23.7 C
İstanbul
Salı, Haziran 18, 2024

Avrupa Birliği ve Türkiye’de Ombudsmanlık (AVRUPA OMBUDSMANI) – 3. PARÇA

1. Parça için bakınız: https://www.siyasalhayvan.com/avrupa-birligi-ve-turkiyede-ombudsmanlik-kamu-denetciligi-kurumu-1-parca/

 

2. Parça için bakınız: https://www.siyasalhayvan.com/avrupa-ve-turkiyede-ombudsmanlik-2-parca-farkli-ulkelerde-ombudsmanlik/

 

3 – PDF – Üçüncü Bölüm – Avrupa Ombudsmanı

 

(ÜÇÜNCÜ PARÇA)

(NOT: Bu çalışma, parçalar halinde paylaşılmakta olup, kaynakçası son parça ile birlikte verilecektir.)

 

  1. AVRUPA BİRLİĞİ’NDE OMBUDSMANLIK

1992 yılındaki Maastricht Antlaşması sonucunda oluşturulan “Avrupa Vatandaşlığı” (European Citizenship) ile Avrupa Birliği vatandaşlarına tanınan temel haklardan biri, Ombudsman’a başvuru hakkıdır. Avrupa Ombudsmanı, Avrupa Birliğinde tüm topluluk kurumlarının yönetiminde iyi uygulamaların geliştirilmesi ve Avrupa Birliği kurumlarına ilişkin vatandaş şikâyetlerinin dikkate alınmasını sağlamak amacıyla oluşturulmuştur (Abdioğlu, 2007: 86).

“Aslında Avrupa Ombudsmanının kurulmasının arkasındaki temel nedenler, büyük ölçüde ulusal ombudsmanların ortaya çıkışıyla benzerlik göstermektedir. İlk olarak, Avrupa Adalet Divanı’na başvuruların pahalı, uzun ve karmaşık prosedürler gerektirmesi ve Divan’ın hakkaniyet gibi değerler üzerinden değil de dar yasal sınırlamalar çerçevesinde hareket etmesi sıradan bireylerde çekincelerin oluşmasına yol açmaktadır. İkinci olarak, Avrupa Parlamentosu üyelerinin harekete geçirilmesi ise her ülkenin kendi özel şartları ölçüsünde mümkün olabilmektedir. Üçüncü olarak, Birliğe yeni üyelerin katılmasıyla birlikte yaşanan nüfus artışı ve buna paralel olarak Birlik bürokrasisinin genişlemesi vatandaşların şikâyetlerinin incelenmesi ve kötü yönetim uygulamalarının denetlenmesinde yeni mekanizmalara duyulan ihtiyacı ortaya çıkarmıştır. Ulusal ombudsmanların ortaya çıkış gerekçelerinden farklı olarak, Avrupa Ombudsmanı fikrinin mimarları bu kurum sayesinde Avrupa Vatandaşlığı kavramının geliştirilmesinin de sağlanacağına inanıyorlardı.” (Köseoğlu, 2010: 38).

“Ombudsman kurumunun çeşitli ülkelerin yönetim sistemlerinde yerleşmesine paralel olarak uluslararası kurumların bu kuruma karşı ilgisi artmıştır. Nitekim Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin R(85)13 sayılı kararında üye ülkelerin ombudsman kurumuna sahip olması tavsiye edilmiştir. Kararda, bireylerin yönetsel otoriteler karşısında korunmasında ek garantiler sağlayan ombudsmanın, işlevleri vasıtasıyla parlamenter denetim fonksiyonunun güçlendirilmesine yaptığı katkıya vurgu yapılmıştır. Avrupa Parlamentosu’nun 1615(2003)1 sayılı tavsiye kararı ise ulusal sistemlerde ombudsman kurumunun oluşturulmasının insan haklarının korunmasında ve hukuk devleti anlayışının gelişimindeki önemini belirtmektedir.

AB üyesi ülkelerde ombudsman sisteminin başarılı sonuçlar vermesi ve böylesi bir kurumun AB kurucu felsefesine sağlayacağı olumlu katkılar sebebiyle 7 Şubat 1992 tarihli Maastricht Antlaşmasıyla Avrupa Birliği Ombudsmanı  (Mediateur European) kurulmuştur. Kurumun oluşturulmasında parlamenter ombudsman sisteminden esinlenilmiştir. AB Ombudsmanının oluşumu birliğin demokratikleşme sürecinin bir parçası olarak algılanmaktadır. AB Ombudsmanı, vatandaşların birlik kurum ve organlarıyla iyi ilişkiler kurmalarında aracılık vazifesi görmektedir. Vatandaşlarla AB’nin kurum ve organları arasında şeffaflık üzerine kurulu ve güvene dayanan bir yönetim anlayışının tesis edilmesinde AB Ombudsmanı önemli bir işlev üstlenmiştir.” (Şengül, 2010: s.3-4).

 

 1.1. Avrupa Ombudsmanı

7 Şubat 1992’de, Maastricht’te imzalanan Avrupa Birliği Anlaşması’nda; ortaklık yaşamının demokratikleştirilmesi süreci içerisinde ortaklık kurumlarının saydamlığını sağlayarak yurttaş ile bu kurumlar arasındaki güven ilişkisini güçlendirmeyi, ayrıca yurttaşın şikâyetlerini kabul ederek ortaklık kurumlarının demokratik işlemesinde yurttaşa yardımcı olmayı amaçlayan “Avrupa Ombudsmanı” yaratılmıştır (Acar, 2009: 72).

“Avrupa Ombudsmanı, AB Parlamentosunca herhangi bir üye ülkede oturan veya kayıtlı ofisi bulunan herhangi bir özel veya tüzel kişinin Avrupa Adalet Mahkemesi ve Avrupa İlk Merci Mahkemesi haricindeki topluluk kurum ve kuruluşları ile organlarının faaliyetlerindeki kötü yönetim vakalarıyla ilgili şikâyetlerini almakla yetkili kılınmıştır. Ancak, uygulamada insan hakları şikâyetlerine de bakmaktadır. Bu kurum, AB’nin yasallaşmasında yeni bir eğilimi temsil etmektedir ki bu eğilim “birliğin bütün kurum ve kuruluşlarının standart kural ve prosedürlere bağlanması veya tek bir görevi olan ama bu kural ve prosedürleri bütün AB kurumsal sistemine uygulamaktan sorumlu organlarca incelenmesini içermektedir.” (Şahin, 2010: 135).

‘Kötü yönetim’ uygulamasının anlamı, zayıf veya başarısız idaredir. Başla bir deyişle, bir AB kurumunun yasalara uygun hareket etmemesi, iyi idare kurallarını göz önünde bulundurmaması ya da insan haklarını ihlal etmesidir. Birkaç kötü idare örneği verilecekse: haksızlık, ayrımcılık, gücün kötüye kullanılması, bilgi eksikliği veya bilgi verilmesinin reddi, gereksiz gecikmeler ve yanlış işlemler sayılabilir. Ombudsman, bir şikâyet üzerine ya da kendi inisiyatifi ile soruşturmalar yürütebilir. Ombudsman, tamamen bağımsız ve tarafsız olarak görevini sürdürür. Herhangi bir hükümet veya organizasyondan talimat istemez ve kabul etmez (Şafaklı, 2009: 172).

Ombudsman, iyi/demokratik yönetimin tesis edilmesindeki araçlardan bir tanesidir. Bu kurumun, bireysel şikâyetleri soruşturma ve analiz etme ve ombudsmanlar arası uluslararası işbirliği ile kazandığı tecrübesi onun kayıt takip etme ve sınıflandırma kabiliyetleri ile birleştiğinde kötü yönetimin muhtemel sistemik sebeplerini tespit etmesine imkân sağlamaktadır. “Klasik ve hibrid (karma) ombudsman, kamu yönetiminde onun bütün ana unsurlarını geliştirmeye çalışarak iyi yönetimin tesis edilmesine yardım eder. Bu temel unsurlar; yönetime katılım, kamu yönetiminin şeffaflığı, kamu otoritelerinin insanlara hesap verilebilirliği ve yönetimde adalettir.” Ombudsman, temel hakların ve azınlık haklarının tam olarak uygulanması için çalışır ve ayrımcılığa karşı çalışır. Ombudsman hukuki mevzuatı da bu haklar açısından inceler ve gerekli gördüğü değişiklikleri ve reformları parlamentoya ve hükümete tavsiye eder. Bazı ülkelerde basın ve öteki medyanın özgürlüğü için ihbar edici olarak hareket eder (Şahin, 2010: 142).

 

 

 

1.1.1. Avrupa Ombudsmanı’nın Statüsü, Özellikleri ve İşleyişi

AB Ombudsmanı’nın statüsünün belirlenmesinde İskandinav, İngiliz ve Fransız ombudsman uygulamaları etkili olmuştur. Şikâyetleri incelerken Avrupa Birliği Parlamentosu, Konsey ve Komisyon karşısında tam bağımsızdır. Ombudsmanın bağımsızlığı esas olduğundan hiçbir üye devlet veya kurum tavsiyede bulunamaz (Şengül, 2010: 4).

Ombudsman, medeni ve siyasi hakları tam olan, bağımsızlık garantisi veren, ülkesindeki en yüksek yargı makamını yönetmek için gerekli şartları taşıyan veya görevlerini yerine getirmek için gerekli yeterlilik ve tecrübeye sahip olan birlik vatandaşları arasından seçilir. Ombudsman, bu nitelikleri taşıyan adaylar arasından, en az iki üye devlet vatandaşı olan minimum 40 Avrupa Parlamentosu üyesinin desteğiyle seçilir. Avrupa Ombudsmanı’nın seçimine ilişkin oylamanın başlaması için üyelerin yarısının oturuma katılması gerekir. İlk iki turda hiçbir aday seçilemezse, ikinci turda en çok oyu alan iki aday üçüncü tura katılır. Eşitlik durumunda ise en yaşlı üye seçilir. Ombudsmanın yeniden seçilmesi de mümkündür. Ombudsman olarak seçilen kişi ilk olarak, Adalet Divanı’nda, görevini tam bağımsızlık ve tarafsızlıkla yerine getireceğine, görevi sırasında ve görevden ayrıldıktan sonra görevin gerekliliklerine uygun davranacağına dair yemin eder ve göreve başlar (Köseoğlu, 2010: 40-41).

Ombudsman esasen bir şikayet ele alma müessesesidir ve esas rolü bireylere idare ile olan sorunlarının çözümünde yardımcı olmaktır. Avrupa Ombudsmanlarından Prof. Diamadouros, ombudsmanın icra ettiği üç temel fonksiyonu şöyle formüle etmiştir: “Birincisi, ombudsman idare üzerinde bir dış kontrol aracı olarak hizmet edebilir. Bu kontrol, idarece yapılan ihlallerin tespitini ve bunların giderilmesi için yapılacak tavsiye hazırlıklarını içerir. İkincisi; vatandaşlarla idare arasında her iki tarafça da kabul edilebilecek bir karara ulaşmayı amaçlayan bir diyaloğun tesisi anlamına gelen bir arabuluculuktur. Üçüncüsü ise, idarenin hizmetlerinin geliştirilmesi ve değiştirilmesi için teklifler hazırlanması ile ilgilidir.” (Şahin, 2010: 137).

Avrupa Ombudsmanı ile ilgili işlevsel özellikleri özetle şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Ombudsman yargı mercileri önündeki vakalara müdahale edemez ve kararlarının doğruluğunu tartışamaz.
  • Birlik kurum ve organları dışındaki hiçbir kurum ya da merciin faaliyetleri denetim konusu yapılamaz.
  • Şikâyete dayanak oluşturan gerekçeler öğrenildikten sonra iki yıl içinde ombudsmana başvurulması gerekmektedir. Başvuru öncesi ilgili idareye müracaat edilmiş olmalıdır. Şikayet sahibi, şikayete konu olan olayı ayrıntılı olarak tanımlar, şikayetinin gizli kalmasını talep etme hakkına da sahiptir.
  • Ombudsman incelemeye aldığı duruma ilişkin olarak kurum ya da organları bilgilendirmelidir, kurumlar da gizliliği olan belgeler hariç her türlü bilgi ve belgeyi ombudsmana iletmek durumundadır.
  • Ombudsman kötü yönetimi tespit ettiği zaman ilgili kurum ya da organa iletir. Kurum ya da organ üç ay içinde detaylı görüş bildirir. Daha sonra ombudsman Avrupa Parlamentosuna ve ilgili kuruma bir rapor sunar. Başvuruyu yapan kişiye yapılan araştırmanın sonuçları hakkında bilgi verilir.
  • Ombudsman araştırma sırasında ceza hukukuna ilişkin vakalarla karşılaşırsa durumdan yetkili ulusal mercileri, Avrupa Topluluğu Üye Devletler Daimi Temsilciliği aracılığıyla bilgilendirir.
  • Araştırmayı daha etkin kılacaksa ombudsman, ulusal ombudsmanlar ya da benzer kuruluşlarla yasaların elverdiği ölçüde işbirliği içerisine girebilir.
  • Ombudsman, görev süresince kazanç getiren ya da getirmeyen, politik ya da idari başka bir görevde bulunamaz.
  • Ombudsman, Avrupa Toplulukları Adalet Divanı (ATAD) yargıçları ile aynı statüdedir, aynı ücret ve emeklilik haklarına sahiptir.
  • Ombudsmana yardımcı olmak üzere kendisi tarafından bir sekretarya ve bir başmüdür atanır.
  • Ombudsman ile diğer çalışanlar Avrupa Topluluğunda çalışanlarla aynı kural ve düzenlemelere tabidir. Bütçe durumuna göre personel sayısı ayarlanmaktadır.
  • Ombudsmanın bütçesi Avrupa Parlamentosu genel bütçesi içerisindedir ve sandalyesi de Avrupa Parlamentosundadır.
  • Ombudsman görevini, çalışma döneminin sona ermesi, istifası ya da azli halinde bırakır. Azledilmesi hali hariç, ombudsman, yerine geçecek kişi atanana kadar görevde kalır. Görev dönemi bitmeden ayrılırsa geriye kalan parlamento süresi için görev yapmak üzere üç ay içinde yeni ombudsman atanır (Şafaklı, 2009:174-177).

Avrupa Ombudsmanı’na başvurabilme şartlarına gelince; Birlik vatandaşı olan veya bir üye devlette oturan ya da kayıtlı bürosu olan özel veya tüzel kişiler Birlik bürokrasisinin yasalara aykırı bir tavrı (işlem ya da eylemi) ile karşılaştıklarında, doğrudan ya da parlamentonun bir üyesi aracılığıyla ombudsmana başvurabilmektedirler. Buradan da anlaşılacağı üzere, Avrupa Ombudsmanı’na başvurmak için AB üyesi bir ülke vatandaşı olmak şart değildir. Üye ülkelerde yaşayan gerçek kişiler de ombudsmana başvurabilir. Bireylerin dışında tüzel kişiler, şirketler ve dernekler de şikâyette bulunabilmektedirler. Ayrıca şikayet sahibi, iddia edilen kötü yönetimden etkilenmese bile ombudsmana başvurabilir (Köseoğlu, 2010: 41).

Şikâyette bulunan kişinin, AB’ye üye ülkelerin resmi dillerinden birisiyle, kimliğini de belirtip, AB’nin hangi kurum ve kuruluşundan şikâyeti olduğunu ombudsmana yazılı olarak beyan etmesi gerekir (Acar, 2009: 76).

“AB ombudsmanına yapılan şikâyetler tematik olarak 7 alanda toplanmaktadır:

  • Kamunun bilgiye erişimi ve kişisel nitelikteki verilerin korunması,
  • Komisyonun faaliyetleri,
  • İhaleler ve sübvansiyonlar,
  • Sözleşmelerin yürütülmesi,
  • Memurların statüsü,
  • İşe alma prosedür ve sınavları,
  • Kurumsal, siyasal ve diğer sorunlar (Şengül, 2010: 8).

 

 

1.1.2. Görevleri ve Yetki Alanı

Faaliyet alanını doğrudan ilgilendirdiği için AB Ombudsmanı’nın yetki alanında olan kurum ve organların tespiti önem kazanmaktadır. AB kurumlarının hangileri olduğu topluluk antlaşmalarının 7. Maddesinde belirtilmişken organların hangileri olduğu konusunda müktesebatta hukuki tanımlama veya bu organlara ilişkin bir liste bulunmamaktadır. AB Ombudsmanı’na göre organları tanımlayan husus, topluluk antlaşmalarıyla veya bu antlaşmalara dayanan yasal düzenlemelerle kurulmuş olmalarıdır. Bu bağlamda Ekonomik ve Sosyal Konsey, Avrupa Birliği Merkez Bankası topluluk antlaşmalarıyla kurulmuş organlardır. Avrupa Çevre Ajansı ise yasal işlemle kurulmuş bir organdır. AB üye devletlerinin kurumlarına ilişkin şikâyetler ise AB Ombudsmanının yetki alanında değildir (Şengül, 2010: 7).

Avrupa Ombudsmanı kısaca kurumların ilgili kanunlara uygun olmayan hareketlerini inceler, Avrupa Ombudsmanı’nın ilgi alanına giren kuruluşlar şunlardır:

  • Avrupa Komisyonu,
  • Avrupa Birliği Konseyi,
  • Avrupa Parlamentosu,
  • Avrupa Sayıştay’ı,
  • Adalet Divanı,
  • Avrupa Ekonomik Sosyal Komitesi,
  • Bölgeler Komitesi,
  • Avrupa Merkez Bankası,
  • Avrupa Yatırım Bankası,
  • Avrupa Polisi (Europol),
  • Diğer AB Kurumları.

Avrupa Ombudsmanı ulusal, bölgesel ya da yerel yönetimlerle ilgili şikayetleri, konu Avrupa Birliği ile ilgili olsa dahi inceleyemez. Bu tür konulara örnek olarak devlet daireleri, devlet kurumları ve yerel parlamentolar gösterilebilir. Ombudsman ulusal mahkemeler ya da diğer ombudsmanlar tarafından alınan kararların temyiz mercii de değildir. Ayrıca Avrupa Ombudsmanı, işyerleri ya da özel kişilerle ilgili şikâyetleri de incelemez (Acar, 2009: 75).

AB kurumları ve organları dışındaki yerel, bölgesel veya ulusal kamu otoriteleri veya kurumlarla ilgili şikâyetler ombudsmanın yetki alanına girmemektedir. Ayrıca, Avrupa Parlamentosu ve Adalet Divanı ile ilk derece mahkemelerinin sadece idari kararları ve uygulamaları ombudsmanın yetki alanındadır. Parlamento’nun politik kararları ve Mahkeme’nin de yargısal kararları ombudsmanın denetim alanı dışındadır (Köseoğlu, 2010: 41).

Ombudsmanlık kurumu ve uygulamaları dikkatle incelenirse onun şu alanlarda büyük bir rol aldığı görülecektir,

  • Bireyleri koruma,
  • İyi/demokratik yönetimi sağlama ve kötü yönetimi önleme,
  • İdari reformları hızlandırma,
  • Parlamentonun gözetim fonksiyonunu destekleme ve tamamlama,
  • Halkı ve kamu görevlilerini eğitme,
  • Hükümetle vatandaşlar arasında köprü olma (Şahin, 2010: 140-145).

“Ombudsmanın geniş araştırma yetkisinin tersine, kötü yönetim durumu söz konusu olduğunda sahip olduğu yetkiler oldukça sınırlıdır. Ombudsman kendisine gelen bir şikayeti haklı gördüğünde ilgili kuruma iletir ve bu kurumun gerekli düzeltmeyi yapmasını ister. Kurum gereken düzeltmeleri yaparsa sorun kapanmış olur. Ancak şikâyet edilen kurum bazen gerekli düzeltmeleri yapmayı reddedebilir. Bu durumda Ombudsman, şikâyet sahibini memnun etmeye çalışır. Şikâyet edilen kuruma yapması gereken düzeltmeleri tavsiye eder. Şikâyet edilen kurum bu tavsiyelere de uymayı kabul etmezse, Ombudsman bu olayı Avrupa Parlamentosuna rapor eder. Ayrıca Avrupa Ombudsmanı, incelemelerin sonuçları hakkında, Avrupa Parlamentosu’na yıllık rapor göndermekle de görevlidir.” (Acar, 2009: 77).

Avrupa Birliği Adalet Divanı’nın yargısal yetkilerini kullandığı sıradaki faaliyetleri ise bu kapsamda değildir. Ayrıca, Ombudsman’a iletilen bir konunun daha sonra yargıya intikal etmesi halinde de Ombudsman işlemi dava sonuna kadar erteleyerek, yargı kararına göre konu hakkında ne yapacağını kararlaştırır (www.ab.gov.tr, erişim 2014).

2014 yılı itibariyle Avrupa Ombudsmanı 2013 yılında seçilen Emily O’Reilly’dir. E. O’Reilly 2003’te İrlanda’da seçilmiş ilk kadın ombudsmandır. Kendisinden önce Avrupa Ombudsmanlığını 1995-2003 yılları arasında Jacop Söderman, 2003-2013 yılları arasında ise P. Nikiforos Diamandouros üstlenmiştir (www.ombudsman.europa.eu).

 

1.2. Avrupa Ombudsmanı ve İyi İdare Hakkı Üzerine İşlevsel Bir Değerlendirme

Avrupa Birliği’nin kurumları arasındaki etkileşimde, bireylerin siyasi ve sosyal haklarının şeffaflık içinde ve demokrasinin güvencesi altında korunması görevi Avrupa Ombudsmanı’na verilmiştir. Her Avrupa vatandaşı veya Avrupa Birliğinde ikamet eden diğer tüm uyruklardaki vatandaşlar ve Parlamento dahil olmak üzere tüm tüzel kişiler Ombdusman’dan kötü yönetim veya yönetimin kötüye kullanılmasına ilişkin tüm idari suçlamalar ile aksaklıkların araştırmasını isteyebilirler. Avrupa Ombudsmanı soruşturmalarını genellikle şikayet üzerine yürütse de, kendiliğinden de soruşturma açabilir. Ombudsman, ilgili kuruluşlar için soruşturma açma, açılan soruşturmaları yönetme ve onların tüm dosyalarını inceleme yetkisine sahiptir. Soruşturmanın kötü idari yönetim sonucuna ulaşması halinde Ombudsman Parlamentoya bir rapor göndererek konunun tazmin veya telafi edilme alternatiflerini önerir. Bu noktada “iyi yönetim” kavramı ile idarenin iyi olması kavramını ele almak, kurumun işlevselliğinin uygulamadaki tezahürü açısından faydalı olacaktır. Peki Avrupa Ombudsmanı, bu konuya bakış açısını nasıl şekillendirmektedir?

 

Avrupa Ombudsmanı misyon bildirisini, Avrupa Birliği kurumları ile ilgili şikayetlere yönelik adaletli sonuç aramak, şeffaflığı teşvik etmek ve idari hizmet kültürünü desteklemek olarak belirtmektedir. Vatandaşlar ile Avrupa Birliği arasında diyalog yoluyla güven teşkil etmek ve Birliğin kurumlarında en yüksek davranış standartlarını geliştirmek bir amaç olarak belirlenmiştir. Buradan anlaşılan o ki, Avrupa Birliği yalnızca bir ekonomik birlikten öte, tüm Avrupa’yı çatısı altına almış bir siyasal birlik olarak düşünülürse, vatandaşlar da ulus devletlerinde olduğu gibi, Birlik içerisindeki kurumlarla da ilişki içerisindedir. Eğer bu ilişki ve iletişim tek taraflı yaptırımlar halinde olacak olursa bunun ortaçağ imparatorluklarından bir farkı kalmayacaktır. Hali hazırda AB çatısı altında 28 farklı ülke bulunmakta ve bu ulus devletler içerisindeki diğer azınlıklar da düşünüldüğü zaman bu sayı kat ve kat artmaktadır. Böyle bir ortamda katılım yöntemleri ve verimliliği tartışmalı bir durumdayken Avrupa Birliği’nin meşruiyetinin sağlanması gerekmektedir. Meşruiyeti sağlamaya yönelik bir çok fikir üretilebilir; ancak hiçbir proje vatandaşlara hakkaniyetli bir yönetim vadetmediği müddetçe başarılı olamayacaktır. Öyle ki vatandaş bu hisse kapılmalı, aksini düşündüğü durumlarda ise arkasında hissedeceği bir güç olmalıdır. Ulus devletlerde bu güç genellikle idare hukuku olmaktadır. Ancak her ülkede de idare hukuku anlayışı bulunmamaktadır. Bu noktada Avrupa Birliği, ombudsman uygulamalarını tavsiye ederek, vatandaşlara yeni yollar sağlamaktadır. Eğer çıkmaz bir sokak varsa, orada vatandaşlar kendilerini iyi hissetmeyeceklerdir. Herhangi bir siyasal otorite altında, kararların verilmesi ve uygulanması sürecine etkisinin olmadığını düşünen birey, siyasal katılım davranışlarından da uzaklaşabilir. Kendisinin olmadığı bir katılım süreci sonucunda alınan kararlarla yaptırımlara maruz kalan vatandaşlar, bu kararların yerindeliğini bile kabullenememişken, bir de idare tarafından kötü bir muameleyle karşılaştıklarında kendilerini güvende hissedebilmek amacıyla ombudsmanlık kurumlarına başvurmaktadırlar. Bu noktada ombudsmanların en temel görevleri, idare ile vatandaşlar arasında iyi yönetim ve ilişkileri tesis etmek, en azından bunun için gerek tavsiye kararları, gerek kamuoyu çalışmaları ve gerekse yıllık faaliyet raporlarıyla çaba göstermektir.

 

Avrupa Birliği kurumlarının çalışmalarının odağı, giderek vatandaş olmaktadır. Ombudsmanın görevi de sonradan vatandaşların başına gelen olumsuz olaylar olduğu kadar, bir takım olumsuzluklar yerleşmeden önce de önlem almaktır. Kısacası şikayetler kadar önceden alınacak tedbirler de önemlidir. Bu anlamda yapılacak olan iş hizmet kültürünü, Avrupa Birliği kurumlarına adapte edebilmektir. Avrupa Birliği’nin ilk ombudsmanı olan Diamandouros’a göre bu konu önemlidir çünkü Avrupa Birliği’nin kamu hizmetinde çalıştırdığı kişiler, kamu idaresinin rolü ve anlayışı ile ilgili büyük farklılıklar gösteren kültürlerden gelmişlerdir. Anlaşılması gereken şey ise, hizmet kültürünün sadece yasalara uymak olmadığınıın bu kişilere anlatılmasıdır.

 

 

1.2.1. Avrupa İyi İdare Yasası ve İyi İdare İlkesi

             Avrupa Doğru İdari Davranış Yasası, 2001’de Avrupa Parlamentosu tarafından onaylanmıştır. Kimilerine göre yasa sadece Avrupa Birliği kurumları ve onların hizmet ettiği vatandaşlar üzerinde değil, Avrupa çapında ulusal ve bölgesel idareler üzerinde de tahmin edilemez bir etki yaratmıştır.

Avrupa Birliği’nin kurumları, organları, ofisleri ve ajanslarının iyi idare edilmesi, Avrupa’nın tüm vatandaşlarına ve sakinlerine yarar sağlamaktadır. Bu, özellikle Avrupa Birliği kurumları ile doğrudan ilişkisi olan kişiler açısından önemlidir. Avrupa Parlamentosu tarafından 2001 yılında onaylanmasını takiben, Avrupa Doğru İdari Davranış Yasası, iyi idare ilkesini uygulamaya geçirmek için son derece önemli bir araç haline gelmiştir. Yasa, vatandaşlara, haklarını anlamaları ve elde etmeleri konusunda yardımcı olur ve açık, verimli ve bağımsız bir Avrupa idaresinde kamu çıkarlarını destekler. Yasa, iyi idare ilkesini daha somut hale getirerek, en yüksek idare standartlarının teşvik edilmesini sağlar. Ayrıca, memurların kamu ile olan ilişkileri için faydalı bir rehber görevi görür. Yasayı onaylarken, Avrupa Parlamentosu aynı zamanda Avrupa Ombudsmanına kötü idarenin meydana gelip gelmediğini incelerken Yasa’yı uygulaması konusunda çağrı yapan bir idari kararı da kabul etmiştir. Dolayısıyla Ombudsman, araştırmaları sırasında ve iyi idareyi teşvik etmek için yaptığı sorunları önleyici çalışmalarında Yasa’ya uygun göndermeler yapar (Avrupa Birliği, 2013: 4).

 

Avrupa Ombudsmanı’na yapılan şikayetlerde her vatandaşın bir hakkı bulunmaktadır. Aynı zamanda bu hak birliğin vatandaşlarının Temel Haklar Şartı (madde 43) ile teminat altına alınan temel haklardan birisidir. Şikayette bulunan kişinin kişisel olarak kötü idareden etkilenmiş olması veya durumla ilgili bir özel bağlantısının olması gerektiğine dair hiçbir gereklilik de bulunmamaktadır. Bu noktada iyi idare hakkını daha somutlaştırmak faydalı olacaktır.

 

 

İyi İdare Hakkı (Avrupa Birliği Temel Haklar Şartı’nın 41. Maddesi)

  1. Herkes, işlerinin Birliğin kurumları, organları ve ajansları tarafından tarafsız ve adil bir şekilde ve makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahiptir.
  2. Bu hak şunları içermektedir:
    –   Herkesin, kendisini olumsuz şekilde etkileyebilecek herhangi bir işlemin yapılmasından önce görüşlerinin dinlenmesini isteme hakkı;
    –   Herkesin, kendi dosyasına erişme hakkı ve meşru gizlilik çıkarlarına ve mesleki ve ticari gizliliğe saygı gösterilmesi;
    –   İdarenin, kararları konusunda gerekçe gösterme yükümlülüğü.
  3. Herkes, Birliğin kuruluşları veya görevlilerinin, görevlerinin ifası sırasında yol açtıkları her türlü zararı, Üye Devletlerin yasalarındaki ortak genel ilkelere göre Birliğe tazmin ettirme hakkına sahiptir.
  4. Herkes, Birliğin kuruluşlarına, Antlaşmaların lisanlarından birinde mektup gönderebilir ve kendisine aynı lisanda cevap verilmesi zorunludur.

 

 

Yasa’nın, Temel Haklar Şartı’nın ve genel olarak Avrupa Birliği hukukunun eksiksiz ve doğru şekilde uygulanması, memurların iyi idare ilkelerini anladığı ve içselleştirdiği idari bir hizmet kültürünün var olmasına dayanmaktadır. Haziran 2012’de, bir halk müzakeresini ardından, Ombudsman, Avrupa Birliği kamu idaresinin sadık kaldığı, etik standartların yüksek düzeyli bir ana fikrini yayınlamıştır. Bunlar aşağıdaki beş kamu ilkesi halini almıştır (Avrupa Birliği, 2013: 8-11).

AB memurlarına yol gösterecek olan kamu hizmeti ilkeleri:

 

  1. Avrupa Birliği’ne ve onun vatandaşlarına bağlılık: Memurların, Birliğin kurumlarının, Birliğin ve onun vatandaşlarının, Antlaşmaların amaçlarını yerine getirmedeki menfaatleri için var olduklarının bilincinde olmaları gerekmektedir. Sadece bu menfaatler doğrultusunda önerilerde bulunup kararlar vermelidirl
  2. Bütünlük: Memurlar görgü kuralları kapsamında hareket etmelidirler ve daima kamunun onları dikkatle izlediğini göz önünde bulunduran bir şekilde davranmalıdırlar. Bu zorunluluk, sadece yasa çerçevesinde hareket ederek tamamıyla yerine getirilmemektedir.
  3. Nesnellik: Memurlar tarafsız ve açık fikirli olmalıdırlar, bulgular doğrultusunda hareket etmelidirler ve farklı bakış açılarını duymaya istekli olmalıdırlar. Hataları kabul etmeye ve düzeltmeye hazır olmalıdırlar. Karşılaştırmalı değerlendirmeler içeren işlemlerde, memurlar, önerilerini ve kararlarını, sadece değerlere ve kanunun açıkça belirttiği diğer faktörlere dayandırmalıdırlar, ayrıca ayrımcılıktan da uzak durmalıdırlar.
  4. Diğerlerine saygı: Memurlar, birbirlerine ve vatandaşlara karşı saygılı hareket etmelidirler. Kibar, yardımsever, işbirlikçi olmalıdırlar ve işlerinin zamanında yapmalıdırlar. Diğer kişilerin ne söylediğini anlamak için gereken bir çaba göstermelidirler ve sade bir dil kullanarak kendilerini açıkça ifade etmelidirler.
  5. Şeffaflık: Memurlar faaliyetlerini açıklamaya ve hareketlerinin nedenlerini belirmeye istekli olmalıdırlar. Düzgün kayıt tutmalıdırlar ve kamunun, bu kamu hizmeti ilkelerine uymaları dahil olmak üzere davranışlarını dikkatle incelemesini hoş karşılamalıdırlar.

İlkeler bu şekilde kamu idaresinin kalitesinin yükselmesini sağlamakta, hukukun üstünlüğünü sağlamlaştırmakta ve takdir yetkisinin gelişigüzel kullanılmasını daha imkansız hale getirmektedir. Ombudsman, ilgili olduğunda, Avrupa Birliği’nin kurumları, organ, ofis ve ajanslarının faaliyetlerindeki olası kötü idare durumlarını araştırırken bu ilkelere başvurur (Avrupa Birliği, 2013: 11).

 

Avrupa Doğru İdari Davranış Yasası da bu çerçevede düzenlenmiş olup, 27 maddeden oluşmaktadır. Konu  bütünlüğü açısından bu maddelerin incelenmesine girişilmeyecektir.

 

– Uygar Tul –

 

SON YAZILAR
İLGİLİ HABERLER

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.