25 C
İstanbul
Pazartesi, Temmuz 22, 2024

Avrupa Birliği ve Türkiye’de Ombudsmanlık (KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU) – 4. Parça (SON)

1. Parça için bakınız: https://www.siyasalhayvan.com/avrupa-birligi-ve-turkiyede-ombudsmanlik-kamu-denetciligi-kurumu-1-parca/

2. Parça için bakınız: https://www.siyasalhayvan.com/avrupa-ve-turkiyede-ombudsmanlik-2-parca-farkli-ulkelerde-ombudsmanlik/

3. Parça için bakınız: https://www.siyasalhayvan.com/avrupa-birligi-ve-turkiyede-ombudsmanlik-avrupa-ombudsmani-3-parca/

 

4 – PDF – Dördüncü Bölüm – Kamu Denetçiliği Kurumu

 

(DÖRDÜNCÜ PARÇA)

(NOT: Bu çalışma, parçalar halinde paylaşılmış olup, kaynakçası son bölüm ile birlikte aşağıdadır.)

  1. TÜRKİYE’DE OMBUDSMANLIK

“Devlet ve vatandaş arasında yeni bir ilişki türünü ifade eden ve ağır formalitelerden uzak, duruma göre bazen bireyin ve bazen de kamunun yanında yer alan, uzlaşmaya dayalı bir kurum olan ombudsmanlık, Türkiye’de 1982 anayasasının hazırlık aşamalarında ele alınmış daha sonra TÜSİAD (Türk Sanayici ve İş Adamları Derneği) gibi sivil toplum örgütleri ile tartışılmaya başlanmış ve esasen yedinci ve sekizinci beş yıllık kalkınma planları ile birlikte gerekliliği vurgulanmıştır. Kurumun gerekliliği Türkiye’nin AB adaylık sürecinde önemli bir konu olarak ilerleme raporlarında yer almıştır.

Kamu denetçiliği konusunda yapılan öneriler, sadece kamu kuruluşlarının çalışmaları ile sınırlı değildir. Nitekim bir sivil toplum kuruluşu olan TÜSİAD 1983 yılında yayınladığı bir raporda, “devlet büyüdüğü ve her geçen gün yeni bir sahaya el attığı için, büroların sert ve robotik davranışlarından bunalmış bireylerin kendilerini güler yüzle karşılayacak, dinleyecek ve yönetimin yanlış işlemlerini düzeltebilecek bir üniteye duydukları ihtiyaçtan” bahsedilmekte ve İskandinav ülkelerinde görülen Ombudsman benzeri bir büronun, parlamentoya bağlı olmak üzere Türkiye’de faaliyete geçirilmesinin, bürokratları vatandaşlarla ilişkilerinde daha dikkatli ve anlayışlı olmaya yönelteceği belirtilmiştir.” (Abdioğlu, 2007: 89-90).

Türkiye’de çeşitli kesimlerce tartışılan ve büyük bir çoğunluğun kurulması yönünde destekçisi olduğu ombudsmanlık kurumu, Avrupa Birliği’ne uyum süreci çerçevesince 15.06.2006 tarihinde Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu ile TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilmiştir. Ancak bu kanun, bazı maddelerinin yeniden görüşülmesi amacıyla Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından Meclis’e geri gönderilmiştir. Hükümet ise kanun üzerinde hiçbir değişiklik yapmadan yeniden Meclis’ten geçirerek tekrar Cumhurbaşkanlığına göndermiştir. İkinci kez önüne gelen kanunu onaylamak zorunda kalan Cumhurbaşkanı ile 123 milletvekili, söz konusu kanunun iptali için AYM’ne başvurmuştur. Anayasa Mahkemesi önce 27.10.2006 tarihinde vermiş olduğu kararlar söz konusu 5548 Sayılı Kanunun yürütmesini durdurmuş daha sonra da, 25.12.2008 tarihinde, 2006/140 Esas ve 2008/185 Karar No’ lu kararıyla Kanunu, tümünün Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline oybirliğiyle karar vermiştir (Bahadır, 2010: 377).

AYM’nin kanunu iptal gerekçesi özetle şu şekildedir:

  • “Bir kamu kurumu ya da kuruluşu kurulurken Anayasa’da öngörülen idari teşkilat yapısı dışına çıkılmaması gerekmektedir. Kamu Denetçiliği Kurumunun söz konusu yapı dışında kurulması, idarenin bütünlüğü ilkesiyle bağdaşmaz ve Anayasa’nın 123. Maddesine aykırıdır.”
  • 5548 Sayılı Kanuna göre KDK, TBMM’ne bağlıdır. Anayasa’nın 123. Maddesine göre idari teşkilat içinde merkezi idare veya yerinden yönetim kuruluşları arasında yer alması gereken bir kurumun, merkezden yönetim ve yerinden yönetim esaslarına aykırı olarak “idare” dışında kurulması ve “yasama” ya bağlanması olanaklı değildir. Bu durum, hiç kimsenin veya organın kaynağını Anayasa’dan almayan bir Devlet yetkisi kullanamayacağı yolundaki Anayasa’nın 6. Maddesine de aykırılık oluşturmaktadır.
  • Kanun baş denetçi ve denetçilerin seçimi ve görevden ayrılmaları konularında, TBMM’ne görevler verildiği anlaşılmaktadır. Oysaki TBMM’nin görev ve yetkileri Anayasa’nın 87. Maddesinde açıkça belirtilmiştir ve bu görev ve yetkileri arasında KDK’ na baş denetçi ve denetçi seçme görev ve yetkisi bulunmamaktadır. Bu nedenle kanun Anayasa’nın 87. Maddesi ile de uyumlu değildir. (Bahadır, 2010: 380).

 

İşte ülkemizde ombudsmanlık kurumunun tarihsel serüveni özetle bu şekildedir. Tüm tartışmalar ve çalışmalar sonucunda ülkemizde ombudsmanlık, kurumsallaşmayı sonuçta başarmış ve Kamu Denetçiliği Kurumu (KDK) adını almıştır.

29.6.2012 tarihli ve 28338 sayılı Resmi Gazete’ de yayımlanarak yürürlüğe giren 6328 Sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu ile idarenin her tür eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve önerilerde bulunmak üzere TBMM’ne bağlı kamu tüzel kişiliği haiz, özer bütçeli KDK kurulmuş olup, 29.3.2013 tarihi itibariyle başvuruları almaya başlamıştır (www.ombudsman.gov.tr).

 

1.1. 6328 Sayılı Kanuna Göre Kamu Denetçiliği Kurumu (KDK)

6328 Sayılı Kanun, Kamu Denetçiliği Kurumunun kuruluş, görev ve çalışma usullerine ilişkin ilkeler ile Kamu Başdenetçisi ve kamu denetçilerinin niteliklerine, seçimlerine, özlük haklarına ve kurum personelinin atanmaları ile özlük haklarına ilişkin hükümleri kapsamaktadır. Bu çalışma açısından kanun özetle incelenecek ve kurumun özellikleri anlatılacaktır.

Kanunun amacı; kamu hizmetlerinin işleyişinde bağımsız ve etkin bir şikayet mekanizması oluşturmak suretiyle, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve önerilerde bulunmak üzere Kamu Denetçiliği Kurumunu oluşturmaktır. İşte bu amaçları gerçekleştirmek için TBMM Başkanlığına bağlı, kamu tüzel kişiliği haiz, özel bütçeli ve merkezi Ankara’da bulunan KDK kurulmuştur. Bununla birlikte KDK, gerekli gördüğü yerde büro açabilmektedir. Kurum, Başdenetçilik ve Genel Sekreterlikten oluşur ve bünyesinde bir Başdenetçi, beş denetçi ile Genel Sekreter ve diğer personel görev yapar.

KDK’nın görevi söz konusu kanunda şu şekilde belirtilmiştir:

  • İdarenin işleyişi ile ilgili şikayet üzerine, idarenin her tülü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmak.

Bununla birlikte görevini icra ederken;

  • Cumhurbaşkanının tek başına yaptığı işlemler ile resen imzaladığı kararlar ve emirler,
  • Yasama yetkisinin kullanılmasına ilişkin işlemler,
  • Yargı yetkisinin kullanılmasına ilişkin kararlar,
  • Türk Silahlı Kuvvetlerinin sırf askeri nitelikteki faaliyetleri

Görev alanının dışındadır.

Başdenetçilik;  Başdenetçi ve denetçilerden oluşur ve kurum Başdenetçi tarafından yönetilerek temsil edilir. Başdenetçinin görevleri;

  • Kuruma gelen şikâyetleri incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmak,
  • Kanuna uygun olarak yönetmelikleri hazırlamak,
  • Yıllık raporu hazırlamak ve gerekli gördüğü takdirde özel raporlar hazırlamak,
  • Raporları kamuoyuna duyurmak,
  • Denetçileri görevlendirmek, iş bölümlerini yapmak ve yokluğunda görev alacak denetçiyi belirlemek,
  • Genel Sekreteri ve diğer personeli atamak,
  • Kanunlarla verilen diğer görevleri yapmak olarak sayılmaktadır.

Denetçiler de görevlerin yapılmasında Başdenetçiye yardımcı olurlar ve Başdenetçi tarafından verilen görevleri yaparlar. Denetçiler, görevlendirildikleri alanlarda tek başlarına çalışırlar ve önerilerini Başdenetçiye sunarlar. Bu görevleri yaparlarken uyumlu çalışmaları Başdenetçinin gözetimindedir. Kurum, faaliyetlerinde elektronik ortam ve iletişim araçlarının kullanılmasını gözetir.

Başdenetçi ve denetçi seçilebilmek için kişilerde şu şartlar aranır:

  • Türk vatandaşı olmak,
  • Seçim tarihinde Başdenetçi için elli, denetçi için kırk yaşını doldurmuş olmak,
  • Tercihen hukuk, siyasal bilgiler, iktisadi ve idari bilimler fakültelerinden olmak üzere dört yıllık eğitim veren fakültelerden veya denkliği kabul edilmiş yurt içi veya yurt dışındaki yükseköğretim kurumlarından mezun olmak,
  • Kamu kurum ve kuruluşlarında, uluslararası kuruluşlarda, sivil toplum kuruluşlarında veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarında ya da özel sektörde toplamda en az on yıl çalışmış olmak,
  • Kamu haklarından yasaklı olmamak,
  • Başvuru sırasında herhangi bir siyasi partiye üye olmamak.

Seçim sürecine gelindiğinde kanuna göre adaylıklar bildirilir. Genel Kurul, bildirim tarihinden itibaren onbeş gün içinde, Başdenetçi seçimlerine başlar ve Başdenetçi gizli oyla, üye tamsayısının üçte iki çoğunluğu ile seçilir. Birinci oylamada bu çoğunluk sağlanamazsa ikinci oylamaya geçilerek üye tam sayısının üçte iki çoğunluğu aranır. Çoğunluk tekrar sağlanamazsa bu kez üçüncü oylamaya geçilir, üye tam sayısının salt çoğunluğunu alan aday seçilmiş sayılır. Üçüncü oylamada da gerekli çoğunluk sağlanamazsa bu oylamada en çok oy alan iki aday için dördüncü oylamada karar yeter sayısı olmak şartıyla en fazla oy alan aday seçilmiş olur. Seçimler, kurumun Başkanlığa başvurduğu tarihten itibaren en geç doksan gün içinde sonuçlandırılır. TBMM tatili ve ara vermesi sırasında süreler işlemez.

Başdenetçi ve denetçilerin görev süreleri dört yıldır.  İstifa, ölüm veya görevden alınma gibi herhangi bir nedenle süresi bitmeden görevinden ayrılan Başdenetçi veya denetçinin yerine yeni seçilen görevlilerin süresi de dört yıl olarak belirlenmiştir. Başdenetçi veya denetçiliğe seçilenlerin görev yaptıkları sürede eski görevleriyle olan ilişkileri kesilir ve görev yapan kimseler sadece bir dönem daha Başdenetçi veya denetçi seçilebilirler.

Kuruma başvuruda bulunabilmesi için İYUK’da ön görülen idari başvuru yolları ile özel kanunlarda yer alan zorunlu idari başvuru yollarının tüketilmesin gereklidir aksi takdirde yapılan başvurular ilgili kuruma geri gönderilir. Ancak kurum, telafisi güç veya imkansız zararların doğması ihtimali bulunan hallerde, idari başvuru yolları tüketilmese dahi başvuruları kabul edebilir.

Kuruma, gerçek ve tüzel kişiler başvurabilmektedirler. Başvuru sahibinin talebi üzerine başvuru gizli tutulur. Başvuru; sahibinin adı ve soyadı, imzası, yerleşim yeri veya iş adresini ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları için kimlik numarası, yabancılar için pasaport numarasını, başvuru sahibi tüzel kişi ise tüzel kişinin unvanı ve yerleşim yer ile yetkili kişinin imzasını, varsa, merkezi tüzel kişilik numarasını ve yetki belgesini içeren Türkçe dilekçe ile yapılır. Başvurular elektronik ortamda veya diğer iletişim araçlarıyla da yapılabilir. Kuruma illerde valilikler, ilçelerde kaymakamlıklar aracılığıyla da başvurulabilir ve başvurulardan herhangi bir ücret alınmaz.

Yapılan başvurulardan; belli bir konuyu içermeyenler, yargı organlarında görülmekte olan veya yargı organlarınca karara bağlanmış uyuşmazlıklarla ilgili olanlar, sebepleri ile konusu ve tarafları aynı olanlar ile daha önce sonuçlandırılmış olanlar incelenmez.

Kurumun inceleme ve araştırma konusu ile ilgili olarak istediği bilgi ve belgelerin, bu isteğin tebliğ edildiği tarihten itibaren otuz gün içinde verilmesi zorunludur. Haklı bir sebep olmaksızın bunları vermeyenlerle ilgili Başdenetçi veya denetçinin başvurusu üzerine ilgili merci soruşturma açar. Devlet sırrı ve ticari nitelikte sır olan bilgiler gerekçeli bir şekilde verilmeyebiliyorsa da Başdenetçi veya denetçi tarafından yerinde incelenebilmektedir.

Kurumun bütçesi; TBMM bütçesinden alınacak Hazine yardımı ve diğer gelirlerden oluşurken kurum bütçesinden görevlerini gerçekleştirebilmek için giderler yapmaktadır. Bu noktada tüzel kişiliğin yanına bütçesini kullanabilme yetisi de eklenmiş ve kurumun bağımsızlığı açısından bir basamak daha eklenmiştir.

Kurumun 2014 yılı organizasyon şeması aşağıdaki şekildedir.

şema

1.2. Kamu Denetçiliği Kurumu Üzerine İşlevsel Bir Değerlendirme

 

Demokratik ve hukuka bağlı her yönetim anlayışında, idarelerin; katılımcı, şeffaf, insan hak ve özgürlüklerini esas alan, hizmetlerde halka yakınlığın, dürüstlüğün ve verimliliğin egemen olduğu bir kimliğe sahip olması gerekmektedir. Bu anlayışın bir yansıması olarak ‘haklara saygılı ve etkin’ kamu yönetiminde, bireylerin idarenin işleyişinde karşılaştıkları sorunları hızlı ve kolay bir şekilde ilgili makamlara iletebilmesi ihtiyacı doğmuştur. Bu ihtiyacın bir sonucu olarak ortaya ombudsmanlık kurumu çıkmaktadır. Ombudsmanlık kurumunun ortaya çıkış süreci, çalışmanın ilk bölümlerinde anlatıldığı gibi, Osmanlı’ya sığınan İsveç Kralı’nın bu kurumu kendi ülkesinde kurup geliştirmesiyle başlamıştır. Kuşkusuz bu gelişim sürecinin sonunda bir çok değişik kültür, uygulamayı kendi gereklerine uygun biçimde şekillendirmiştir. 21. Yüzyılın başında, Avrupa Birliği ile yürütülen süreçlerinde etkisiyle, yeniden ülkemizde gündeme gelen ve oluşturulan ombudsmanlık, bizde de farklı bir isimle ortaya konmuştur: Kamu Denetçiliği Kurumu. Takdir edileceği üzere, Kamu Denetçiliği Kurumu, ilk ortaya çıktığı haliyle kalmayan, demokratik ilkeler ışığında gelişen bir kurumun Türkiye’deki yansımasıdır.

Kamu Baş Denetçisi M. Nihat Ömeroğlu’nun belirttiği üzere; kurumun faaliyete geçmesi, uluslararası platformda da yoğun ilgi görmüş olup, pek çok raporda ülkemizde kamu yönetimi alanında kaydedilen en önemli gelişmelerden biri olarak değerlendirilmiştir. Bu durum, Avrupa Birliği katılım müzakerelerinin ‘Yargı ve Temel Haklar’ başlıklı 23’üncü faslının gayri resmi açılış kriterlerinden birini yerine getirmiş olarak da değerlendirilebilir.

Bununla birlikte kurumun geride kalan kısa geçmişi göz önüne alındığında, faaliyet dönemleri içerisinde işlerliğin artması için gerekli olan bir takım mevzuat değişikliklerine ihtiyaç duyduğu da açıktır. Bu değişiklikler, kurumun verdiği tavsiye kararları ve bunların kamu kurumları açısından uygulanmasını bağlayıcı kılacak alanlarda olmalıdır.

Kamu Denetçisi Zekeriya Aslan’ın tespitiyle; Ombudsmanın insan haklarının korunması ve hukuk devletinin geliştirilmesinde sahip olduğu değerli rol Avrupa Birliği tarafından da kabul edilmektedir. Birlik üyesi olma yolunda büyük yol alan ülkemizde yeni olan, ancak geçmişi tarihimize dayanan  Kamu Denetçiliği Kurumunun, hukuk devleti ilkesinin yerleşmesine ve bireylerin haklarının korunup geliştirilmesine katkı sağlamada önemli bir kurum olma yönünde önemli adımlar atacağına ve bu konuda idarelere rehber olacağına duyulan inanç, tazeliğini korumaktadır.

Kamu Denetçisi Abdullah Cengiz Makas bu konuda şöyle şu değerlendirmede bulunmaktadır: “İdare ve vatandaş arasında meydana gelen uyuşmazlıkların çözümünde, başta İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Anayasamız olmak üzere Avrupa Sosyal Şartı, Avrupa Sosyal Güvenlik Kodu gibi uluslararası hukuk kaynakları temel referans olarak alınmaktadır. Ombudsmanlık mekanizmasının işlemeye başlamasının demokrasimizin gelişmesi ve insan hakları başta olmak üzere evrensel normların hem idari yapımız hem de mevzuatımıza yerleşmesinde çok önemli rol oynayacağına inanıyorum.” (Kamu Denetçiliği Kurumu, 2013: 26).

 

Bu süreçte Kamu Denetçiliği Kurumu; medya, sivil toplum ve kamu idareleri ile sıkı ilişki içerisindedir. Bu ilişkiler kamuoyunu şikayetler üzerine verilen kararlar ile aydınlatmak üzere oluşturulan raporlar, kamu idarelerine verilen tavsiye kararları ve eğitimler ile meydana gelmektedir. Kurumun ülkemizde henüz kısa sayılabilecek bir geçmişi olduğu düşünülecek olursa verdiği tavsiye kararlarının idareler tarafından dikkate alınma oranının %30’lara yaklaştığı göz önüne alınırsa başarılı sayılabileceği düşünülmelidir.

Konularına göre şikayetler ve öne çıkan hususlar şu şekildedir: Çalışma ve sosyal güvenlik, ekonomi-maliye ve vergi, orman-su-çevre ve şehircilik, enerji-sanayi-gümrük ve ticaret, ulaştırma-basın ve iletişim, sağlık, eğitim-öğretim-gençlik ve spor, bilim-sanat-kültür ve turizm, ailenin korunması, engelli hakları, kadın ve çocuk, insan hakları, adalet-milli savunma ve güvenlik, nüfus ve vatandaşlık, kamu personeli rejimi, mülkiyet hakkı, gıda-tarım ve hayvancılık, mahalli idarelerce yürütülen hizmetler vb. Görüldüğü gibi hemen her alanda kuruma ulaşan şikayet ve başvuru bulunmaktadır. Bunların çözüme kavuşması hem gündelik yaşamda iyi idare ve vatandaş bağını kuvvetlendirecek hem de demokratik hukuk devleti olma yönünde katkı sağlayacaktır. Ayrıca bu alanlardaki aksaklıkların giderilmesi, Avrupa Birliği müzakere süreci kapsamındaki fasılların başlıkları altında beklentilerin de giderilmesine yarar sağlar. (Şikayet konularının oransal dağılımı için aşağıdaki tabloyu inceleyiniz.)istatistik

Şekil 2: Kamu Denetçiliği Kurumuna Gelen Şikayetlerin Oransal Dağılımı (KDK 2013).

1.2.1. Kamu Denetçiliği Kurumunun Uluslararası Alanda Etkileşimi

 

Ombudsmanlığın Avrupa’da yaygınlaşmaya başladığı dönemlerde İskandinav ülkelerinde kurulmuş olan modeller örnek alınmış olmakla birlikte, bugün her ülke kendi ihtiyaçları doğrultusunda farklı yetkilere sahip kurumlar ihdas etmiş durumdadır. Bu anlamda, Ombudsmanlığın görev alanı ve yetkilerinin sınırları ülkeden ülkeye farklılıklar göstermektedir. Avrupa’daki Ombudsmanlık kurumlarının bazıları idareden kaynaklı temel hak ihlalleri ile ilgilenirken bir kısmı da idarenin iyi yönetim ilkeleri kapsamında faaliyet göstermesine odaklanmaktadır. Bazı kurumlar vatandaşlardan gelen şikayetlerin incelenmesi neticesinde yalnızca tavsiye kararları verme yetkisine sahipken, Polonya örneğinde olduğu gibi bazıları, şikayet konusunu mahkemeye taşımaya ve bu davalara savcı yetkisini haiz olarak iştirak edebilmektedir. Ayrıca bazı Ombudsmanlar, kanunların Anayasa’ya aykırılığı iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurma hakkına da sahiptir (Kamu Denetçiliği Kurumu, 2013: 43). Kamu Denetçiliği Kurumu da emsalleriyle ilişkiler ve kendini geliştirme konusunda uluslararası işbirliği konularında bir hayli girişken davranmaktadır. Bu girişkenliği son olarak, kurumun yayımladığı 2013 raporundaki projeler ve etkinlikler bölümlerinden gözlemlemek mümkündür.

“Kamu Denetçiliği Kurumu’nun, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) ile işbirliği altında gerçekleştireceği bir proje bulunmaktadır. Birleşmiş Milletler Türkiye Mukim Koordinatörü tarafından temsil edilen Birleşmiş Milletler Kalkınma Fonu Programı, Türkiye’nin kalkınma politikalarının uygulanmasının yanında insan hakları alanında güçlendirilmesine de destek vermektedir. Yapılan görüşmeler neticesinde, Kamu Denetçiliği Kurumu’nun kurumsal yapısının güçlendirilmesine ilişkin bir projenin hayata geçirilmesi üzerinde anlaşma sağlanmıştır.

Kurumun gerçekleştirdiği ilk organizasyon olma özelliği taşıyan toplantı, Avrupa Birliği Büyükelçiler Tanışma Toplantısı’dır. Toplantıda yapılan soru cevaplar sonucunda kurumun bıraktığı etki, büyükelçiler tarafından memnuniyetle karşılanmış ve Avrupa ülkelerindeki iyi uygulama örneklerinin ülkemize kazandırılmasının sağlayacağı olumlu etki vurgulanmıştır.

Kurum, Avrupa Ombudsmanlık ailesinin en son ferdi olarak, uluslararası gelişmeleri yakından takip etme iddiasındadır. Özellikle Avrupa ülkelerinin tecrübeleri ışığında iyi uygulama örneklerinin ülkemize kazandırılması amacıyla yapılan bir etkinlik de Uluslararası Kamu Denetçiliği Sempozyumu olarak karşımıza çıkar.

Kamu Baş Denetçisi, Avrupa Birliği üyesi ülkelerin Büyükelçilerinin güncel meseleleri görüştüğü olağan Avrupa Birliği Büyükelçileri İstişare Toplantısı’na konuşmacı olarak davet edilmiştir. Toplantı sonucunda Kamu Denetçiliği Kurumu hakkında kısa sürede belirli bir standardı yakaladığı kanısına varılmıştır.

Konumuz açısından ülkemizdeki Kamu Denetçiliği Kurumu ile Avrupa Birliği etkileşimi önemli noktadadır. Bu aşamada Avrupa Birliği’nin 2013 Türkiye İlerleme Raporu önemli bir hal almaktadır.

Avrupa Birliği’ne aday ve potansiyel aday ülkelerin müktesebata uyum alanında kaydettiği ilerlemeler Avrupa Komisyonu tarafından hazırlanan yıllık İlerleme Raporları vasıtasıyla değerlendirilmektedir. Ülkemizde bu doğrultuda kaydedilen gelişmeler 1998 yılından beri düzenli olarak raporlanmakta olur, 2004 yılından itibaren, kamu idaresinin etkinliğinin artırılması için Kamu Denetçiliği (Ombudsmanlık) sisteminin kurulması tavsiye dilmeye başlanmıştır. Nitekim Kamu Denetçiliği Kurumunun kurulması 2012 yılı Avrupa Birliği İlerleme Raporu’nda memnuniyet verici bir gelişme olarak karşılanmış ve Kurumun görev alanına ilişkin birtakım önerilerde bulunulmuştur. Raporda yer alan değerlendirmeler ışığında, Avrupa Ombudsman Ağında (European Network of Ombudsman) yer alan kurumların iyi uygulama örnekleri doğrultusunda Kamu Denetçiliği Kurumu’nun güçlendirilmesi ve kanununun yeniden düzenlenmesine yönelik çalışmalara önümüzdeki dönemde hız verilmesi öngörülmüştür.

Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri Nils Muiznieks, insan hakları konusunda ülkemize gerçekleştirdiği ziyaret sonucunda değerlendirmelerde bulunmuştur. Bu değerlendirmeler, Kamu Denetçiliği Kurumunun kurulmuş olmasının insan haklarına saygı gösterilmesi ve ulusal insan hakları yapılarının tesis edilmesi konusunda önemli bir adım olduğunu belirtmektedir. Komiser, Kanun hükümleri çerçevesinde Kurumun yetki alanı ve faaliyetleri üzerine kapsamlı değerlendirmelerde bulunmuş ve kuruma verilen yetkilerin yeniden gözden geçirilmesinin faydalı olacağını belirtmiştir. Kanunda yapılacak düzenleme ile özellikle insan hakları ihlalleri söz konusu olduğunda Kamu Denetçiliği Kurumunun resen inceleme yapma yetkisi ile güçlendirilmesi gerekliliğine dikkat çekmiştir.” (Kamu Denetçiliği Kurumu, 2013: 46-53). Bütün bunlar yanı sıra uluslararası alanda çalışma ziyaretleri de kurumun uluslararası etkileşimi ve emsalleri ile yakınlaşma ve belki de onların önüne geçmesi konusunda etkilidir. Ancak her ne kadar etkin bir kurum olursa olsun, yetkilerinin çağın gereklerine göre yeniden düzenlenmesi ve mevzuatla da güçlendirilmesi gerekmektedir.

 

 

SONUÇ

 

Avrupa Birliği’nin ilk olarak üye ülkelere tavsiye ettiği ve ardından kendi bünyesinde kurumsallaştırdığı ombudsmanlık, bu kuruluş içerisinde Avrupa Ombudsmanı olarak adlandırılmıştır. Avrupa Birliği düşünüldüğü zaman vatandaşların temsil ve katılım sorunları tartışılır haldedir. Buna karşı çözüm çabası içerisinde olan Birlik, ombudsmanlık ile idarenin iş ve işlemlerine karşı, vatandaşlarına doğrudan katılım olanağını da tanımış olmaktadır.

Avrupa Birliği üyelik müzakereleri sürecinde Türkiye’den beklentilerinden birisi de ombudsmanlık kurumunun hayata geçirilmesi olmuştur. Türkiye’de özellikle 1980’lerden bu yana tartışılan kurum, sonuç olarak Kamu Denetçiliği Kurumu adıyla örgütlü hale getirilmiştir.

Tarihte ortaya çıkma süreci düşünüldüğü zaman yine bizim kültürümüzden hareketle yaratıldığı görülen ombudsmanlık kurumları, yeniden ülkemize geldiği zaman, ilk şeklinden hayli değişik bir hal aldığı görülmektedir. Osmanlı kültüründe bulunan kurumlardan esinlenilerek ilk örnekleri İskandinav ülkelerinde verilmiş ve bu kültüründe kuruma katkıları olmuştur. Ardından Avrupa’da yaygınlaşan kurum, Avrupa kültürüyle de kendisini geliştirmiştir. Bununla birlikte Avrupa Birliği bünyesinde ulusüstü bir yapılanma olarak da ombudsmanlık örneğinin işlevine bir örnek verilmiş olup, ülkemizde de ombudsmanlık kurumunun oluşturulması sonrasında Birlikten memnuniyet mesajları verilmiştir.

Ombudsmanların yetkileri farklı ülkelerde yine kültürlerine ve siyasal örgütlenmelerine göre farklılık göstermektedir. Bu farklılıklarla birlikte genel olarak ombudsmanların tavsiye niteliğinde kararlar verdiği ve bazı ülkelerde bu kararların bağlayıcı bir hal aldığı da görülmektedir. Ülkemizde de olduğu gibi bir çok benzer kurum parlamentolara bağlı bir şekilde etkinliğini yürütmektedir. Ancak bu etkinlik şüphesiz daha bağımsız ve yetkili kılınmış şekliyle daha verimli olabilecektir.

Bütün bu bilgiler ışığında, özellikle ülkemizde Kamu Denetçiliği Kurumu’nun çok da uzun sayılabilecek bir geçmişi olmadığı görülmektedir. Uygulamadan elde edilen deneyimler ışığında yeni mevzuat düzenlemeleriyle yetkileri ve etkileri yeniden düzenlenerek bu kurumlardan daha verimli bir şekilde yararlanılabilir. Bunlar gerçekleştikten sonra ombudsmanlık kurumu parlamentolara verdikleri raporlar ya da tavsiye kararlarıyla idare üzerindeki bağlayıcılığını güçlendirebilir. Bir denetim yolu olarak sivil toplum ve kamuoyunu kullanan Kamu Denetçiliği Kurumu’nun, ülkemizde verdiği tavsiye kararlarının idareler tarafından gün geçtikçe daha da çok uygulandığının görülmesi demokrasi açısından önemli bir gelişmedir. Bunun nedeni şüphesiz, kuruma gelen şikayetlerin doğrudan vatandaşlar tarafından verilmesidir. Vatandaşlarının fikirlerine ve isteklerine değer veren ülkelerde demokratik katılım ve iyi yönetim uygulamalarının yerleşmesi daha kolay olacaktır.

 

 

 

KAYNAKÇA

 

Acar T. , “Kamu Yönetiminde Yeni Bir Denetim Yolu: Kamu Denetçiliği Kurumu”, Yüksek Lisans Tezi, Isparta 2009.

Abdioğlu H. , “Yönetişim İlkelerinin Uygulanmasında Kamu Denetçiliği(Ombudsmanlık) Kurumu Ve Avrupa Birliği Sürecinde Türkiye Açısından Önemi”, İstanbul Ticaret Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, Yıl 6, Sayı 11, Bahar 2007/2, s. 79-102.

Babüroğlu O. ve Hatipoğlu E. N. , “Ombudsman (Kamu Hakemi) Kurumu İncelemesi: Devlette Bir Toplam Kalite Mekanizması Örneği”, TÜSİAD – T/97 – 206, Ocak 1997.

Bahadır O. , “Ombudsmanlık Kurumunun İsveç, İngiltere ve Fransa İle Karşılaştırmalı İncelenmesi”, Türkiye Adalet Akademisi Dergisi (TAAD) Sayı 1, Nisan 2010, s. 363-384.

Demir L. ve Kalender R. , “Ombudsmanlık Kurumunun Avrupa Birliği Ve Türkiye’deki Konumu”, Genç Hukukçular Hukuk Okumaları – Birikimler 1 Der. Balcı M. , s. 245-269, 17 Ekim 2003.

Fendoğlu H. T. , “Kamu Denetçiliği (Ombudsmanlık)”, Stratejik Düşünce Enstitüsü Analiz, Aralık 2010.

Kestane D. , “Çağdaş Bir Denetim Organizasyonu Olarak Ombudsmanlık (Kamu Denetçiliği)” , Maliye Dergisi Sayı 151, Temmuz – Aralık 2006, s. 128-141.

Köseoğlu Ö. , “Avrupa Ombudsmanının Hukuki Statüsü, İşleyişi ve Kurumsal Etkinliği”, Sayıştay Dergisi Sayı 79, s. 31-62, Ekim-Aralık 2010.

Şafaklı O. V. , “Kamu Denetiminde Etkinlik Aracı Olarak “Ombudsman” Ve Avrupa Birliği Sürecinde KKTC’deki Uygulamaya Karşılaştırmalı Bir Bakış”, Afyon Kocatepe Üniversitesi, İ.İ.B.F. Dergisi ( C, XI, SII, 2009), s. 161-197.

Şahin R. , “Ombudsman Kurumu ve Türkiye’de Kurulmasının Türkiye’nin Demokratikleşmesi Ve Avrupa Birliği Üyeliği Üzerine Etkileri”, Türk İdare Dergisi Sayı 468, Eylül 2010, s. 131-158.

Şengül R. , “Avrupa Birliği Yönetsel Alanında Kötü Yönetimle Mücadele Eden Bir Kurum: Avrupa Birliği Ombudsmanı”, 2. Uluslararası Balkanlarda Sosyal Bilimler Kongresi, 2010.

6328 Sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu, Kabul Tarihi: 14.6.2012, Sayı: 28338, Yayımlandığı Resmi Gazete: 29.6.2012, Tertip: 5, Cilt: 52.

www.ab.gov.tr , Erişim tarihi: 20.10.2014.

www.ombudsman.gov.tr, Erişim tarihi: 23.10.2014.

www.ombudsman.europa.eu, Erişim tarihi: 23.10.2014.

Avrupa Birliği, “Avrupa Doğru İdari Davranış Yasası”,2013. (http://www.ombudsman.europa.eu, Erişim tarihi: 17.12.2014).

Kamu Denetçiliği Kurumu (KDK), 2013 Yıllık Raporu”, 2013.

 

 

– İ. Uygar TUL –

SON YAZILAR
İLGİLİ HABERLER

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.