2050 yılına gelindiğinde dünya nüfusunun %70’i şehirlerde yaşayacak ve, yine yapılan tahminlere göre, dünya nüfusu 2050 yılına kadar 3 milyar artacak. Eğer geleneksel tarım yöntemlerine devam edilirse, bu artan nüfusu beslemek için yaklaşık 109 hektar yeni alana (yani Brezilya topraklarının toplamının %20 kadar  fazlasına) ve günümüzde üretilen besin maddelerinin %70’i daha fazla besin maddesine ihtiyaç duyulacak. Bu kadar ekilebilir tarım alanına olacak ihtiyaç ile birlikte günümüzde ekilebilir alanların ancak %80’inden biraz daha fazlası kullanılabilir durumda. Ekilebilir toprakların %15’i ise uygulanan kötü yöntemlerden dolayı heba olmuş durumda ve bu kullanılamaz durumdaki toprak oranı gittikçe artmakta.

“Dikey Tarım” konsepti New York, Şangay, Sao Paulo gibi en yoğun nüfuslu şehirleri besleyebilmek için bir çözüm gibi görünüyor. Çünkü bu konsept, “yeteri kadar toprak kalmaması durumunda yukarı doğru gitmek” mantığına dayanıyor. Bu yolla yoğun nüfuslu şehirlerde, binaların içinde, her katta ve yıl boyunca ürün yetiştirilmesi planlanıyor. Böylelikle, aynı zamanda, taşıma ücretinin düşürülmesi ve uzun mesafeli taşımadan kaynaklanacak CO2 salınımının da azaltılması planlanıyor. Bu nedenle de “tarlaları yaşadığımız yerlere yaklaştırmak” fikrine sıcak bakılıyor.

Buna ek olarak yetiştirilen bitkilerde kullanılan ilaçların kapalı bir alanda olması ve “kontrol edilebilir bir çevre” oluşturulması, bununla birlikte üretilecek ürünlerin sadece su ile (mineralli su içerisinde) “topraksız” olarak üretilmesi erozyon sorununu da ortadan kaldırıyor. (hem bu sistemle, geleneksel sisteme oranla daha az suya ihtiyaç duyulacak ve su israfı bir nebze de olsa engellenecek).

Vertical Farming 2
Resim -1-Mini Bir Dikey Tarım Örneği

Dikey tarım projesi ile ilgili olarak yapılan pek çok çizim mevcut, zaten bu fikir “Babil’in Asma Bahçeleri”ne de benzetiliyor. Bununla birlikte fikir daha çok “cam bina” olduğundan, inşaat sektörünün zaten bu konuda 100 yıldan fazla deneyimi olduğu belirtilmekte. Günümüz gelişen teknolojisi ile birlikte de binaların içinde yetiştirilecek ürüne uygun koşulların sağlanabileceği ve ürünlerin içinde yetiştirildiği mineralli su ile de besin değerleri açısından zengin ürünlerin yetiştirilebileceği de söylenmekte.

Topraksız üretim yönteminin bir diğer avantajı, kökünden koparılıp alınmayan bitkiler dışındaki bitkilerin yine aynı kökten üretilebiliyor olması. Oysa geleneksel topraklı yöntemde kök, toprağın içinde kaybolup gidiyor ve bir daha kullanılamıyor. Aynı zamanda uzmanlar bu topraksız yöntemle “her şeyin” üretilebileceğini söylüyorlar.

Dikey tarım fikrine gelen eleştiri ise “ışık” konusunda. Her ürünün aynı oranda ışık alamayacağını ve tek tip ve aynı kalitede ürün üretmenin pek de mümkün olmayacağını söyleyen uzmanlar, dikey tarım projesinde insanların ürün yetiştirebilmek için yapay ışığa ihtiyaç duyacaklarını ve buna bağlı olarak da enerji tüketimini artıracaklarını söylemekteler. Ancak bu eleştiriye çözüm de yanında sunulmakta, o da “yenilenebilir enerji”.  Uzmanlar, doğal ışıktan yararlanamayacak bir dikey tarım projesinin pratik olmayacağını belirtmekte. Bu nedenle uzmanlar, dikey tarım projesini normal binalara uyarlayarak farklı bir fikri savunmaktalar. Bu fikir de ofis ve ev binalarında, iki cam arasına sıkıştırılmış ürün yetiştirmeye dayanmakta (Bkz: Vertically Integrated Greenhouse).

Vertically Integrated Greenhouse
Resim -2- İnsanların İçinde Günlük Hayatlarını Sürdürürken Çevresinde Üretimin Yapıldığı Bir “Vertically Integrated Greenhouse” Örneği

 

Bu konudaki gelişmelerin ne şekilde olacağı, veya insanların hangi tür üretim modeline yöneleceği zamanla daha belirgin olacaktır. Önemli olansa en az enerji tüketimi ile en çok besin maddesinin üretilebileceği üretim modelinin seçimidir.

 

Yazan: İbrahim Yavuz KULAKLI

Kaynak: The EconomistThe Vertical FarmNoor Info

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.