Suriye’de 2011’de halk gösterileriyle başlayan ve daha sonra iç savaşa dönüşen olaylar hakkında ABD’nin izlediği politikalar birbiri ardına sonuçsuz kalmıştır. ABD, olaylar başladığından beri, Suriye’deki iç savaşa askeri olarak müdahale etmekten çok, diplomatik yollarla dahil olmuştur. Arap Birliği ülkeleri arasındaki müttefikleri ve Türkiye aracılığıyla bölgedeki önemli aktörleri, Suriye’de istikrarı sağlamak için adım atmaya çağırmış ve bu devletleri operasyonel anlamda Suriye’deki duruma dahil etmeye çalışmıştır.

İlk başlarda Beşar Esad Rejimin sonlandırılması birincil hedef olarak belirlenmiştir. Fakat bölgedeki otorite boşluğundan faydalanarak kendine büyük bir eylem alanı bulan radikal İslamcı IŞİD terör örgütünün ortaya çıkmasıyla birincil hedef bu örgütün bölgedeki etkinliğinin sona erdirilmesi olmuştur. Çünkü IŞİD terör örgütü, ABD’nin bölgedeki petrol çıkarlarını tehdit etmektedir. 2014 yılının sonlarında ise IŞİD bölgedeki etkinliğini iyiden iyiye artırmış ve en büyük tehdit olarak algılanmaya başlanmıştır.

ABD, bölgedeki iç savaşa koalisyon güçleriyle birlikte askeri anlamda dahil olmak zorunda kalmış ve söz konusu örgüte bir takım hava saldırısında bulunmuştur. Daha sonra müttefiklerinin de askeri müdahalede bulunmasını ve destek sağlanmasını istemiş ve çeşitli müzakereler gerçekleştirilmiştir. Türkiye ile olan müzakerelerde de önceliklerin değiştiği iyiden iyiye anlaşılmıştır. Öyle ki; Türkiye, IŞİD terör örgütüne yapılacak operasyonla birlikte Esad rejiminin de sonlandırılmasını en önemli koşullardan biri olarak öne sürerken, ABD’nin önceliği IŞİD’in etkinliğini sona erdirmek olmuştur. Daha sonra Suriye’deki muhalif güçlerin eğitimi gibi bir takım konularda anlaşmaya varılmıştır. Fakat ABD’nin, Rusya ve İran faktörünü de göz önünde bulundurarak dış politikasındaki değişikliğe devam ederek en sonunda Esad rejiminin yıkılması gerektiği tutumundan vazgeçmiş olduğu söylenebilir. Yani ABD, Suriye sorununda takındığı tavrı önce yumuşatmış, daha sonra da değiştirmiştir. Bu durumda etkili olan faktörler kuşkusuz ABD’nin petrol çıkarları, İran’ın Irak’a yardımcı olması ve ABD ile İran’ın yumuşayan ilişkileri olmuştur. Ayrıca ABD’nin bölgedeki müttefiklerinin Suriye konusunda çeşitli çıkarlarını gözetmesi ve farklı isteklerde bulunması da ABD’nin İran’a olan bakışını değiştirmiştir. Bu yumuşama döneminin sonucunda da İran ile olan nükleer müzakerelerde de ABD’nin sert tutumu yumuşama göstermiştir.

Bu yumuşamalara bölgedeki en önemli müttefik olarak gösterilen İsrail’in tutumu sert olduysa da; Suriye’deki iç savaşın İran yardımıyla sonuçlanması halinde ABD, Rusya’nın bölgedeki en önemli müttefikiyle önemli bir yakınlaşma yaşayacak ve Rusya’nın bölgedeki hakimiyetine büyük bir darbe vuracaktır.

Yazan: Sedat AĞIN

Kaynakça:

1) ERŞEN, Emre, Rusya’nın Yeni Suriye Hamlesi Ne Anlama Geliyor?, Orsam, Mart – Nisan 2015, Erişim: 30.03.2015, https://www.academia.edu/11653060/Rusyan%C4%B1n_Yeni_Suriye_Hamlesi_Ne_Anlama_Geliyor

2) ÖZDAĞ, Ümit, AKBAL, Özdemir, ABD’nin Değişen Orta Doğu Politikası ve İran Faktörü, 21.Yüzyıl Türkiye Enstitüsü, 2015, Erişim: 30.03.2015, http://www.21yyte.org/tr/arastirma/abd/2015/03/19/8151/abdnin-degisen-orta-dogu-politikasi-ve-iran-faktoru

3) The US strategy against Isis is working – for Assad, The Guardian, 6.11.2014, Erişim: 30.03.2015, http://www.theguardian.com/world/2014/nov/06/us-strategy-against-isis-working-well-assad-syria

4) US changes its tune on Syrian regime change as Isis threat takes top priority, The Guardian, 25.01.2015, Erişim: 30.03.2015, http://www.theguardian.com/us-news/2015/jan/25/us-syrian-regime-change-isis-priority

5) Conflicting Policies on Syria and Islamic State Erode U.S. Standing in Mideast, The New York Times, 27.11.2014, http://www.nytimes.com/2014/11/28/world/middleeast/conflicting-policies-on-syria-and-islamic-state-erode-us-standing-in-mideast-.html?_r=0

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.