1. Parça için lütfen bakınız…: https://www.siyasalhayvan.com/almanyada-sivil-toplum-kuruluslari-1-parca/

 

2 – PDF – İkinci Bölüm – Almanya’da Dernekler

(İKİNCİ PARÇA)

(NOT: Bu çalışma parçalar halinde paylaşılmakta olup, kaynakçası son bölüm ile birlikte verilecektir.)

 

  1. ALMANYA’DA SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI

Almanya’da sivil toplum kuruluşlarının sınıflandırılması ve bir yelpaze üzerinde yayılması, her devlette olduğu gibi, kendi yönetim şekli ve gelenekleriyle belirlenmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde sivil toplum kavramı anlatıldı ve özetle tarihsel sürecine bakıldı. Bu noktada Alman sivil toplumunun tarihsel gelişimine girilmeyecek; ancak yeri geldikçe dernek ve sendikalarla ilgili bu bilgiler aktarılacaktır.

Almanya’da sivil toplum kuruluşlarının örgütlenme şekilleri şu şekilde sınıflandırılabilir: Vakıflar, yerel sulh mahkemesine kayıtlı ve kar amacı gütmeyen dernekler (ideal dernekler), sosyal dernekler (kayıtlı ve hukuki tüzel kişiliği olmayan), kar amacı gütmeyen kısa vadeli sermaye şirketleri ve anonim şirketleri, tüketiciyi koruma örgütleri, yurttaş hareketleri, gruplar ve yurttaşlık girişimleri, hakları savunma örgütlenmeleri: Partiler, sendikalar, konut ve sosyal kooperatifler, kendilerine yardımlaşma kurumları, dini cemaatler ve ilgili kuruluşlar, iktisadi dernekler, yabancılara ait dernekler ve yabancı dernekler (Yardımcı, İç İşleri Bk. , 2013: 11).

Görüldüğü gibi Almanya’da sivil toplum alanındaki sınıflandırma bir hayli karmaşık görünmektedir. Bu çalışmada daha anlaşılır olabilmesi açısından; sendikalar, vakıflar, dernekler ve meslek kuruluşları olarak ele alınarak anlatılacak olan Alman sivil toplum kuruluşları; daha kolay anlaşılması açısından örneklerle açıklanacaktır.

Genel anlamda sivil toplumu açıklayabilmek için Alman hukuk sisteminin bu konuya bakış açısını bilmek gerekir. Dernek kavramı, Alman Kamusal Dernekler Hukukunun Düzenlenmesi Hakkında Kanunda: “Bu kanunda adı geçen dernek, hukuki düzenlemelerine bakılmaksızın, birden fazla gerçek veya tüzel kişinin uzun bir süre için ortak bir amaç etrafında ve gönüllü olarak bir araya geldikleri ve organize bir irade oluşumuna tabii olan her türlü teşekkülü ifade eder.” Şeklinde tanımlanmıştır. Alman hukukunda, Alman vatandaşlarının dernek kurma özgürlüğü, Alman anayasasının 9. Maddesinde “Her Almanın, dernek ve birlik kurma hakkı vardır.” Denilerek ifade edilmiştir (Yardımcı, İç İşleri Bk. , 2013: 16).

Buradan da anlaşıldığı üzere Almanya’da sivil toplum örgütleri genel anlamda dernek kavramı ile ifade edilmektedir. Yerel, bölgesel ve eyaletler ile federal düzeyde örgütlenmiş dernek, vakıf ve sendikalar görülebildiği gibi, uluslararası alanda kendilerini ifade etmek için örgütlenmiş olanları da bulunmaktadır. Almanya’da yaklaşık 600.000 civarında dernek bulunmaktadır. Bunların tümünü incelemek mümkün olamayacağından, basit bir sınıflandırma altında örneklendirme yoluna gidilerek tanıtılacaklardır.

Bu noktada son olarak Almanya’da sivil toplum alanında görev yapan kurumları saymak gerekirse;

  • Maliye Bakanlıkları (Bundesministerium der Finanzen): Almanya’da faaliyette bulunan derneklerin iş ve işlemleri ile ilgili asıl denetim, Maliye Bakanlığı tarafından yapılmaktadır. Eyaletlerde bu görevler genellikle Maliye Bakanlıkları adına vergi dairelerince yapılır.
  • Sulh Mahkemeleri (Amtsgericht): Alman Hukuku’na göre derneğin iktisadi bir amacı yoksa tüzel kişiliğini kazanması tescil sistemine tabidir. Alman Medeni Kanunu’nun tescille yetkili kıldığı organ ise derneğin yerleşim yerinin yargı çevresinde görev yapan sulh mahkemeleridir.
  • Federal Anayasayı Koruma Dairesi (Bundesamt für Verfassungsshutz): Almanya’da faaliyette bulunan dernekler, eyalet İçişleri Bakanlıkları bünyesinde kurulan Anayasayı Koruma Dairesince denetlenmektedir. Bu daireler, eyaletler bazında teşkilatlanan bir birim olur, eyalette bulunan derneklerin faaliyetlerinin anayasaya aykırı, şiddet ağırlıklı veya terör kapsamında olup olmadığını değerlendiren bir dairedir (Yardımcı, İç İşleri Bk. , 2013: 13-15).

 

2.1. Dernek Kavramı

Dernek, çoğu durumda genel bir yarar için çalışmak, sorumluluklar almak ve sosyal gelişmeler karşısında bir ölçüde etkili olmak üzere kişilerin bir araya gelmesiyle oluşan, gönüllülük esasına dayanan ve kar amacı gütmeyen kişi topluluğudur. Bir başka tanım uyarınca, dernek az çok kalabalık bir kişi topluluğunun belirli bir amacı sağlamak veya ortak olan bir menfaati gerçekleştirmek üzere oluşturduğu tüzel kişidir (Sezer, 2008: 4).

Dernekler kişi topluluğu olarak bir çok farklı alanda faaliyet göstermektedirler. Dernek terimi üst bir tabir olarak bir çok sivil toplum kuruluşunu ifade etse de, bunları birbirinden ayırma noktasında amaçlarından faydalanıldığı görülür.

Sosyoloji olarak sendikalar ve siyasi partiler de dernek türü örgütlenmeyi esas alırlar. Hukuksal açıdan ise parti ve sendikalar kural olarak dernekler hukuk rejimine bağlıdırlar. Bu nedenle sendikalar için mesleki dernek, siyasi partiler için de siyasi dernek ifadeleri kullanılmaktadır. Birer özel hukuk tüzel kişisi olan bu örgütlenmelerin ortak bir kategoride toplanmaları, tarihsel açıdan gelişimleriyle bağlantılıdır. Tarihsel olarak dar anlamda derneksel örgütlenme siyasi parti ve sendikalardan önce ortaya çıkmış, sendika ve siyasi partiler de süreç içinde buradan evrimleşmişlerdir.

Derneklerin amaçları birbirinden çok farklıdır. Dernek türlerinin en ayırıcı özelliği amaç unsuru olarak karşımıza çıkmaktadır. Dar anlamda derneklerin amacı çok çeşitli olabilir ve sanatsal, kültürel, sportif, bilimsel, edebi, ideolojik, siyasi, mesleki ya da dinsel amaçlarla dernek kurulabilir. Sendikalarda mesleki amaç, siyasi partilerde ise siyasi amaç ön plana çıkmaktadır. Bu bağlamda sendikalar, işçi ve işverenlerin çalışma ilişkilerinde, ortak ekonomik-sosyal hak ve menfaatlerini geliştirmek için geliştirdikleri kuruluşlardır. Siyasi partiler ise, halkın desteğini sağlamak suretiyle devlet mekanizmasının kontrolünü ele geçirmeye veya sürdürmeye çalışan, sürekli ve istikrarlı bir örgüte sahip dernek türleridir (Sezer, 2008: 5-6).

İşte tam da buradan hareketle çalışmanın ikinci bölümü altında sivil toplum kuruluşları anlatıldıktan sonra son bölümde siyasi partiler, Almanya’daki örnekleriyle tanıtılmaya çalışılmıştır.

 

2.1.1. Almanya’da Dernekler

            Almanya’da bugünkü anlamıyla dernekler ilk defa 19. Yüzyılda kurulmaya başlanmıştır. İlk başlarda sadece siyasi amaçlı dernekler kurulmuş, ancak çok geçmeden sosyal amaçlı dernekler de kurulmaya başlanmıştır. Bugün itibariyle eğitim ve spor alanında faaliyet gösteren derneklerin sayısı daha fazladır, siyasi amaçlı olanlar ise yok gibidir (www.dernekler.gov.tr).

1896 tarihli Alman Medeni Kanunu derneklere ilişkin düzenleme getirmiştir. Kamusal dernek hukukuna ilişkin ilk düzenleme 1908 tarihli İmparatorluk Dernek Kanunu ile yapılmıştır. 1919 Weimar Anayasası (md. 123.124) dernek özgürlüğünü güvence altına almıştır. Weimar Anayasası aynı zamanda sosyal haklara yer veren ilk birkaç anayasadan bir tanesidir ve bu Anayasa ile işçilere ve işverenlere sendika kurma özgürlüğü tanınmıştır.

1933 yılının başında başbakan olan Hitler, öncelikle sosyalist ve komünist partileri kapatmış, ardından tüm işçi ve işveren sendikalarının faaliyetlerine son vermiştir. Nazi iktidarı ilk icraatlarından biri olarak anayasanın 123. ve 124. Maddelerini askıya alarak dernek ve toplantı özgürlüğünü ortadan kaldırmıştır.

1949 tarihli Alman Anayasası’nın 9. Maddesi “dernek kurma özgürlüğü” başlığını taşımaktadır. İlk iki fıkraya göre “Bütün Almanlar dernek, ortaklık ve şirket kurma hakkına sahiptirler. Amaçları ya da eylemleri ceza hukukuna aykırı olan ya da anayasal düzene ya da ulusların anlaşması düşüncelerine aykırı olan dernekler kapatılırlar.” 3. Fıkra ise çalışma ve ekonomik koşulları geliştirmek ve korumak amacıyla her bireye ve tüm mesleklere örgütlenme özgürlüğü tanımıştır. Yürürlükte olan bu anayasada sendikal örgütlenmeler genel olarak dernek kurma özgürlüğüne ilişkin madde içinde ayrı bir bentte garanti altına alınırken, siyasi partiler ayrı bir maddede güvence altına alınmış ve sınırları belirtilmiştir (Sezer, 2008: 27 – 28).

Alman dernekler kanununa göre derneklerin sınıflandırılması ilk olarak iki başlıkta ele alınmaktadır:

  • Hak Ehliyeti Olan Dernekler (Tüzel kişiliğine sahip),
  • Hak Ehliyeti Olmayan Dernekler (Tüzel kişiliği olmayan).

Hak ehliyeti olan dernekler de kendi içerisinde:

  • İktisadi Dernekler,
  • İktisadi Olmayan (ideal) dernekler olarak ayrılmaktadırlar.

Kayıtlı derneklere ilişkin kısım düşünüldüğünde, kayıtlı ve kayıtlı olmayan dernekler şeklinde bir ayrım daha yapmak mümkündür. Bunun dışında Alman Medeni Kanununun derneklere ilişkin kısmında yabancı derneklerden söz edilmektedir. Ancak bu konudaki asıl düzenleme Alman Dernekler Kanununda bulunmaktadır. Sonuç olarak Almanya’da yerli, yabancı derneklerden söz edilebilir (İkizler, 2008: 413 – 417).

Bir derneğin yabancı dernek kategorisine girip girmediğine karar vermek için üye sayısından ziyade derneğin karar vericilerinin uyruklarına ve eğer varsa farklı uyruklardaki karar verici üyelerin, yerlilere oranına bakılmaktadır.

 

“Derneklerin kuruluşunda tüzel kişiliğe sahip ve sahip olmayan dernekler arasında ayrım yapılmaktadır. Alman Medeni Kanunu’na göre hak ehliyeti olan derneklerin kurulabilmesi için öncelikle kurucular arasında bir kuruluş sözleşmesi yapılması gerekir. Bu sözleşme dernek tüzüğünü oluşturan sözleşmedir. Bu şekilde kurulan ve tüzel kişiliği kazanmayı amaçlayan dernek, en az 7 gerçek veya tüzel üyeye sahip olması ve tüzüğünün de uygun olması halinde, noter tarafından derneği temsil etmeye yetkili kişileri gösterir belge ve tüzük örneği ile birlikte dernek yönetim işlerinin yapıldığı yerdeki sulh mahkemesine dernekler kütüğüne tescil için başvuru yapması gerekir. Yerel sulh mahkemesinin dernekler kütüğüne kayıtla birlikte dernek, hukuki tüzel kişiliği kazanıp kayıtlı bir dernek statüsüne haiz olmaktadır. Dernekler kütüğüne kaydolduktan sonra, derneğin adına kütüğe kayıtlı olduğunu belirtmek üzere “e.V.” (kütükte tescilli dernek) ibaresi eklenir.

İktisadi dernekler, kayıtlı olan derneklerden farklı olarak hak ehliyetlerinin kazanılmasında izin sistemine tabi kılınmıştır. Bu iznin verilmesinde yetkili mercii, Almanya’nın yönetim yapısı içinde eyalet kanunlarına göre farklılık arz etmektedir. İktisadi dernekler, eyalet kanunlarında belirtilen ilgili resmi makamın izni ile (başbakanlık, iç işleri bakanlığı, kaymakamlık, il veya ilçe emniyet müdürlüğü) tüzel kişilik kazanır. Bu tip derneklerin kurulabilmesi için kayıtlı olan diğer dernekler gibi en az 7 gerçek veya tüzel kişinin üye olması gereklidir.

Alman hukukuna göre hak ehliyeti olmayan bir derneğin kurulması için iki kişi yeterlidir. Ancak bu şekilde kurulan dernekler adi ortaklık niteliğinde olup Alman dernekler kütüğünde kayıtlı olamazlar. Ayrıca bu derneklerin tüzel kişiliğe ve dolayısıyla da hak ehliyetlerine sahip olmadıkları kabul edilmektedir. Bununla birlikte Alman Federal Yüksek Mahkemesinin 2001 tarihli içtihat kararı ile bu derneklerin gerçekleştirdikleri işlemlerden dolayı dernek üyelerinin dışında derneğin de dava edilebileceği kabul edilmiştir.” (Yardımcı, İç İşleri Bk. , 2013: 16 – 18).

İktisadi olmayan derneklere, ideal dernekler de denilmektedir. İdeal dernekler, iktisadi derneklerin aksine, asıl amacı iktisadi bir işletmenin işletilmesi, bu yolla mal varlıksal bir kazancın elde edilmesi olmayan derneklerdir. İktisadi bir işletmenin ideal amaca ulaşmak için işletilmesi ise iktisadi olmama özelliğine zarar vermez. Bu anlamda bir musiki derneğinin üyelerine ucuz musiki kitapları sağlamaya ve satmaya yönelik iktisadi faaliyetleri onu iktisadi dernek kapsamına sokmaz. Yeter ki bu faaliyet yan amaç niteliğini aşmasın. Alman hukukunda iktisadi olmayan derneklere bu şekilde iktisadi faaliyetlerde bulunma olanağı (ayrıcalığı) da tanınmaktadır, bu durum doktrinde “yan amaç muafiyeti” şeklinde adlandırılmaktadır. İdeal derneğin hak ehliyetinin kazanmasında dernek siciline kayıt, kurucu etkiye sahiptir. Dernek, dernek siciline kayıtla hak ehliyetini/tüzel kişiliğini elde eder. Oysa iktisadi dernekler için hak ehliyeti kazanma anı ilgili yetkili makamdan alınan izin anıdır, sonraki aşama olan sicile kayıt yalnızca bildirici etkiye sahiptir. Böyle bir anın olmadığı derneklere ise hak ehliyeti olmayan dernekler karşılık gelir. (İkizler, 2008: 416).

Yabancılara ait dernekler, Alman hukukunda, Alman Dernekler Kanununun 14. maddesinde anlatılmaktadır. Üyelerinin tümü veya çoğunluğu Avrupa Birliği’ne üye bir ülkenin yabancı vatandaşlarından oluşuyor ise bu dernekler yabancı dernekler olarak kabul edilemez. Alman Hukukunda; bir derneği oluşturan kişilerin yerleşim yeri Almanya, fakat uyruğu yabancı bir devlet ise; Almanya’da kurulan, örgüt ve faaliyeti Almanya’da olan bu dernek, bir Alman derneği değil, “yabancılara ait dernek” sayılmaktadır. Örneğin Almanya’da ikamet hakkına sahip Türk vatandaşlarının kuracağı dernek “yabancılara ait dernek” sayılmaktadır. Bu derneklere uygulanan yasaklar, Alman derneklerine uygulananlardan daha geniş tutulmuştur (Yardımcı, İç İşleri Bk. , 2013: 19 – 20).

Aşağıdaki tablolarda Almanya’da sivil toplum durumunun ve derneklerin genel durumuyla ilgili 2013 yılına ait güncel bilgiler elde edilebilinir.

 

dernekler

Tablo 1: Almanya’da derneklerin sınıflandırılması.

 

tablo 2

Tablo 2: Almanya ve Türkiye’de Sivil Toplum Kuruluşları Hakkında Sayısal Bilgiler.

 

tablo 3

 

Tablo 3: Almanya ve Türkiye’de Dernekleri Düzenleyen ve Denetleyen Kurumlar.

 

tablo 4

 

Tablo 4: Almanya ve Türkiye’de Derneklerin Kuruluşlarına İlişkin Genel Bilgiler.

 

 

– İ. Uygar TUL –

 

 

 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.