİ VE YATIRIM DURUMU

Kaynak: UNTCAD, World Investment Report, 2016

TRENDLER- KÜRESEL UDY AKIMLARININ SEKTÖREL DAĞILIMI

Kaynak: YASED, UNTCAD, World Investment Report, 2016

2015 YILINDA TÜRKİYE’YE 16,5 MİLYAR $ UDY GİRİŞİ OLMUŞTUR

Kaynak: YASED, UNTCAD, World Investment Report, 2016

KÜRESEL UDY GİRİŞLERİ

Kaynak: YASED, UNTCAD, World Investment Report, 2016

TÜRKİYE VE BATI ASYA BÖLGESİ

Kaynak: YASED, UNTCAD, World Investment Report, 2016

YURTDIŞINA YAPILAN YATIRIMLAR

Kaynak:YASED, UNTCAD,World Investment Report, 2016

TÜRKİYE’YE YÖNELİK UDY GİRİŞİNİN KOMPOZİSYONU

Kaynak: TCMB
Kaynak: YASED, UNTCAD, World Investment Report, 2016

 

Kaynak: YASED, UNTCAD, World Investment Report, 2016
Kaynak: YASED, UNTCAD, World Investment Report, 2016
Kaynak: YASED, UNTCAD, World Investment Report, 2016
Kaynak: Ekonomi Bakanlığı

KAYNAKLAR

Http:evds.tcmb.gov.tr

KARLUK, S.R., ‘’Türkiye’de Yabancı Sermaye Yatırımlarının Ekonomik Büyümeye Katkısı’’, TCMB, Ekonomik İstikrar, Büyüme ve Yabancı Sermaye, Ankara, 2001.

KARLUK,S.R., Türkiye Ekonomisi, 12.Baskı, Beta Basım Yayım A.ş., İstanbul, 2009.

KARLUK, S.R., Uluslararası Ekonomi Teori-Politika, Gözden Geçirilmiş 10.Baskı, Beta Basım Yayım Dağıtım A.Ş., İstanbul, 2013.

SEYİDOĞLU, HALİL, Uluslararası İktisat Teori Politika ve Uygulama, Geliştirilmiş 19.Baskı, Güzem Can Yayınları, İstanbul, 2013.

T.C.EKONOMİ BAKANLIĞI, Uluslararası Doğrudan Yatırım Verileri Bülteni, Teşvik Uygulama ve Yabancı Sermaye Genel Müdürlüğü, Mart 2016.

UNTCAD, World Investment Report, 2016.

YASED, Uluslararası Yatırımcılar Derneği, UNTCAD Dünya Yatırım Raporu Lansmanı, İstanbul, 21 Haziran 2016.

Hakkında Yılmaz KULAKLI

İlginizi Çekebilir

Kardak Krizi

Krizin başlangıcı,  iki ülkenin yaşadığı diğer krizlerin aksine, diplomatik olarak çıkmamıştır.  25 Aralık 1995 tarihinde …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.